Yaşam

Vazalak ne demek? | TDK anlamı ne?

Vazalak ne demek? TDK Kamuoyunda rahatsız yaratan açıklamaya imza attı. Türk Dil Kurumu (TDK), bazı basın yayın organlarında ve sosyal medyada yer alan “vazalak” kelimesinin tanımına ilişkin oluşan tepkiler üzerine açıklamada bulundu. Peki, vazalak ne demek? TDK anlamı ne? Detaylar haberimizde...

Vazalak ne demek? TDK anlamı ne? TDK, ‘vazalak’ kelimesine ilişkin açıklamada bulundu. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Türk Dil Kurumu kurulduğu günden bu yana Türkçenin söz varlığını derleyip ilgili başlıklar altında yayımlamaktadır. Bu yayınlardan biri de 1932-1960 yılları arasında derleme çalışmalarıyla toplanan halk ağızlarındaki söz varlığını içeren Derleme Sözlüğü'dür" denildi. Peki, vazalak ne demek? Detaylar haberimizde...

TDK'NIN AÇIKLAMASI RAHATSIZLIĞA SEBEP OLDU

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) sözlüğünde Kelimenin ilk karşılığı olarak ‘Geveze, sözünü bilmez’ ve ‘Aptal, serseri’ kelimeleri ve ikinci karşılık olarak da ‘Alevi’, ‘Müslüman olmayıp, öyle görünen’ ve ‘Oruç yiyen’ anlamları yazılması kamuoyunun büyük tepkisini çekti. Maddenin kaldırılması istendi.

vazalak_ifadesi_tepki_Aekti

TDK AÇIKLAMA YAPTI

Türk Dil Kurumu (TDK), bazı basın yayın organlarında ve sosyal medyada yer alan “vazalak” kelimesinin tanımına ilişkin oluşan tepkiler üzerine açıklamada bulundu. TDK’dan yapılan açıklamada, “Derleme Sözlüğü'nün ilk baskısında ağızlardan derlenmiş bir söz varlığı olarak yer alan ‘vazalak’ sözü Büyük Türkçe Sözlük'e de Derleme Sözlüğü yoluyla girmiştir” denildi.

TDK, ‘vazalak’ kelimesine ilişkin açıklamada bulundu. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Türk Dil Kurumu kurulduğu günden bu yana Türkçenin söz varlığını derleyip ilgili başlıklar altında yayımlamaktadır. Bu yayınlardan biri de 1932-1960 yılları arasında derleme çalışmalarıyla toplanan halk ağızlarındaki söz varlığını içeren Derleme Sözlüğü'dür. Türk Dil Kurumunun henüz bir devlet kurumu olmadığı dönemlerde hazırlanan ve ilkin 1963 yılında yayımlanan Derleme Sözlüğü'nün o günden bu yana birçok baskısı yapılmış, bu baskılarda sözlüğe yeni maddeler eklenmemiştir. Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan Derleme Sözlüğü, Tarama Sözlüğü, Türkçe Sözlük gibi sözlükler yakın dönemde bir araya getirilip Büyük Türkçe Sözlük adıyla ağ sayfamızdan kullanıma sunulmuştur. Derleme Sözlüğü'nün ilk baskısında ağızlardan derlenmiş bir söz varlığı olarak yer alan ‘vazalak’ sözü Büyük Türkçe Sözlük'e de Derleme Sözlüğü yoluyla girmiştir. Ayrıca ‘vazalak’ sözü Derleme Sözlüğü'nde iki ayrı madde halinde yer almaktadır. Bu maddelerden ilkinde, birinci olarak verilen ‘geveze, sözünü bilmez’ anlamları Samsun (Musalı, Çarşamba), Trabzon (Maçka ve Akçaabat köyleri), Sivas (Hacıilyas, Koyulhisar), Ankara (Emirler, Balâ), Nevşehir (Genezin, Avanos) ve Adana (Azaplı, Kadirli) illerinden; ikinci olarak kaydedilen 'aptal, serseri' anlamları ise Ordu (Ünye), Erzincan ve Kayseri (Tuzhisar, Bünyan) illerinden derlenmiştir. Derleme Sözlüğü'nde ikinci madde olarak yer alan ‘vazalak’ sözünün altında ise üç anlam bulunmaktadır. Bunlardan ilki olan ‘Alevi’ anlamı Niğde, ikinci olarak kaydedilen ‘Müslüman olmayıp, öyle görünen’ anlamı Adana, üçüncü olarak kaydedilen ‘oruç yiyen’ anlamı ise Tokat (Zile) illerinden derlenmiştir. Bütün bunlara rağmen bazı gazetelerde ve sosyal medya mecralarında hem sözün anlamı Türk Dil Kurumu tarafından yeni oluşturulmuş hem de ülkemizin farklı farklı yörelerinden derlenen, birbirinden bağımsız ve sınırlı olarak kullanılan bu anlamlar aynı başlık altında verilmiş gibi yansıtılmıştır. Bu haberlerde sözlükçülük ilkeleri, halk ağızları, derleme, derleme sözlüğü ve iki anlamlılık gibi temel kavramlardan söz edilmemesi de konunun kamuoyu tarafından yanlış algılanmasına sebep olmuştur. Özellikle basın yayın organlarının bu gibi hassas konularda daha duyarlı olmaları ve basın etiği gereği haberlerinde doğru ve eksiksiz bilgi vermeleri beklenmektedir. Ayrıca bazı haberlerde kaynak olarak sadece bazı sosyal medya paylaşımlarının kullanıldığı görülmektedir ki konuyla doğrudan ilgili birimlerin görüşü alınmadan yapılan bu tür eksik haberlerin yıpratıcı olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır” ifadelerine yer verildi.

