Gündem

Ümitcan Uygun'a “Gençler, siz burda kızlı-erkekli ne yapıyorsunuz?” diye sorulsa...

Türkiye yine Ümitcan Uygun'un birlikte olduğu bir kadının evinde ölümünü konuşuyor... Bu konuda Yeni Akit gazetesinde çok tartışılacak bir yazı yer aldı bugün... Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, kadın cinayetlerinin erkeklerin evlerinde gerçekleştiğini belirterek, "Bir evin içinde, bir erkek ve kadının, evli olmasalar bile, birlikte bulunmalarına devletin karışamayacağını iddia ederken.. Esra’ları, Azra’ları, Pınar’ları nasıl koruyacağız?" diye sordu.

İçerik: SuperHaber
İçerik: SuperHaber

Kamuoyunda 'Aleyna Çakır' olarak bilinen Sema Esen'in geçen yıl evinde ölü bulunmasıyla ilgili soruşturmada, tutuksuz yargınan Ümitcan Uygun'un ismi bir başka kadın cinayeti ile gündemde...

Uygun, bu kez Esra Hankulu isimli genç kadının evinde ölü bulunmasıyla ilgili gözaltına alındı. Ümitcan Uygun "Esra'nın ölümüyle ilgim yok" savunmasına rağmen diğer tanıkların ifadeleri doğrultusunda ’kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

Bu korkunç olay kamuoyunda büyük infiale neden olurken Yeni Akit gazetesinde bu şüpheli ölüm konusunda çok tartışılacak bir köşe yazısı yer aldı.

Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, "Cinayetten “1 dakika” önce!" başlığını taşıyan köşe yazısında kadın cinayetlerine "kızlı-erkekli" yaklaşımı getirdi!

"Türkiye’de üniversiteli genç kız cinayetleri ardı ardına sürüyor. Gencecik kızlar, şu veya bu canavarın elinde son nefesini veriyor.. Kimisinde katil, öldürülen genç kızın üniversiteden bir arkadaşı çıkıyor. Kimisinde bir inşaat mühendisi.. Kimisinde kafe sahibi bir kişi.." diyen Karahasanoğlu tüm cinayetlerde ortak bir nokta bulunduğunu belirtti.

KADIN CİNAYETLERİ İÇİN "ERKEĞİN EVİNDE OLUYOR" VURGUSU

Yeni Akit yazarı "Cinayetlerin hemen hemen tamamı, kızları tanıyan, en azından onlarla sohbetle başlayan bir tanışıklıkları olan erkekler tarafından işleniyor.. Ve büyük çoğunluğunda, erkeğin evinde, veya yazlığında, veya işyerinde yaşanan görüşmeler." dedi.

Bu konuda, Pınar Gültekin, Azra Gülendam ve Aleyna Çakır'ın vahşice katledildiği olayları hatırlayan Karahasanoğlu şöyle devam etti;

"Örneğin Pınar Gültekin cinayetine bakalım.. Cinayetten bir dakika önce.. Cemal Metin Avcı ile Pınar Gültekin’in bağ evinde oturdukları sırada.. Devletin polisi gelse.. “Affedersiniz oğlum. Affedersiniz kızım, siz burda ne yapıyorsunuz” dese..

Bu kadın cinayetleri üzerinden yeri göğü inleterek, muhafazakar iktidarı suçlayan medya organları koro halinde başlık atmazlar mı:

“Özel hayata müdahale!”

Murat Ayhan isimli inşaat mühendisinin, Azra Gülendam ile bir kafede sohbeti sırasında.. Veya.. sonrasında Murat Ayhan’ın evine girerlerken..

Bir devlet görevlisi bu iki kişiden erkek olana sorsa, “Murat bey, sizin bu genç kızla bağlantınız nedir?” Veya genç kıza sorsalar: “Bu kişinin evine niye gidiyorsunuz?” diye..

Kadınların ezilmişliğinden bahseden, erkek egemen toplumdan şikayet eden CHP’sinden başlayın..

Milliyetçi geçinen İyi Partililere kadar hemen tüm muhalefetteki parti yetkilileri, “Siz ne hakla, bu iki kişinin özel hayatına karışıyorsunuz” demezler mi?

Ankara’nın seri katili haline dönüşen Ümitcan Uygun vakasında..
Bir gün şu kızla, kendi evinde veya kızın evinde..

Bir başka gün, bir başka kızlı erkekli grupda, şu evde bu evde bir araya gelip..

Geceyi hiçbir ahlaki ilke düşünmeksizin, bazen yeni tanıştığı, bazen bir süredir görüştüğü kişilerin evlerinde veya yanlarında geçiren insanlara..

Son örnekte şaibeli şekilde ölen Esra Hankulu olayında..

Ümitcan Uygun evden ayrılmadan bir dakika önce, “Gençler, siz burda kızlı-erkekli ne yapıyorsunuz böyle?” diye sorulsa..

“Devlet görevini ifa ediyor. Gençlerin aldatılmamaları için, hunharca cinayetlere maruz kalmamaları için, erkeklerin kendi zevkleri için genç kızların hayatlarını karartmamaları için, kadınları koruma ve kollama görevini ifa ediyor. Allah devlet yetkililerinden razı olsun” diyebilecek bir kişi çıkar mı?

Tam tersine..

Sol çevreler, özellikle siyaset dünyası ve medya dünyası hemen ayaklanır.

“Kişilerin özel hayatına müdahale ediliyor. Devlet, insanların, özellikle de genç kızların ne yapacaklarına, ne yapmayacaklarına artık karışmasın. Yeter artık” diyerek, isyanları oynayacaklardır..

Hatta.

Şablon cümleleridir..

Sanki bir röntgenleme faaliyeti varmış gibi.

Sanki devlet, güvenlik açısından değil de..

Başka başka amaçlarla hareket ediyormuş gibi..

“İnsanların yatak odalarından bir çıkın. Bir çıkın” diye, söylemler geliştirilir..

Tüm bu söylemlere rağmen..

Devletin, gençlerin hayatlarına bu tür müdahalesinin hukuka aykırı olduğunu iddia eden çevreler..

Sonuçta bu müdahalenin yapılamadığı bir dünya kurulduktan sonra..

Erkeklerin canavarlıklarının devreye girip, cinayetlerin işlenmesinden hemen sonra..

Bambaşka bir söyleme evrilip, bu sefer de devleti, o cinayetlerden sorumlu tutuyorlar.

“Esra’yı koruyamadık” diye manşet atıyorlar.

“Azra’yı koruyamadık” diye başlık atıyorlar..

“Pınar’ı koruyamadık, bu artık son olsun” diyorlar..

İyi de.

Esra’ları, Azra’ları, Pınar’ları nasıl koruyacağız?

Bir evin içinde, bir erkek ve kadının, evli olmasalar bile, birlikte bulunmalarına devletin karışamayacağını iddia ederken..

Bunu yüksek sesle dillendirirken..

Küçük küçük farklı uygulamalarda, hemen büyük kavgalar başlatıp, “Hangi çağda yaşıyoruz” söylemleri ile gençleri de zehirlemeye devam ederken..

Esra’ların seri katillerin elinden nasıl kurtaracağız.

Azra’ları yüksek tahsilli katillerinden nasıl koruyacağız. 

Pınar’ları, vahşice öldürülmekten nasıl kurtaracağız."