30 Ekim 2020
16 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 47 dk
Akşam'a kalan süre
İmsak 06:00 Güneş 07:26 Öğle 12:53 İkindi 15:42 Akşam 18:10 Yatsı 19:30
Teknoloji

Müthiş keşif

Virüslerle beslenen iki canlı türü bulundu

İnsanlık yaklaşık 10 aydır bir virüsün yol açtığı salgınla boğuşuyor. Hayvanlardan insanlara geçen ve mutasyon geçirdikten sonra hızla yayılıp, 1 milyona yakın insanı öldüren bu virüsün adı korona. Birçok türü bulunan bu virüs yüzünden 10 milyonlarca insan hastalandı. Milyarlarca insan ise maske, mesafe ve hijyen ile gözle görülmeyen bu varlıktan korunmaya çalışıyor. Ancak virüslerin de bir düşmanı olduğu bulundu. Bilim insanları tek hücreli iki canlının virüslerle beslendiği keşfetti.

Atmosferin en yüksek katmanlarından deniz ve okyanusların en derin noktasına kadar Dünya’nın her yerinde rakamlarla ifade edilemeyecek çoklukta virüs bulunuyor.

Bol oldukları kadar yapıları itibariyle besince zengin olan virüslerin bu amaçla tüketilmemesi bilim insanlarının uzun süredir üzerine kafa yorduğu bir durumdu. 

Besleyici olup da besin zincirinde bulunmamaları mantıklı değildi. Ancak bilim insanları şimdi okuyacağınız araştırmaya kadar virüslerin besin olarak tüketilmelerine ilişkin güçlü kanıtlara ulaşamamıştı.

Independent Türkçe'nin haberine göre, hakemli bilim dergisi Frontiers in Microbiology’de yayımlanan yeni araştırmada choanozoa ve picozoa ismi verilen iki deniz protistinin (Tek hücrelilerden oluşan canlı grubu) virüsle beslendiğini güçlü kanıtlarla ispatlandı. Protistler virüs “avlarını” muhtemelen fagositoz ismi verilen mekanizmayla yutarak yakalıyor ve sindiriyor.

EurekAlert’in aktardığına göre, makalenin yazarlarından ve Bigelow Okyanus Bilimleri Laboratuvarı’ndaki Tek Hücreliler Genomiği Merkezi’nin (SCGC) başındaki Dr. Ramunas Stepanauskas keşiflerine ilişkin şu bilgileri veriyor:

Verilerimiz (bu iki gruptaki) çoğu protist hücrenin bakterilerin değil, bulaşıcı olmayan virüslerin DNA’sını barındırdığını gösteriyor. Bu, bakteriler yerine virüslerle beslendiklerinin güçlü bir kanıtı. Büyük bir sürpriz oldu çünkü bu bulgular virüslerin ve protistlerin denizin yiyecek ağlarındaki rollerine dair mevcut hakim görüşlerle uyuşmuyor.

Araştırma ekibi Atlas Okyanusu’nun kuzeybatısındaki Maine Körfezi’nde ve Katalonya’da deniz yüzeyinden numuneler topladı. Modern tek hücreli genomiği araçlarını kullanan ekip, bin 698 protistin DNA’sını diziledi. SAG ismi verilen tekniğin her bir sonucu, simbiyotik ilişkideki canlıların, sindirilmiş avların, virüsler veya bakterilerin DNA’sını da içeriyor.

Sonuçlar Maine Köfez’indeki protistlerin yüzde 19’unun ve Akdeniz’deki protistlerin yüzde 48’inin bakteri yediğini gösterdi. Ancak virüslere ait genetik veri daha fazlaydı. Maine Körfezi’ndeki protistlerin yüzde 51’inde ve Akdeniz’den alınan protistlerin yüzde 35’inde virüs tespit edildi. Bu virüslerden en yaygını bakterilere bulaşmasıyla bilinen bakteriyofajlardı ve büyük olasılıkla bulaştıkları bakterilerle birlikte protistlerin avı olmuşlardı.

Ancak protist gruplarından yalnızca Maine Körfezi’nde bulunan choanozoa ve picozoa için durum farklı oldu. Kloroplast barındırmadıkları için kendi yiyeceklerini üretmesi mümkün olmayan bu iki grup hakkında bilgiler sınırlı.

Choanozoaların büyüklükleri 3’le 10 mikrometre (Metrenin milyonda biri) arasında değişiyor. Daha küçük olan pizoalarınsa boyutu en fazla 3 mikrometreye kadar çıkabiliyor. 20 yıl önce keşfedilen canlı grubunun beslenme aygıtı bakterilere göre küçük. Bu nedenle nasıl beslendiği belirsizdi. Ancak yeni araştırma bu soruya cevap oldu. Zira bu canlılar küçüklüklerine karşın, 150 nanometreden küçük virüslerin yanında devasa (yüz binlerce kat) kalıyor.

Araştırmada incelenen bu iki gruptaki protistler, diğer protistlerde gözlenenin aksine bakteri DNA’sı taşımıyordu. Araştırmacılar bu nedenle bu iki canlı grubunun her zaman virüs yediği sonucuna vardı.

Makelenin yazarlarından ve Bigelow Okyanus Bilimleri Laboratuvarı’nda araştırmacı olan Dr. Julia Brown, konuyla ilgili "Virüsler fosfor ve azot açısından zenginler. Karbonca zengin bir beslenme düzeni için iyi bir gıda takviyesi olma ihtimalleri bulunuyor." ifadesini kullandı.

Yorumlar