Gezilecek Yerler

Türkiye'nin gurur projesi: The Museum Hotel Antakya

Hatay'ın Antakya ilçesinde inşaat çalışmaları sırasında ortaya çıkan ve aralarında dünyanın en büyük tek parça mozaiğinin de bulunduğu The Museum Hotel Antakya, misafirlerine paha biçilemez bir deneyim sunuyor.

The Museum Hotel Antakya, ziyaretçilerini, geçmişi binlerce yıl önceye uzanan bu topraklarda paha biçilemez bir yolculuğa çıkarıyor.

PROJE TARİHÇESİ VE TANITIMI

The Museum Hotel Antakya projesi 2009 yılında şu andaki yerinde 5 yıldızlı bir şehir oteli yapılması fikri ile ortaya çıkmıştır. İnşaatın yapılacağı bölgenin 3. derece sit alanı olması nedeniyle Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile Hatay Arkeoloji Müzesi tarafından alanda arkeolojik eser olup olmadığının araştırılması için 29 adet sondaj kuyusu açılmıştır. Açılan kuyulardan elde edilen veriler ışığında 17132 m2 lik inşaat alanının tamamında arkeolojik kazı çalışmalarının yapılmasına karar verilmiştir. 2010-2011 yılları arasında yaklaşık 120 işçi, 35 arkeolog ve 5 restoratör-mimarın aralıksız çalışmaları ile arkeolojik kazı çalışmaları bitirilmiştir. Bu süre içerisinde tamamı elle kazılarak çıkartılan yaklaşık 103.000 m3 toprak alan dışına taşınmıştır. Arkeolojik kazılar sonucunda aralarında Eros heykelciği ile sikkeler, metal objeler, mimari parçalar ve pişmiş toprak eserlerinde olduğu 30.000'e yakın arkeolojik eser ortaya çıkartılarak belgelenmiştir. Bu çalışmalar da Hatay Arkeoloji Müzesi yetkililerinin yanı sıra çeşitli üniversitelerden alanlarında uzman akademisyenlerden oluşturulan 5 kişilik bir bilim heyeti de görev almıştır. Arkeolojik kazı çalışmalarının bitirilmesinin ardından bütün alanın rölövesi çizilmiş ve 3 boyutlu tarama ile belgelendirilmesi tamamlanmıştır.

Bu alanda arkeolojik eserlere zarar vermeden bir proje yapılması ilkesi ile ülkemizin önde gelen mimarlık ofisleri ile iletişime geçilmiştir. Ülkemizin en önemli mimarları arasında yer alan Sn. Emre Arolat ile yapılan toplantılar sonucunda bu alanda bir müze otel projesinin gerçekleşebileceği fikri ortaya çıkmıştır. Projenin temeli sahada arkeolojik eserlerin bulunmadığı noktaların tespit edilmesi ve bu noktalarda açılacak kuyulara yerleştirilecek çelik kolonlarla üst yapının taşınmasına ilkesine dayanmaktadır. Bu amaçla sahada, derinlikleri 22-29 m arasında değişen 66 adet kuyu, tamamı el ile ve her birinin başında bir arkeolog bulunması şartı ile açılmıştır. Oldukça zahmetli olan bu çalışmalar bitirildikten bir çelik firması ile anlaşılarak çelik montajına başlanmıştır.

Projemizde yaklaşık 23.000 ton yapısal çelik kullanılmıştır. Bu ağırlık Türkiye'de bir mono blok inşaatta kullanılan en büyük çelik rakamıdır. 2012 yılında başlayan çelik montajı işlemleri 2015 yılına kadar devam etmiştir. Bu süreçte bir yandan da yine karkası çelik olan odalar imal edilerek sahaya taşınmış ve özel vinçler kullanılarak yerlerine monte edilmiştir. Çelik montaj işlemleri ve oda imalatları bitirilmiştir. Projenin önemli özelliklerinden birisi de bütün sosyal mekanların teras katında bulunmasıdır. Ayrıca otel ve müze girişleri tamamen birbirinden bağımsız olarak konumlandırılmıştır. Otel bölümü ile arkeolojik park ve müze arasında bir geçiş bulunmamaktadır.

Projemiz kapsamında Hellenistik dönemden başlayarak İslami Döneme kadar birbirini izleyen 5 kültür katmanı ve günümüze kadar gelen 13 farklı medeniyete ait eserlerin sergileneceği bir müze binası ile arkeolojik park, arkeolojik kazı çalışmalarının, belgeleme işlerinin, restorasyon ve konservasyon çalışmalarının ve sergileme uygulamalarının masraflarının tamamı Asfuroğlu Grubu tarafından karşılanmak şartıyla, kamuya bedelsiz olarak hibe edilecektir. Arkeolojik park ve müze Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından işletilecektir.

