15 Kasım 2018
9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 sa 0 dk
Akşam'a kalan süre
İmsak 06:16 Güneş 07:44 Öğle 12:55 İkindi 15:29 Akşam 17:53 Yatsı 19:16
Yasin Girgin

Yasin Girgin

Yargıtay alkollü araç kullananları neden kolluyor?

 
Olan her şeyi bir kadere bağlayabilirsiniz, hiç bir şey üzerinde tasarruf hakkım yok, ne yaparsam yapayım sonuç değişmeyecek diyebilirsiniz. Ya da meydana gelen sonuçların bir nedene bağlı olarak ortaya çıktığını kabul edebilir ve bu nedeni değiştirerek sonuçları değiştirmeye gayret gösterebilirsiniz. 
 
Gerçekte ise olaylar örgüsü o kadar karmaşıktır ve iç içe geçmiştir ki sonuçlar tek bir nedene bağlanamaz. Bir sonucu doğuran bir çok neden bir araya gelir ve sonuç ortaya çıkar. Bu nedenlerden bir tanesinin ortadan kalkmasıyla sonuç da değişir. 
 
*****
 
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinde;alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiş.
 
Yine Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklanmıştır.
 
Konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
 
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
 
******
 
Bütün bu düzenlemeler güzel. Ama Kanunların uygulama şeklini Yargıtay nasıl anlıyor?
 
Yargıtay'a göre, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.
 
Böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
 
Yani, alkollü sürücü kazaya karıştığında sigortadan tazminat alma hakkına sahip. Sigortacı kazanın alkol nedeniyle meydana geldiğini ispat edemezse, hasar bedelini paşa paşa ödemek zorunda.
 
Yargıtayın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimseniyor. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
 
*****
 
Hukuk, toplumları geliştirmekte, insanların davranışlarını şekillendirmekte kullanılan bir araçtır. Nasıl ki, twitterda hakaret edenler bunun karşılığında tazminat ödeyeceklerini öngörürlerse, çoğunlukla o hakaret içerikli tweeti atmaktan vazgeçerler; alkol aldıktan sonra direksiyon başına oturanlar da kazaya karıştıklarında kazanın alkolden kaynaklı olup olmadığına bakmaksızın cezalandırılacaklarını bilirlerse, eve araçlarını bizzat kendileri kullanarak dönmezler.
 
Örneğin Amsterdam'da bir yaya ile bisikletli çarpıştığında yayanın haksız olduğu peşinen kabul edilmiştir, bunun sonucunda Amsterdam dünyanın bisiklet kullanılabilecek en iyi şehri haline gelmiştir. 
 
*****
Yargıtay'ın da korunan değeri tespit ederken düştüğü bu hatadan vazgeçmesini diliyorum. Korunan değer insanlarımızın trafikte can güvenliği olmalıdır, alkol ya da uyuşturucu madde etkisinde araç kullanma özgürlüğü değil...
 
Diğer Yazıları