Gündem

"Yabancı büyükelçilere ücreti karşılığında rapor hazırlamak suçtur"

DEVA Partili Metin Gürcan'ın casusluk iddiası ile tutuklanmasının ardından emekli büyükelçi Vahit Özdemir'den dikkat çeken açıklamalar geldi. Türkiye'deki siyasi kişilerin yabancı büyükelçilere ücreti karşılığında rapor hazırlamalarının suç olduğunu belirten Özdemir, yaşanları "vatan hainliği" olarak yorumladı!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) kurucu üyesi Metin Gürcan, "siyasal ve askeri casusluk" suçundan tutuklandı.

Gürcan'ın yabancı diplomatlara ücreti karşılığında rapor yazdığı ve bu temaslarının an be an teknik takibe alındığı ortaya çıktı.

Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Emekli Diplomat ve eski Fransa Türk Öğrenci Birliği Eski Başkanı Vahit Özdemir ise konu hakkında çarpıcı ifadeler kullandı.

"BÜYÜK SUÇTUR!"

"TCK'na göre espiyonaj yani casusluk/ajanlık, ülkemizin siyasi ve askeri sırlarını yabancı ülke casus veya diplomatlarına para karşılığında satmak büyük bir suçtur." diyen Vahit Özdemir, kritik görevlerde bulunan siyasi veya askeri kişilerin deneyimlerini ücret karşılığında analiz veya rapor adı altında yabancı kişilerle paylaşmalarının "vatan hainliği" olduğunu vurguladı.

Özdemir, bünyesinde en fazla vatan hainini barındıran ülkenin maalesef Türkiye olduğunu belirterek şu açıklamaları yaptı;

"Türkiye'deki askeri veya siyasi kişilerin yabancı büyükelçilere ücreti mukabilinde rapor hazırlamaları suçtur ve esasen etik de değildir.

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Münih Başkonsolosluğu, Dışişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, Tokyo Büyükelçiliği, MİT Müsteşar Yardımcılığı ve en son Londra Büyükelçiliği gibi önemli görevlerde bulunan, DEVA Partisi kurucusu ve partinin eski Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Başkanı Emekli Büyükelçi Abdurrahman Bilgiç, "DEVA'da bulunduğu dönemde Metin Gürcan ile birlikte çalıştığını ve "ESPİYONAJ'IN SUÇ OLDUĞUNU" da dile getirmektedir.

Yine meslektaşım Hakan Aytek, "Siyasi casusluk suçundan gözaltına alınan Metin Gürcan dosyası tahtında Türkiye'yi ücreti karşılığında AB Türkiye eski temsilcisi Marc Pierini, İsveç ve İngiltere istihbarat kuruluşlarına raporlayan emekli büyükelçi SK'nin gözaltına alınmasına üst düzeyde müdahale geldiğini" dillendirmektedir.

Emekli büyükelçi SK'nın açılımı: Selim Kuneralp'dir.

Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp, merhum Büyükelçi Zeki Kuneralp'in oğlu, 1922 yılında halkımız tarafından linç edilen Milli Mücadele karşıtı Ali Kemal'in torunu ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un kuzenidir.

2002 yılında Büyükelçi Selim Kuneralp ile AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg'un e-mail mesajlari medyada yer almıştı.

Devrin Dişisleri Bakanı ve Basbakan Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, o zaman Turkiye'nin Stokholm Büyükelçisi Selim Kuneralp'i Merkez'e almak istemiş ancak siyasi baskılardan dolayı Büyükelçi Kuneralp'i Kore'ye sürgün edebilmişti."

 "YILANIN YAVRUSU YILAN OLUR"

Metin Gürcan'ın pazarda sebze-meyve satın alırken değil, istihbarat birimleri ve MİT tarafından takip edilerek gözaltına alındığını da hatırlatan emekli büyükelçi şunları kaydetti;

"İngiliz Kemal veya Artin Kemal namıyla tanınan ve halkımız tarafından Kasım-1922'de linç edilen Ali Kemal'in oğlu Zeki Kuneralp'in İsmet Paşa'nIn özel talimatıyla Dişişleri Bakanlığına "DİPLOMAT" olarak alınması ise bana göre şahsen "FAHİŞ BİR HATAYDI".

"YILANIN YAVRUSU YILAN OLUR" atasözümüzü bilmem hatırlatmağa gerek var mı?"