22 Mayıs 2019
24 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
53 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:44 Güneş 05:34 Öğle 13:06 İkindi 17:03 Akşam 20:28 Yatsı 22:10
Medya

Karagül'den dikkat çeken uyarı

"‘Yerli medya’ için tehlike çanları çalıyor!"

Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni ve Albayrak Yayın Holding İcra Kurulu Üyesi İbrahim Karagül, "Türkiye'deki medya dilini ve gazetecileri" yazdı.

"‘Yerli medya’ için tehlike çanları çalıyor!"

Karagül, “Konvansiyonel’den dijitale dönüşü bir kaçış olarak değerlendirme yerine gerçekten “yeni medya düşüncesi” üretme konusunu bir fırsat olarak kullanan kalıcı olacaktır. Bu, bir Türkiye meselesidir. Ortak meselemizdir. Başımızı öne eğip düşünme zamanı gelmiştir." dedi. 

“Köşe yazarlarının günü kurtarma dışında bir kaygı ile kendilerini zorlama ihtiyacı duymamaları, çoğunun ‘kerhen’ bir yazı yazıp günü kurtarması, iddia ve fikirden çok ‘ilişkiler’ üzerine motive olmaları hazin bir göstergedir” diyen Karagül, “Muhabirlerin, editörlerin, yazı işleri yönetimlerinin iddia ve araştırma kabiliyetini kaybetmesi, bunu bilinçli olarak tercih etmesi, olağanüstü bir ataletin medya mutfaklarına hâkim olması, heyecanın kaybedilmesi, Türkiye’nin esas meseleleri üzerine düşünce üretme merakının azalması, küresel ölçekte tartışmalara ve eğilimlere ilginin neredeyse yok olması büyük bir tehlikedir” ifadelerini kullandı.

İşte Karagül'ün yazısı:

"Türkiye’de “yerli medya”nın geleceği konusunda çok ciddi endişelerimiz var. Finansal, ekonomik güç olarak hiç olmadığı şekilde güç kazanan ancak içerik ve dil olarak hiç olmadığı kadar zayıflayan, kamuoyunu etkileme gücü her geçen gün azalan medyamızın geleceği konusunda çok acil bir şeyler yapılması gerekiyor. Ne yazık ki; bu alanda yeterince çaba harcanmadığını üzülerek görüyorum.

Yeni bir “medya dili” üretilmesi artık bir zorunluluktur. Konvansiyonel medya dili eskimiştir. Haberler üzerine bir medya yapılanması artık gerçekçi değildir. Analiz, yorum, dil ve içerik üretemeyen medya organlarının, medya gruplarının daha da güç kaybedeceği artık aşikârdır. Kendini dönüştüremeyen medya organları ve yapılanmalarının hızlı bir şekilde çökeceğini düşünüyorum.

YERLİ MEDYA NEDEN GERİLİYOR? ENTELEKTÜEL İDDİA NEDEN YOK?

Sosyal medya, dijital medya alanındaki küresel dönüşüm her ne kadar konvansiyonel medyanın çöküşünün ana sebebi ise de, aslında gözle görünmeyen, üzerinde düşünülmeyen bir başka tehlike daha vardır. Yerli medyanın gücünün erimesine neden olan da aslında budur.

O da; yeni bir medya dili üretilememesi, nitelikli medya mensuplarının yetiştirilememesi, içerik üretme gibi bir sorumluluğun ortadan kalkması, sadece siyasetin dilini tevil etmekten öteye geçilememesi, medyanın entelektüel iddialarını tamamen kaybetmesidir.

Köşe yazarlarının hiçbir iddiasının kalmaması, günü kurtarma dışında bir kaygı ile kendilerini zorlama ihtiyacı duymamaları, çoğunun “kerhen” bir yazı yazıp günü kurtarması, iddia ve fikirden çok “ilişkiler” üzerine motive olmaları hazin bir göstergedir.

BAŞARISIZLIĞI, İLGİSİZLİĞİ, TÜKENMİŞLİĞİ SİYASETİN ARKASINA GİZLEME DE NE?

Muhabirlerin, editörlerin, yazı işleri yönetimlerinin iddia ve araştırma kabiliyetini kaybetmesi, bunu bilinçli olarak tercih etmesi, olağanüstü bir ataletin medya mutfaklarına hâkim olması, heyecanın kaybedilmesi, Türkiye’nin esas meseleleri üzerine düşünce üretme merakının azalması, küresel ölçekte tartışmalara ve eğilimlere ilginin neredeyse yok olması büyük bir tehlikedir.

Medyanın ve entelektüel alanın başarısızlık, ilgisizlik, tükenmişlik görüntüsünü siyasi söylemin arkasına sığınarak örtme çabaları daha da vahimdir. Tembelliği siyasetle kamufle etmek tehlikelidir.

Dünya bir buhran döneminden geçerken, Türkiye büyük değişimler yaşarken entelektüel alanda, medya alanında bir şey üretemiyorsak, sıkıntı bizde demektir. Burada hedef, ideal, dava, adına ne derseniz deyin, toplumsal eğilimleri belirleyen hiçbir alanda söz üretemiyoruz demektir.

“KONVANSİYONEL MEDYADAN DİJİTALE GEÇİŞ” BİR KAÇIŞTIR!