ARKEOLOJİK ALAN BİLGİLERİ

M.Ö 3.yy dan başlayarak 5 yapı katmanında 13 farklı medeniyetin izlerini görmekteyiz. Alanın ortasında Antik dönemde kabaca Güneydoğu – Kuzeybatı doğrultusunda aktığı görülen Parmenius Deresinin (Hacı Kürüş Deresi) doğal yatağı bulunmaktadır. -Mimari proje hazırlanırken binayı taşıyacak orta aks kolonlarının bu alana yerleştirilmesine karar verilmiştir.
Bunun sebebi doğal dere yatağı olmasından dolayı ile bu alanda herhangi bir arkeolojik eserin bulunmamasıdır.

KATMANLAR

HELLENİSTİK DÖNEME AİT ALAN

İşte bu dere yatağının kenarında yaklaşık olarak M.Ö 3. yy Hellenistik kentine ait duvar yapısının bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Alt kısımda bulunan büyük taş sıralarının bulunduğu alan Hellenistik döneme tarihlenir. Bu yapının dere taşkınlarına karşı bir bent vazifesi olduğu düşünülmektedir. Bu alanın sonraki dönemlerde de kullanıldığı üzerine yapılan geç dönem duvar yapılarından anlaşılmaktadır. Kentin stratigrafisi (Tabakalanması) de bu alanda göz önündedir.

BÜYÜK MOZAİK VE KAMUSAL ALAN

Alanın bir diğer önemli noktası M.S 4. yy a tarihlenen ve şu ana kadar Dünya üzerinde tespit edilen en büyük taban mozaiğinin de bulunduğu alandır. Bu alanda, birbirinden farklı geometrik motifli 9 panelden oluşturulmuş yaklaşık 1050 m2 büyüklüğünde bir taban mozaiği ve yaklaşık 3500 m2 lik zemini mermer kaplı bir alan yer almaktadır. Bu alanda yer alan mermerlerin bir kısmı tahrip olmuştur. 

Alanın Kuzeybatısında yer alan ve M.S 5. Yy a tarihlenen bir yapıda yine figürlü ve motifli zemin mozaikleri ortaya çıkarılmıştır. 5 mekan kazılmıştır. Evin genel planı: tabanları mozaik kaplı merkezde ana salon, onun iki yanında daha küçük odalar ve merkezi salonu kesen koridordan oluşmaktadır. Merkezi salonda 5. yy ortalarına ait mozaik kaplama oldukça tahrip olmuştur. Figüratif mozaik tabanın merkezinde madalyon çerçeve içinde bir kadın figürü ile “Megalo Psykhia” ve onu çevreleyen her bir cins kuş dişi ve erkek çift olarak panonun tamamına ortadaki madalyon içindeki Megalopsykhia figürünü çevreleyecek şekilde serbest olarak yerleştirilmiştir. Madalyonun içinde elinde bir tür çubuk tutan kadın figürü “yaratıcı ruh” personifikasyonu olarak Antakya mozaiklerinde ikinci kez işlenen bir konudur. Diğer örnek Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte olan “Yakto Mozaiği” üzerinde yer alan figürdür. Bu alanda ayrıca merkezi salonu sınırlandıran koridorda ise pek çok hayvanın yer aldığı bir vahşi doğa sahnesini tasvir eden mozaik işlenmiştir.

KUŞLU VE HAYVANLI MOZAİK

Alanın Kuzeybatısında yer alan ve M.S 5. Yy a tarihlenen bir yapıda yine figürlü ve motifli zemin mozaikleri ortaya çıkarılmıştır. 5 mekan kazılmıştır. Evin genel planı: tabanları mozaik kaplı merkezde ana salon, onun iki yanında daha küçük odalar ve merkezi salonu kesen koridordan oluşmaktadır. Merkezi salonda 5. yy ortalarına ait mozaik kaplama oldukça tahrip olmuştur. Figüratif mozaik tabanın merkezinde madalyon çerçeve içinde bir kadın figürü ile “Megalo Psykhia” ve onu çevreleyen her bir cins kuş dişi ve erkek çift olarak panonun tamamına ortadaki madalyon içindeki Megalopsykhia figürünü çevreleyecek şekilde serbest olarak yerleştirilmiştir. Madalyonun içinde elinde bir tür çubuk tutan kadın figürü “yaratıcı ruh” personifikasyonu olarak Antakya mozaiklerinde ikinci kez işlenen bir konudur. Diğer örnek Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte olan “Yakto Mozaiği” üzerinde yer alan figürdür. Bu alanda ayrıca merkezi salonu sınırlandıran koridorda ise pek çok hayvanın yer aldığı bir vahşi doğa sahnesini tasvir eden mozaik işlenmiştir.



HAMAM YAPISI

Dere yatağının kuzey tarafında ise dere yatağını sınırlandıran ve yapıyı koruyan koruma duvarına sahip bir hamam yapısı kazılmıştır. Dere yatağına açılan su tahliye kanalları ve dere yatağından ayıran koruyucu duvarı, soğukluk ve sıcaklık birimleri, hypokaust sistemi ile küçük boyutlu sıra tipinde hamam yapısıdır. Hamam yapısı M.S 5. yy ortalarına tarihlendirilmektedir.

