14 Ağustos 2020
24 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 52 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 04:28 Güneş 06:06 Öğle 13:14 İkindi 17:03 Akşam 20:12 Yatsı 21:42
Popüler Haberler

Yahya Kemal Beyatlı Ayasofya hakkında ne dedi? Yahya Kemal'in Ayasofya sözleri...

Yahya Kemal Beyatlı'nın Ayasofya sözlerini merak edenler internette araştırmalara başladı. Ayasofya'nın tekrar ibadete açılması sonrası Cumhrbaşkanı Erdoğan ulusa sesleniş konuşması yaptı. Konuşmada Yahya Kemal Beyatlı'nın Ayasofya hakkında sözlerini paylaştı. Peki Yahya Kemal Ayasofya hakkında ne dedi? İşte detaylar...

Yahya Kemal Beyatlı Ayasofya hakkıda ne dedi merak edilen sorulardan biri oldu. Tekrar cami olarak ibadete açılan Ayasofya-i Kebir camii sonrası müslümanlar Yahya Kemal hakkında araştırmalara başladı. Peki Yahya Kemal Ayasofya hakkında ne dedi? İşte detaylar...


YAHYA KEMAL BEYATLI AYASOFYA HAKKINDA NE DEDİ?

“(…)Mütâre­keden sonra maziye karşı daüssılam arttı. Kendimi avut­mak için tek başıma İstanbul'da geziniyordum. Bu şehirde geçen beş asırlık hayâtımızın safhalarını birer birer his­settikten sonra gönlüm bir merhalede tevakkuf etti. Fâtih'in Edirne'den İstanbul üzerine yürüdüğü 857 sene­sinin baharını hissettim Edirne'den İstanbul üzerine o yü­rüyüş; yirmi iki yaşında bir çocuk olan o Fâtih; Kostantaniyye fethine dâir bir hadîs'in müjdesini hisseden o as­ker; târihin en büyük faslını açmağa gelmiş olan o ejder gibi toplar Gelibolu'dan gelen o bin bir yelkenli beyaz do­nanma; hâsılı o safha kalbimde canlandı. Rumeli askerlerini yıldırım gibi boşaltarak kırdığı Edirnekapı ve Tekfur Sa­rayı burçlarının üstünde oturdum. Zağanos Paşa'nın elli yedi gün Türk hamlesiyle yıkmağa çalıştığı Eğri Kapı ve Haliç kulelerini gezindim. Yedikule'den Eyüb'e kadar Türk ordularının bir sel gibi taştığı uzun yolda yürüdüm. Topkapı'dan Edirnekapı'ya kadar giden büyük sûrun orta kapısından şehre girdim. 857 seneden beri İslâm'ın muntazır olduğu o sabahı, o büyük saatleri, o coşkunluğu, o sevinci bütün kalbimle hissettim.

Fakat bu gördüğüm rü'yâ maziydi.

YAHYA KEMAL BEYATLI KİMDİR?

2 Aralık 1884 yılında Üsküp’te dünya gelmiştir ve asıl adı Ahmed Agah’tır.

Babası; Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey’in oğlu, annesi ise şair Lefkoşalı Galib’in yeğenidir.

Yahya Kemal Beyatlı - Timeturk Haber

Çocukluğu Üsküp’teki Rakafço Çiftliği’nde geçen Yahya Kemal Beyatlı, yaşadığı yerin etkilerini eserlerine de yansıtmıştır.

İlköğrenim eğitimini Üsküp’te gören Yahya Kemal Beyatlı, lise öğrenimine de yine Üsküp’te başlamış aynı zamanda Arapça ve Farsça dersleri de almıştır. 1902 yılında İstanbul’a gelerek lise öğrenimini Vefa Lisesi’nde sürdürmüştür.

Jön Türkler akımından etkilenerek 1903 yılında Paris’e kaçan Yahya Kemal Beyatlı, Meaux Kolejinde Fransızcasını geliştirmiştir.

1904 yılında ise Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne başlayan Yahya Kemal Beyatlı, Jön Türklerle de diyologa girmiş, dönemin ünlü kişileriyle tanışmıştır.

9 yıl Paris’te kalan Yahya Kemal Beyatlı, 1912 yılında İstanbul’a dönmüş, 1913 yılında ise Darüşşafaka’da edebiyat ve tarih öğretmenliği görevlerinde bulunmuş, Darülfünun’da da çeşitli derslere öğretmenlik yapmıştır.

Aynı zamanda, “Süleyman Sadi” takma adıyla birçok gazetede makaleleri yayınlanmıştır.

Sanat, tarih ve milliyetçilik konularındaki yeni fikirlerini, sohbetler aracılığıyla aydın çevrelere aktarmış ve benimsemelerini sağlamıştır.