tdk-den-oglan-kelimesi-tanimi-sapik-erkek-134183-5

TÜRK DİL KURUMU

Türk Dil Kurumu, kısaca TDK, Türkçeyi incelemek ve Türkçenin gelişmesi için çalışmak amacıyla 12 Temmuz 1932'de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan kurumdur. Türkiye'nin başkenti Ankara'da yer alan kurum, Türk dili üzerine çalışmaların yapılıp yayımlandığı bir merkezdir. Türk Dil Kurumu 1955'ten başlayarak çeşitli dallarda ödüller verdi. Ödüller her yıl 26 Eylül Dil Bayramı'nda Ankara'da yapılan törenle sahiplerine verilir. Ödül verilen dallar farklı yönetmeliklere göre zaman zaman değişir. 1983'te T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesine alındıktan sonra Türk Dil Kurumu ödülleri kaldırıldı.

TARİHÇE

Kurum "Türk Dili Tetkik Cemiyeti" adı ile 12 Temmuz 1932'de Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla, devletten ayrı bir dernek olarak kurulmuştur. Kurumun kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Samih Rifat Bey, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Samih Rifat Bey'dir. Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin gereği, "Türk dilinin öz güzelliğini ve varsıllığını ortaya çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak belirlenmiştir. Atatürk'ün sağlığında 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil siyaseti belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı için yayınlanan bildiride kurultaya yalnız uzmanların, Türkçe edebiyat öğretmenleri ile yazarların değil, halktan da dileyenlerin katılması öngörüldüğü için, yayımlanan bildiride "Kadın erkek her Türk yurttaş Türk Dili Tetkik Cemiyeti üyesidir. Kendini kurultaya çağrılmış saymalıdır" denilmişti. Kurultayın sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmişti.

Atatürk'ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları inceleyerek, dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk yazılı metinlerin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940'larda yayın hayatına çıkabilen Divânu Lügati't-Türk ve Kutadgu Bilig gibi yapıtlar üzerinde yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü'yle ilgili çalışmalar da Atatürk'ün sağlığında başlamıştır. Tarama Sözlüğü, 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçesinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme Sözlüğü, Anadolu ağızlarında kullanılan kelimelerin derlenmesiyle oluşturulmuş büyük sözlüklerdir. Çağdaş Türkçenin dilbilgisi, sözlüğü, yazımı ve terimleriyle ilgili çalışmalar da Atatürk tarafından ilgiyle izlenmiştir.

fft99_mf9945054

Türk Dil Kurumu'nun kuruluşuyla birlikte çağdaş Türkçede Atatürk'ün öncülüğünde özleştirme akımı başlamıştır. Atatürk'ün ölümünden sonra Öz Türkçe akımı Türk aydınları arasında sürekli tartışılan bir konu olmuştur. Türk Dil Kurumu bu akımın öncülüğünü yapmayı 1983'e dek sürdürmüştür.

Atatürk, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile malvarlığının bir bölümünü Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu'na bırakmıştır. Fakat Atatürk'ün vasiyetnamesi 1983'te bu kurumlar devletleştirilerek çiğnenmiştir.

Türk Dil Kurumu, 1940'ta Bakanlar Kurulu kararıyla "kamu yararına çalışan dernekler" statüsü kazandı. 1951'de Demokrat Parti iktidarının bütçe görüşmeleri sırasında kurumun ödeneğinin kesilmesine karar verildi. Bir başka önemli yapı değişikliği 1982-1983 yıllarında gerçekleştirilmiştir. 1982'de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınarak devletleştirilmiş ve dernek tüzel kişiliklerine son verilmiştir.

Atatürk, 1 Kasım 1936'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 5. dönem 2. yasama yılının açılış konuşmasında Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun geleceği ile ilgili dileklerini şu sözlerle dile getirmişti:

Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan, ciddî ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim. Bu iki ulusal kurumun, tarihimizin ve dilimizin, karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini, dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini, kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk ulusunun değil, bütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan, kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim. (Alkışlar) Tarih Kurumunun Alacahöyük'te yaptığı kazılar sonucunda, ortaya çıkardığı beş bin beş yüz yıllık maddî Türk tarih belgeleri, dünya kültür kahraman tarihinin yeni baştan incelenmesini ve derinleştirilmesini gerektirecektir. Birçok Avrupalı bilim adamının katılması ile toplanan son Dil Kurultayının aydınlık sonuçlarını görmekle çok mutluyum. Bu ulusal kurumların az zaman içinde ulusal akademilere dönüşmesini dilerim. Bunun için, çalışkan tarih, dil ve bilim adamlarımızın, bilim dünyasınca tanınacak orijinal eserlerini görmekle mutlu olmanızı dilerim.

AMAÇLARI

TDK'nın 2003-2007 Stratejik Plan Raporu'na göre amaçları şunlardır:

Türkçeyi bilim, kültür, edebiyat ve öğretim dili olarak geliştirmek ve yaygınlaştırmak.
Türkçenin her alanda doğru, güzel ve etkili kullanılmasına katkıda bulunmak.
Türk dilinin zenginliklerinin korunup işlenerek gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak.
Akademik altyapıyı ve kurumsal donanımı güçlendirerek kurumun Türk dili alanındaki bilimsel yetkinliğini ortaya koymak.

Yorumlar
Günün Videosu
Antalya'da üst geçide çıkıp beton bloğa oturan bir kadın, emniyeti alarma geçirdi. Kendisine yaklaşan bekçileri görünce caddeye inip koşmaya başlayan kadın, hem canını hem de trafiği tehlikeye attı.