“Konvansiyonel medyadan dijitale geçiş” bu dönemde yaygın bir söylemdir. Türkiye’de ve dünyada genel eğilimler, sosyolojik değişimler, yeni kuşakların dili göz önüne alındığında bu kaçış bir yere kadar ikna edicidir. Ama Türkiye’de bu slogan büyük bir dönüşümden ziyade “ayıpları örtme”, “başarısızlıkları örtme” yöntemi olarak kullanılıyor.

Büyük medya grupları, hem sermaye, hem teknoloji hem de insan kaynağı olarak dijital alana büyük yatırımlar yapıyor. En büyük dijital yayın organları medya gruplarına ait. Ama bunların kendi başlarına kaldığını düşünürsek bu yayınların büyük çoğunluğunun ayakta bile duramayacağını görürüz.

BÜYÜK MEDYA GRUPLARI İÇİN ÇOK ZOR BİR DÖNEM BAŞLIYOR

Çünkü hiçbiri kendi insan kalitesini, içerik zenginliğini, medya dilini üretemiyor. Öyleyse “dijitale dönüş” söyleminde de kendimizi kandırıyoruz demektir. Çünkü “dijitale dönüş”ü de konvansiyonel bir akılla, yatırım mantığı ile düşünüyoruz. Buradan sağlam, etkili bir medya gücü oluşturulamayacaktır.

Bu çerçevede büyük medya grupları için zor bir dönem başlıyor. Zaten ekonomik krizler altında ezilen bu yapıların bazılarının birkaç yıla kadar ayakta bile kalamayacak hale gelebileceğini düşünüyorum. Bazı medya organlarının tasfiyesinin bile büyük meblağlar tuttuğu varsayılırsa, medya gruplarının acil olarak “yeni medya düşüncesi”, “yeni medya dili” inşa etme konusunda alarma geçmesi gerekiyor.

KÜÇÜK BÜTÇE VE DAR KADROLARLA ÇOK ETKİN YAYINLARA BAŞLANACAK

Önümüzdeki birkaç yıl içinde, medya alanına yeni sermayeler girecek. Çok daha dar bir kadro ile, çok daha küçük bütçelerle olağanüstü etkin, kamuoyu yönlendirme gücü olan yapılar ortaya çıkacak. Medya havzası yer değiştirecek. Sermaye de reklâm da bu alana kayacak. Ancak dijital yatırımlar yapıp içerik üretemeyenler, dil üretemeyenler, en önemlisi de toplumsal etkinlik kuramayanlar yaptıkları yatırımlarla ortada kalacak.

YABANCI YAYINLAR NEDEN ATAĞA GEÇTİ? NEDİR BU TÜRKİYE MERAKI?

Son dönemde “yabancı” yayınlarının öne çıkmasını izliyorsunuzdur. Bu rastlantısal bir şey değil. Elbette siyasi hedefleri var ama yerli medyanın bıraktığı devasa boşluğa hücum ediyorlar. Deutsche Welle (DW), Sputnik, The Independent, Şarku’l-Avsat benzer yabancı yayınlar Türkiye’ye büyük yatırım yapıyor. ABD, Avrupa, Arap ülkeleri, Rusya, Çin Türkiye’de ciddi medya atağına girişti.

Özellikle S. Arabistan ve BAE, örtülü bir medya yapılanması yürütüyor. Binalar tutuluyor. Kadrolar kuruluyor, harıl harıl yayın hazırlıkları yapılıyor. Yerli medyanın etkisi azalırken yabancı medya organlarının etkisi artıyor.

"MEDYA HAVZASI YER DEĞİŞTİRECEK"

Şunu bilelim: Medya ve kamuoyu iletişimi tamamen nitelik değiştirmiştir. Artık gazeteler üzerinden hatta televizyonlar üzerinden kamuoyu mobilizasyonu zor hale gelmiştir, tercih edilmemektedir. Bunun yerine dijital alan ve sosyal medya hızla güç kazanmaktadır. Facebook, twitter, youtube kanalları ve bunlara daha sonra katılacak benzer iletişim araçları küresel etkileme gücüdür. Siyasette, sosyal alanda, iş dünyasında herkes bu yüzden bu alana yönelmektedir.

Bu alan, ana akım medya mecrası, havzası olacaktır. Dünyada buna yönelik hazırlık yapılırken Türkiye’de yeterli projeksiyon ve yönelim henüz oluşmamıştır. Sosyal medya sektörleşecek, büyük sermaye hareketliliklerine zemin oluşturacaktır. Yine görüntüleme şirketleri ciddi sermaye hareketliliklerinin, birikimlerinin yöneldiği alan haline gelecek, öngörülemez ticari büyüklük ortayla çıkacaktır.

"PARA, TEKNOLOJİ, BİNA YETMEZ. BU BİR TÜRKİYE MESELESİDİR.."

Bütün bunlara yatırım yapın, para harcayın. Büyük binalar tutun, son model teknoloji aktarın. Eğer yeni bir dil üretemezseniz, eğer içerik üretemezseniz, eğer toplumsal etkinliği yeniden kuramazsanız bütün bu yatırımlar boşa gidecektir. Maalesef bugüne kadarki yatırımlar bu sonuçları verememiştir. Eksikliğin nerede olduğu ciddi bir sorundur ve cevabı mutlaka bulunmalıdır.

“Konvansiyonel’den dijitale dönüş”ü bir kaçış olarak değerlendirme yerine gerçekten “yeni medya düşüncesi” üretme konusunu bir fırsat olarak kullanan kalıcı olacaktır. Bu, bir Türkiye meselesidir. Ortak meselemizdir. Başımızı öne eğip düşünme zamanı gelmiştir."