8 Nisan 2020
7 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
5 sa 4 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 05:00 Güneş 06:29 Öğle 13:11 İkindi 16:49 Akşam 19:43 Yatsı 21:07

İzzet Çapa

‘Yaşamayanlar’ ölü doğdu...

Blu TV’nin neredeyse ilk günlerden beri abonesiyim. Özellikle Masum gibi, bence Türk dizi tarihinin en iyilerinden biriyle bu sektöre giriş yaptıkları için, içimde hep “daha iyi olacak” gibi nedensiz bir inanç vardı.

Uzun süre direndim ama 7Yüz’e kadar orijinal yapımlarında keyif aldığım bir dizi açıkçası olmadı. O sırada Netflix, Puhu, Amazon Prime gibi alternatif mecralarda dakikalarımı cömertçe ve çok da keyif alarak harcadım.

Ama ‘Yaşamayanlar’ın daha ilk tanıtımlarını gördükten sonra dedim ki, “Adamlar farketmiş, Blu TV’yi canlandırmak istiyorlar”. Hele bir oyuncu kadrosu var ki, tam şampiyonlar ligi...

Dün gece eve gider gitmez, ilk yerli vampir dizimiz Yaşamayanlar için açtım Blu TV’yi. Ellerim kırılsaydı da yapmasaydım çünkü İzzet İzzet olalı böyle zulüm görmedi!

Hikayeye bir tanıtım yazısıyla girdiler… Güya bu vampir milleti, bizim bildiğimiz gibi gün ışığından falan kaçmazmış. Ve hatta bizim gibi güler, bizim gibi ağlar, kendi hallerinde yaşarlarmış. Dedim herhalde filmlerde vampirlere yapılan haksızlıkları anlatacaklar. Vampir de insan sonuçta. Yeter karanlıkta kaldıkları, verelim el ele, hep beraber yürüyelim aydınlık günlere :)

Neyse dizi başladı. Çekimler fiyakalı, sinematografi iyi. Ee bir de Birkan, Elçin ve Selma gibi en az bir işini izlemiş ve oyunculuklarını çok beğendiğim yeni nesil oyuncuların performansı da eklenirse ‘olur bir iş’ diye düşünüyordum ki; Kerem Bursin belirdi ekranda. Ret Kid misali ya ağzında bir kürdan o yoksa mutlaka sakız çiğniyor.

Çenesini bir tuhaf geriyor, kelimeleri fısıldarmış gibi telaffuz ediyor. Gözler de hep kısık. Duruş Amerikan, Türkçe Amerikan aksanlı.

Senaryo daha da feci… Hele bir çete var ki kim olduklarını, vampirlerle aralarındaki düşmanlığı anlamak mümkün değil; küfrün de dibine vuruyorlar. Tamam bunlar üyelikle girilen platformlar ama insan küfürden başka bir yenilik de arıyor haliyle fakat bulabilmek ne mümkün.

Kerem Bursin ya da dizideki ismiyle Dimitri, kötü vampir. Niyeti dünyayı ele geçirmek. Bir de Birkan Sokullu var, vampirin dibi! Yani adamın dibi gibi! Çünkü asla insanlara zarar vermiyor; canı kan çektiğinde gidip hastanelerden bayat kan içiyor. Ekmek çarpsın yüreğim parçalandı...

İyi de güzelim Elçin Sangu ile Selma Ergeç bu dizide niye varlar, neden onları daha çok parlatmıyorlar?

Vampirler neden İstanbul’da, bunlara bir cevap bulabilmek mümkün değil. Velhasıl ucundan köşesinden korkunç bir dizi beklerken, kara komedi bir parodi izledik ki sormayın gitsin.

Bu oyuncular bu senaryoyu nasıl kabul etti, kimse demedi mi arkadaşlar siz ne yapıyorsunuz yazık günah kariyerlerinize.

Bir kişiye bir sorulmadı mı sizce bu tutar mı diye? O kadar para harcamadan önce hiç mi ön değerlendirme yapılmadı.

Gerçekten hayatımda daha önce bu kadar kötü bir şey izlememiştim. Anlayacağınız, maalesef vampirler ‘yaşamamaya’, Blu TV ‘Yaşamayanlar’dan olmaya devam edecek.

Yorumlar
Diğer Yazıları