24 Mart 2019
11 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 05:29 Güneş 06:55 Öğle 13:16 İkindi 16:42 Akşam 19:26 Yatsı 20:46
Magazin

Sonra, reytingler neden düşük?

Ünlü televizyoncu Ece Belen şaşırttı: TV izlemem!

Star TV Ana Haber'in hafta sonu spikeri Ece Belen, Jargon Siyaset ve Magazin Dergisi'ne verdiği röportajda iş ve özel hayatına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Evde televizyon izlemediğini belirten Belen, "Kumandayı elime alıp televizyon izleme oranım gittikçe azaldı ve hatta yok diyebilirim" ifadelerini kullandı.

Ünlü televizyoncu Ece Belen şaşırttı: TV izlemem!

Stajyerlikten başlayıp, Star TV Ana Haber'in hafta sonu anchorwoman koltuğuna uzanan bir başarı hikâyesi onunkisi. Haberciliğin tüm aşamalarından geçmiş biri. Başarısının yanında, güzelliğiyle de dikkat çekiyor. Hatta onun için "Ekranın Adriana Lima’sı" benzetmesi yapılıyor. Bu konuyla ilgili, "Haber merkezine ilk başladığımda ismimi Adriana koymuşlardı. Çok güzel bir kadın, sonuçta ona benzetilmek beni mutlu etmiyor değil” diyor.

Evet... Jargon Siyaset ve Magazin Dergisi’nin bu ayki kapak konuğu olan Ece Belen ekran macerasını, günlük yaşamını, bilinmeyenlerini, güzel sesi ve güzellik sırlarını anlattı.

* Stajyerlikten başlayıp genç yaşta Star Ana Haber’de hem sabahların, hem de hafta sonu haberlerinin aranan ismi oldunuz. Başarılı hikâyeniz nasıl başladı?

Hikâyem, üniversitenin (Yıldız Teknik Üniversitesi) ikinci yılında başladı. Hep reklamcı olmak istiyorum aslında. Bunun için adımlar atıyordum. Ama kazanıp üniversiteye girdikten sonra tahmin ettiğim gibi olmadığını gördüm. Daha doğrusu bana göre olmadığını hissedince, aklımdaki ikinci plan olan habercilik ve spikerlik hayalimi gerçekleştirmek istedim. Dialog Spikerlik ve Habercilik Kursu’ndan mezun oldum. Bu sırada Can Gürzap ve Arsen Gürzap’tan ders aldım.

* Star TV ile yollarınız ne zaman kesişti?

Star TV, stajyer alımı için sınav açmıştı. 3 bin kişi girmiş ve 100 kişi alınacaktı. Sınava girdim ve kazandım. Hem üniversitede okudum, hem de stajyerlik yaptım. 2008 yılında girdim, halen daha Star TV’deyim. Stajyerlikle başladım ve yıllarca muhabirlik yaptım. İşin gerçekten mutfağına girdim ve ne var ne yok her şeyi öğrendim diyebilirim. 2012 yılında da spikerliğe başladım.

* Peki, muhabirlikten spikerliğe geçişiniz zor oldu mu?

Benim hayalimdi, şu anda hayalimi yaşıyorum. Bu konumda olduğum için de kendimi çok şanslı addediyorum. Amacım spiker olmaktı zaten ama asla "güzelliği ile spiker olmuş" denilmesini istemiyordum. O yüzden işi sıfırdan ele alıp, her kademesinde çalışıp, haberciliği ve haber nasıl yapılırı öğrenip, şu an spikerlik yaptığım için çok mutlu hissediyorum kendimi. Muhabirliğin yeri benim için her zaman farklıdır. Çünkü sokakta haber peşinde koşuyor olmak ve akşama o haberi yetiştiriyor olmak çok ayrı bir duygu.

* Bir televizyoncu olarak gazetede de olmayı düşünür müsünüz?

