Gündem

'Ümraniye ve Tuzla'ya dikkat etmeli!'

Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara ve Ege Denizi'nde yaşanan depremler sonrası SuperHaber'e çok kritik uyarılarda bulundu...

Mevlüt Yüksel
Mevlüt Yüksel

19 Haziran Cumartesi günü saat 15.08'te İstanbul'un Kartal ilçesinde 3.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD'ın verilerine göre 7.06 km derinlikte gerçekleşen deprem, 'beklenen büyük İstanbul depremininin habercisi mi?' sorusunu tekrar akıllara getirdi.

Marmara'daki depremin ardından 22 Haziran Salı günü saat 01.14'te Ege Denizi'nde, Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında 5,3 büyüklüğünde korkutan bir deprem oldu. Deniz yüzeyinin 11,40 kilometre derinliğindeki depremin merkez üssünün Datça'ya yaklaşık 40 kilometre mesafede olduğu belirlendi. 

Marmara ve Ege Denizi'nin depremselliğini değerlendiren Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, fay hatlarıyla ilgili çok kritik uyarılarda bulundu.

"YALOVA-ÇINARCIK FAYINDAKİ STRES BİRİKİMİ YAN, KOMŞU FAYLARA GÖNDERDİĞİ STRES İLE BOŞALIYOR!"

Marmara Denizi'ndeki Adalar fay hattında herhangi bir riskin söz konusu olmadığını belirten Prof. Üşümezsoy bir yandan yüreklere su serperken, bir yandan da asıl risk taşıyan kritik fayların 'ikincil faylar' olduğunun altını çizerek 'Ümraniye'nin kuzeyine ve Tuzla'nın batısına işaret etmek gerekir' sözleriyle uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Doğu Marmara'da, İstanbul'da risk taşıyan farlar, ikincil küçük faylardır. Son Kartal depremi göstermiştir ki, Marmara'da risk taşıyan aktif faylar ikincil faylardır. Söylendiği gibi büyük İstanbul depremini yaratmaz. 1999 depremi sonrası oluşan komşu faylara gelen stres bunlar üzerine yüklenmiştir. Bahsettiğimiz gibi 1999'dan beri Tuzla, Kartla, Çekmece, Bakırköy ve Teşvikiye depremleri bu faylar üzerinde olmuştur. Sürekli 'büyük İstanbul depremi olacak' diyerek Adalar fayı denilen Marmara Denizi'ndeki Çınarcık çukurunun kuzey kenarındaki fay hattında bir risk söz konusu değildir. Bu fay ölü bir faydır. Tuzla'dan Çekmece'ye kadar giden Marmara Denizi'nin kuzey kenarını oluşturan bu hat bugün çalışmıyor. Ancak kuzeye doğru giden faylarda oluşan depremleri yani Yalova-Çınarcık çukurundan kuzeye gerek Avrupa yakasında Büyükçekmece ve Bakırköy'e uzanan faylar ve depremler, gerek Kartal ve civarında oluşan depremleri de hep Adalar fayındaki depremler gibi yorumlandı. Oysa Adalar fayından 25 kilometre daha kuzeyde. Aynı şekile güneyde olan Yalova-Çınarcık fayına paralel gelen depremlerdir. Böyle olunca Adalar fayı aktif değildir. Büyük İstanbul depremini yaratmaz. II. şekilde, Tekirdağ-Silivri'de 1912'de kırıldığı için özellikle geçen yıllarda Kumburgaz'da oluşan deprem çift çizgi ile gösterilen fay hattındadır. O fay hattı da bu sistemde ikinci faylardan biridir ancak daha büyük risk taşımaktadır. Bunların yanında Teşvikiye'den güneye Mudanya'ya uzanan fay hattı da bu sistem içinde yer alan bir fay sistemidir. İstanbul'da oluşacak depremler ikincil faylarda oluşacak depremlerdir. Bunlarda 1999 ve 1894 depremler sonrası stres yüklenmiş faylardır. 1999'dan sonra İstanbul'un kuzey kıyılarında olan depremleri (Kartal-Bakırköy depremleri) Adalar fayındaki deprem olarak yorumlamak son derece yanlıştır. Adalar fayında böyle bir risk yoktur, son olan deprem bunu göstermiştir. Bu 4'lük deprem gerek Maltepe civarında yüksek görece orta şiddette bir deprem oluşturmuştur. Biri Tuzla civarında, diğeri Ümraniye kesimindedir. Diğer mavi ile gösterilen hissedilen yerlerdir. Diğer yerler mutlak kırmızı ile olanlar yıkıcıdır. Sarı ve turuncu ile gösterilen ise, detaylı bakıldığında Maltepe sahili-Bostancı arasında bir kesim. Ümraniye'nin kuzeyinde ve Tuzla'nın batısına işaret etmek gerekir. Bu da haritaya bakıldığında bize gösteriyor ki, bu kuzey-güney gidişli hatlar ikincil faylardır. Burada oluşan depremler düşüktür ama şehire yakın olduğu için de yüksek şiddette hissedilmektedir. Bu anlamda 1999 depremi sonrası o fayın devamı at kuyruğu gibi kuzeye ve güneye doğru açılan ikincil kollara stres yüklemiştir. Buradaki ikincil kollardaki depremler ana faydaki gibi büyük bir şiddet gösterecek depremi yaratmıyor ama şehir içinde olduğu için yakın hissedilmektedir. Buradaki stres birikimi esas olarak ana Yalova-Çınarcık fayındaki stres birikimidir. Onun tetiklemesiyle yan komşu faylara gönderdiği strestir. Marmara Denizi'nin bu kesiminde 1984'te Çınarcık çukurundaki fay kırılmıştır. O da ona velev kollarda ise 1999 depremiyle ilgili olarak gelişmiş stres yüklenmesiyle olan depremler 1999'dan itibaren olmuştur." ifadelerini kullandı.

