22 Temmuz 2019
22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 43 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 03:53 Güneş 05:43 Öğle 13:16 İkindi 17:12 Akşam 20:38 Yatsı 22:20
Sevda Noyan

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

Zaten her şey çok güzel değil mi?

Uzun süredir ara verdiğim “Twitter”a tekrar girmeye başlayınca, günden güne sinir katsayım iyice artmaya başladı…

22 yaşında olduğunu yazan bir gencin isyanını okuyunca tepem iyice attı…

Diyor ki bu ergen "Allah'ım ne kadar şanssız bir insanım, bu dönemde yaşıyorum… Bitmeyecek mi bu zulüm?”

Ey bre aklıevvel…

Ne gördün?

Ne yaşadın da bu isyanı ediyorsun?

Nedir seni bu noktaya getiren?

Ne istedin de yapamadın?

Nereye gitmek istedin de gidemedin?

Kiminle görüşmek istedin de görüşemedin?

Okuluna girmen mi engellendi?

İstediğin kıyafetle sokağa mı çıkamadın?

Sadece görünüşün için kolluk kuvvetlerinden dayak mı yedin?

Okuduğun gazeteyi saklamak zorunda mı kaldın?

Sadece afiş asıyorsun diye iki yıl cezaevinde mi yattın?

Sakalını kesmeyi reddettiğin için hocalık yaptığın üniversiteden mi atıldın?

Ailene zarar gelmesin diye fikirlerini özgürce savunmayı mı bıraktın ?

Okulun önünde haklarını savunmak için slogan attığın için, saçlarından tutup sürüklendin mi?

Ya da benim gibi üniversite okuma hakkını kazandığın halde, üniversite Ankara'da ve olayların en yoğun olduğu bölgede olduğu için, ebeveynlerinin gözyaşlarına kıyamayıp, rahat uyusunlar diye bu hakkından vaz mı geçtin?

Bu liste uzar da uzar...

Evet, bu dönemde yaşayan gençler gerçekten çok şanssız…

Davaları yok, çok rahatlar, tüketim odaklı yetiştiriliyorlar, kitap okumuyorlar, bilgi edinmeden fikir ediniyorlar, tembel ve sabırsızlar, ukalalık diz boyu vs vs....

Elbette bunun tam tersi olan pırıl pırıl gençlerimiz de var… Onları acilen tenzih ediyorum...

Hey ergenler (yaşı önemli değil!) geçer yavrum geçer, bunlar da geçer biz neler gördük, ne “süpermen”ler tanıdık… Hepsi geçiyor yavrum, hepsi geçiyor… Geriye sadece adı, bazen o bile bile kalmıyor...

YAZIKLAR OLSUN GALATASARAYLILARA!

Aslında futbol takımı tutmaya çok geç başlamış birisiyim…

Genel olarak sporun çok ötesinde olan bu sektörü çok kınamama rağmen, rahmetli kardeşimden bir miras olarak Galatasaraylı oldum son on bir yıldır...

Ebeveynlerim koyu bir Galatasaray taraftarıdır… Hiç bir maçını kaçırmazlar, evde heyecanla izlerler...

Geçtiğimiz hafta yapılan Galatasaray divan toplantısında, ağzından köpükler saçarak İmamoğlu'nun “Tanrı'nın bir lütfu” (!) olduğunu söyleyen zat, nedense hiç kınanmadı, tam aksine, alkış yağmuruna tutuldu!

Gerçekten yazıklar olsun! Galatasaray ne zaman CeHePe’nin borazancılığına soyundu, çok merak ediyorum…

Bu işe en çok bozulan da annem oldu… Bu zat annem tarafından oldukça ağır bir şekilde kınandı...

ANNELER GÜNÜ OLMASIN!

Oldum olası özel günlerle aram çok iyi değildir… Hattâ bazıları çok saçma gelir… Kapitalist sistemin güzel görünümlü duygusal tuzakları hiç bitmiyor...

Bunların içinde benim kanıma en çok dokunan ise Anneler Günü'dür…

Ebeveyn ve evlat ilişkisi çok acayip bir ilişkidir… Birinden biri rahmete kavuşuncaya kadar sürecek bir bağ bu… Evlatlar kaç yaşında olursa olsun, her zaman küçüktürler ve asla büyümezler…

Ben 56 yaşındayım; annem hâlâ sırtım terli mi, gece üstüm açık mı diye beni kontrol eder… Babam ise farklı konularda beni sık sık sorguya çeker, paraya ihtiyacım var mı, canım birşeye sıkıldı mı gibi...

Bu sevgi asla bir güne sembolik bile olsa sığdırılamaz…

Bir de benim ebeveynlerim gibi genç yaşta ahirete gönderdikleri evlatları varsa, ya da yine genç yaşta annesiz veya babasız kalmış bir evlatsanız bugünler sadece hüzün ve acınızı çoğaltır...

Sonuç olarak böylesi günler çok canımı sıkıyor vesselam...

NOT: “Twitter” acayip bir ortam, kan gövdeyi götürüyor...

Ağıza alınmayacak tehditler, hakaretler vs vs....

Benim “twit”lerime negatif cevap verenlerin ise beni en çok güldüren tarafı, nedense bir hakaret gibi "teyze" diye hitap etmeleri...

Eee, ne var yani, teyze, anne, nine olduysak aklımız yok mu oluyor!

Diğer Yazıları