Neden olmasın. Sonuçta işin içinde yine habercilik var. İnsanlara başka hikâyeler anlatmak, yeni şeyler aktarmak çok keyiflidir bence. İsterim.

* Son yıllarda ana haber bültenlerinde erkek (anchorman) egemenliği kadınlara (anchorwoman) geçti. Bunun nedeni izleyiciden mi kaynaklı?

Bunu izleyiciye sormak lazım aslında. İzleyici bundan hoşlanıyorsa, sonucu da ekrana yansıyor demektir. Bizim haber merkezimizde de kadınlar çoğunlukta. Belki de kadınların olaya bakış açıları, duyguları yansıtması, bunu haber metnine yansıtması daha farklıdır. İzleyici de bu durumu seviyordur belki de. Şöyle bir durum da var ki erkek spikerler de çok başarılı. Belki de bu böyle bir dönemdir diye düşünüyorum.

"NAZLI ÇELİK ABLAM GİBİDİR"

* Kendinize model aldığınız bir anchorman veya anchorwoman var mı?

Tabii ki var. Nazlı Çelik benim en başta ablam gibidir. Kendisi haber merkezimizin Genel Yayın Yönetmeni. Onun yayınlarını açıp, ders gibi izlerim. Kendimi eleştirmek için izlerim. Her hareketini, her mimiğini, verdiği duyguları inceleyerek kendime de pay çıkartarak izlerim ve rol model alırım kendisini. Yıllardır da birlikteyiz.

* Yayına nasıl hazırlanıyorsunuz? Olmazsa olmazınız var mı?

O kadar planlıyım ki yayın günü saat 17.00’de haberlerin yazımını bitirmişimdir. O saat 17.00’yi geçmez. 17.30’a kadar saç ve makyaja giderim. Ardından haber merkezine gelirim, yayın saatine kadar bütün haberlerin üzerinden tek tek, ince ince geçerim. Bu ritüeli hiçbir şekilde bozmuyorum. Bu da işime olan saygımdan ve titizliğimden dolayı. Bir de sosyal medyanın gücüne çok inandığımdan herhalde, yayına girmeden önce sosyal medyada izleyicileri yayına davet ediyorum.

* Bugüne kadar sizi en çok etkileyen zorlandığınız etkisinde kaldığınız haber hangisiydi?

Sunmakta en çok zorlandığım, her zaman şehit haberleri olmuştur. Hem sunarken hem de o haberi siz izlerken, ben de stüdyoda izliyor oluyorum ve çok defa ağlamamak için kendimi zor tuttuğum, bir sonraki haberi sunarken sesimi ayarlamakta zorlandığım oluyor. Tabii ki bunun dışında şiddet ve taciz haberleri yüreğimizden bir parça alıp götürüyor.

* Aynı şekilde en mutlu olduğunuz keyif aldığınız haber hangisiydi?

Muhabir arkadaşlarımızın gittiği haberlerin hepsini sunmaktan da izlemekten de çok keyif alıyorum. Çünkü hepsinde bir emek oluyor ve sokakta yapılmış röportajlar, metinler... Hepsi bana çok keyif veriyor.

* Bu mesleği düşünen, hayal eden gençlere tavsiyeleriniz...

Eğer haberci olmak, spiker olmak istiyorlarsa hemen bir haber merkezine girmeye çalışmalılar. "Önce bu işe bir bakın, belki size uygun olmayabilir" diyorum. Şartları biraz zor, çok fedakârlık gerektiren bir iş. Belki bu habercilik bir yaşam şekli. Sabah 8, akşam 7 gibi bir mesaisi yok. 24 saat devam eden bir iş.

Ayrıca "haberciliğin her noktasında da bulunun" diyorum. Haberciliği tüm detaylarıyla öğrenmeleri gerektiğine inanıyorum.