"BU FAY HATTI TARİHTE BÜYÜK DEPREMELER YARATMIŞTI!"

Ege Denizi'nde art arda meydana gelen depremlerin bulunduğu fay hattını değerlendiren Şener Üşümezsoy, "Geçtiğimiz günlerde Ege'de olan depremleri ele aldığımızda gördüğüm; I. numaralı şekilde Rodos'tan başlayıp Girit'in güneyine giden yitim zonu boyunca Akdeniz kabuğu Ege kabuğu altına dalmakta. Ege kabuğu genişleyerek gerilmektedir. Gece olan 5'lik deprem geçen sene de Haziran'da Rodos çukurundan Marmaris'in altına dalan Akdeniz kabuğunun altına dalarak oluşturduğu derin bir depremdir. 40-50 kilometre derinlikte, Akdeniz kabuğunun yaklaşık 30 derece eğimle Ege'nin altına dalmasıyla oluşan bir depremdir. Tarihte de büyük depremler yapmıştır. Bu olayı geçen yıl da görmüştük. Diğer taraftan Bodrum'da daha önce olan deprem fay yırtmıştır. Risk taşımamaktadır. Diğer tarafta Kuşadası'nda oluşan deprem esas Sisam fayının yırtılmasıyla oluşmuştur. Onunla bağlantılı olarak kuzeyde İzmir Körfezi'nde bir deprem oluşmuştur. Bu deprem İzmir'i etkileyecek olan bir deprem hattı üzerindedir. Sisam'da oluşan 6.9'luk deprem Bayrakköy'ü yırtmıştır. İzmir depremi değildir, doğal olarak Körfez'deki depremin etkisi daha çok olacaktır." dedi.

Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'un açıklamalarının tamamını SuperHaber YouTube kanalından izleyebilirsiniz...

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN 

Sitene Ekle