PEGASUS MOZAİĞİ

Arkeolojik alanın belki de en önemli bölümü ise 2011 yılında mimari proje kapsamında, kolon kuyularının açılması sırasında tesadüfen bulunan mozaikli alandır. Binayı taşıyan kolonların yerleştirileceği kuyular sadece el ile ve her bir kuyunun başında görevli arkeolog olmak kaydıyla açılmıştır. İşte bu çalışmalar sırasında G aksının 2. Kolonunda yapılan çalışmalar sırasında kuyu zemininde figürlü bir mozaik tespit edilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalarda mozaikli alanın büyük olduğu belirlenmiştir. Anıtlar kurulu kararı ile arkeoloji müzesi denetiminde yaklaşık 200 m2 lik bir alanda arkeolojik kazı çalışması yapılmış ve mozaikli alan ortaya çıkartılmıştır.

Yapı ve mozaiğin genel özellikleri kısaca şöyledir. M.S 2. yy a tarihlenen yapıda 15m X 12 m boyutlarında ve tabandan ortalama 3m derinde bir evin yemek salonu triclinum kazılmıştır. Kuzeyde ana panel ve onu sınırlandıran üç küçük panelde mitolojik konu ve varlıklar tasvir edilmiştir. Mekanın güney tarafında ise niş ve havuzcukları ile nymphaion düzenlemesi tanımlanmıştır.

Merkezi panoda mitolojik kanatlı at Pegasus figürü ve ona eşlik eden 3 kadın figürü (Nypmheler) yer almaktadır. Nyphhelerden bir tanesi elindeki bez ile Pegasus’un bacağını temizlemektedir. Ortada bulunan Nymphe ise elindeki Girlandı (Çiçeklerle Yapılmış Kolye) yine Pegasus’un boynuna doğru uzatırken tasvir edilmiştir. Sahnenin sağ köşesinde bulunan Nymphe ise elindeki ağzı açık kutu içerisinde Pegasus’un havalanmadan önce üzerine alacağını düşündüğümüz bir örtü taşımaktadır. Merkezi panelin bir diğer figürü ise elinde altın bir boynuz tutan Kentaurodides (Dişi Kenteur). Bu ana panelde Pegasus Figürünün başının hemen üzerinde yer alan iki satırlık Yunanca yazıda ise mozaiği yapan sanatçı olan Euporos’un adı bulunmaktadır. Bu özelliği ile mozaiğimiz, Hatay da bulunan mozaikler arasındaki ilk imzalı eser olması bakımından da önemlidir. Ana sahnenin çevresinde çeşitli hayvanlarla oluşturulan bir bordür bulunmaktadır.

Merkezi panonun güney tarafında ise üç panel bulunmaktadır. Ortadaki geniş panelde sekiz Musa (Muses) yer alır.

Bunlar antik dönemde güzel sanatlar, tiyatro, müzik vb işlerle uğraşan kişilerin ilham aldıklarına inanılan ilham perileriydi. Sağda bulunan panelde ise dokuzuncu Musa (Muse) Kalliope ve onun karşısında antik dönem yazarı Hesiodos’un tasviri yer alır. Kalliope, destanın, mitolojinin ve epik şiir ile uğraşan yazarların ve şairlerin ilham aldıklarına inandıkları ilham perisi idi. Hesiodos ise antik dönemden günümüze eserleri ulaşabilen en önemli yazarlardan birisidir. İşte bu sahnede Kalliope’den yazdığı eserlerin ilhamını aldığı an gösterilmektedir. Bu panel antik dönemden günümüze bu anın gösterildiği ilk eser olma özelliği ile önemlidir.
Sol panelde ise mozaik üzerindeki bütün mitolojik figürlerin yaşadığı Boeotia Bölgesi ve Helikon Dağı personifikasyonu yer alır. Uzanmış üzeri çıplak erkek figürü bütün bu anlatılan mitolojik figürlerin üzerinde yaşadığı kutsal Helikon Dağı’nı tasvir eder. Elinde oğlak tutan şapkalı erkek figürü ise Helikon Dağı’nın yer aldığı Orta Yunanistan’daki Boiotia Bölgesini tasvir eder. Yanyana bulunan bu üç panel, Pesasus mitolojisini bize ileten yazarı, onun ilham aldığı kaynağı ve mitolojinin gerçekleştiği coğrafyayı bize göstermektedir. Bu ayrıntılı tasvir özellikleri ile de eşine az rastlanan mozaiklerden biridir.

Triclinium un güney tarafında ise balık tutan Eroslar ve deniz konulu bir sahne ve ona bitişik geometrik panellerden oluşan mozaik zeminli nymphaionu yer alır. Balık Tutan Eroslar mozaiği ile Orontes(Asi) nehrinin bereketi tasvir edilmiştir. Çeşme ve havuzu bulunan Nymphaion içinde ve ön kısmında yapılan temizlik çalışmasında iki adet uyuyan Eros kabartması ve bir adet ayakta duran Eros heykelciği ele geçmiştir.