Birinci Dünya Savaşı döneminde Ziya Gökalp’ın çıkardığı Yeni Mecmua’da ilk kez şiirleri yayınlanan Yahya Kemal Beyatlı, arkadaşlarıyla birlikte “Dergah” isimli dergiyi kurarak, iki boyunca şiirlerinin ve makalelerinin yer aldığı bu dergiyi yayınlamaya devam etmiştir.

Hakimiyet-i Milliye gazetesine başyazar olan Yaşar Kemal Beyatlı, 1922 yılında Lozan’a giden Türk heyetine de müşavir olarak katılmıştır.

Sonrasında ise İstanbul, Yozgat, Tekirdağ ve Urfa milletvekilliği görevini yapmış, Madrit, Varşova, Lizbon elçiliğinde bulunmuştur.

Bir yıl kadarda Pakistan elçiliğinde bulunduktan sonra emekli olarak İstanbul’a dönen Yahya Kemal Beyatlı, 1958 yılında hayatını kaybetmiştir.

Edebi Kişiliği:
Paris’e siyasi amaçlarla gitmiş olmasına rağmen burada siyasetten daha çok sanatla ilgilenmiştir.

Fransız şair ve eserlerinden etkilenmiş böylece Hamid ve Servet-i fünun etkisinden kurtulmuştur.

Yahya Kemal Beyatlı, klasik divan şiiri tarzını, batı şiirlerindeki bütünlük anlayışıyla birleştirmiştir. Osmanlı’nın aruz kalıplarını, neoklasik tarzla bir araya getirerek yeni baştan şekillendirmiştir. “Ok” şiiri dışındaki tüm şiirlerini aruz ölçüsüne göre yazan Yahya Kemal Beyatlı, Farsça ve Arapça kelimelerden de vazgeçmemiştir.

Osmanlı hayranı olan şair, bu hayranlığını şiirlerine de yansıtmıştır. Lirik-epik şiirlerinde daha çok İstanbul, doğa, aşk, sonsuzluk ve ölüm konularını ele almıştır.

Yahya Kemal Beyatlı, yaşarken eserlerinin hiçbirini kitapta toplamamıştır. Yahya Kemal öldükten sonra eserleri, Yahya Kemal Enstitüsü tarafından kitap haline getirilmiştir.

Yahya Kemal Beyatlı Eserleri:
Şiirleri :
1961- Kendi Gök Kubbemiz
1962- Eski Şiirin Rüzgarıyla
1963- Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş
1976- Bitmemiş Şiirler

Yazıları:
1964- Aziz İstanbul
1966- Eğil Dağlar
1968- Siyasi ve Edebi Portreler
1971- Edebiyata Dair
1973- Çocukluğum Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım
1975- Tarih Musahabeleri
1977- Mektuplar- Makaleler

Bir gün Ayasofya minaresinden ezan okunduğunu işittim. 857 senesinin o sa­bahından beri asırlarca günde beş defa okunmuş olan bu ezan, hâl-i vâki'di. Bu ezanı dinlerken Fâtih'i asıl mânâsıyle ilk defa idrâk ettim!

Yine bir gün pâdişâhlarımızın Topkapı Sarayında Revan Köşkü'nü ziyaret ediyordum; uzaktan Kur'an oku­nuyordu, yavaş yavaş sese doğru yaklaşırken nereden gel­diğini ziyaretimde rehber olan zâta sordum. Dedi ki: "Hır­ka-i Saadet Dâiresi'nden geliyor."

Peygamberimizin hırkasını sakladığımız cennet gibi yeşil bir odanın türkkâri penceresi önünde durduk. İçer­de iki hafız vardı. Biri ellerini kavuşturmuş gözlerini yum­muş oturuyordu, diğeri diz çökmüş müsterih ve yüksek bir sesle okuyordu, rehberime sordum: "Hırka-i saadet önünde Kur'an ne zaman okunur?" dedi ki: "Dört asırdan beri her saat, geceli gündüzlü."

Yavuz Sultan Selim'in Hırka-i Saâdet'i Mısır'dan ge­tirip bu odadaki mevkiine koyduğundan beri kırk hafız nöbetle Kur'an okur. Türk târihinde bir dakika bile bu­radaki Kur'an sesi kesilmemiştir.

Gezintilerimde bir hakikat keşfettim. Bu devletin iki mânevi temeli vardır: Fâtih'in Ayasofya minaresinden okunan ezan ki hâlâ okunuyor! Selim’in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur'an ki hâlâ okunuyor.

Eskişehir'in, Afyonkarahisar'ın, Kars'ın genç asker­leri siz bu kadar güzel iki şey için döğüştünüz.

Yorumlar