"ÖZELDEN GELEN MESAJLARI DA YORUMLARI DA OKUYORUM"

Sosyal medya ile aranız nasıl? Tüm yorumları takip ediyor musunuz? Şaşırtan yorumlar oluyor mu?

Tüm yorumları takip ediyorum. Belki birçok izleyici okumuyordur diye düşünüyordur ama özelden atılan mesajları da fotoğrafların altına yapılan yorumları da hepsini okuyorum. Çünkü izleyicinin görüşüne ve düşüncesine çok önem veriyorum. Instagram’ı çok yoğun kullanıyorum. Twitter’ım da var ama Twitter’ı haber odaklı ve bilgi almak için kullanıyorum, aktif bir yazar değilim. Instagram’da çok takipçim var, dediğim gibi yayın öncesi herkesi yayına davet ediyorum, canlı yayınlar yapıyorum. Kendi hayatımdan samimiyeti kaybetmeden olduğum gibi görünmeyi seviyorum Instagram’da. Hayatıma dair bir şeyler paylaşmak hoşuma gidiyor. İnanın gerçekten çok az kötü yorum geliyor. Genelde çok güzel mesajlar alıyorum bu da beni çok mutlu ediyor.

"EVDE TELEVİZYON İZLEMEM"

* Evde nasıl vakit geçirirsiniz?

Evde bayağı az zaman geçiriyorum. Hani derler ya "kaliteli zaman geçirmek" diye, ben de onu yapmaya çalışıyorum. Evde televizyon izlemem. Kumandayı elime alıp televizyon izleme oranım gittikçe azaldı ve hatta yok diyebilirim. Kendi seçtiğim filmleri ve dizileri izliyorum. Ailemle sohbet etmek çok keyifli benim için. Oturup televizyon izlemek yerine onlarla bir paylaşımda bulunmak ve sohbet etmek çok daha anlamlı geliyor bana.

* Mutfakla aranız nasıl?

Çok iyidir, çok iyi yemek yaparım. Bu konuda gerçekten iddialıyım. Mutfakla haşır neşir olmak çok hoşuma gidiyor ve spor gibi o da bir terapi gibi geliyor. Açıkçası yaptığım yemekleri yedirmeyi çok seviyorum. İstiyorum ki insanlar oturup yesinler "ne güzel olmuş" desinler. Özellikle de bu ara sağlıklı tariflere sardım, evdekiler mutlu mudur bilmiyorum ama farklı tarifleri denemek çok hoşuma gidiyor.

* Güzelliğinizi korumak için neler yapıyorsunuz?

Ben güzelliğin insanın kalbinden geldiğine inanıyorum. O yüzden içimi iyi tutuyorum. Yüzümüze vuran, yansıyan enerjiyle de insanların ve kendimin daha güzelleştiğine ve güzel göründüğüne inanıyorum. Bunun dışında spor yapıyorum, yediklerime çok dikkat ediyorum. Şekerden olabildiğince uzak duruyorum ve bol su içiyorum. Ne yazık ki çok makyaj yapıldığından cilt bakımımı da hiç aksatmam.

"HABER MERKEZİNE İLK BAŞLADIĞIMDA İSMİMİ ADRİANA KOYMUŞLARDI"

Sizin için ‘Adriana Lima’ benzetmesi yapanlar var. Nasıl karşılıyorsunuz?

Estağfurullah diye başlamak istiyorum. Beni çok benzetiyorlar şunu hep söylüyorum; ‘şimdi Adriana Lima kapıdan girse, hiç biriniz dönüp bana bakmazsınız.” Öyle bir benzerlik var diyorlar, ne güzel ne mutlu. Çok güzel bir kadın sonuçta ona benzetilmek beni mutlu etmiyor değil. Haber merkezine ilk başladığımda ismimi Adriana koymuşlardı. Hatta ‘yeni başlayan arkadaşımız Adriana’ diye tanıştırıyorlardı. O dönem inanılmaz utanıyordum bu durumdan ama şimdi gülüp geçiyorum.