Gündem |

Türk uzmandan müthiş öngörü: Küresel felaket nükleerden değil, virüsten olabilir

Türk Standartları Enstitüsü’nün çıkardığı Standart dergisinde yayımlanan bir makalede bugünün küresel felaketinde en büyük riskin nükleer silahlar değil, virüs olacağı belirtilmiş. Geçtiğimiz yıl yayımlanan makalede bugün yaşadıklarımız ve alınacak önlemler tek tek sıralanmış. Yaşanacak salgının önceki salgınlar gibi olmayacağının altı çizilirken, “Bir sonraki salgın için hazır değiliz. Bir sonrakinde bu kadar şanslı olamayabiliriz” uyarısı yapılmış.

Çin’in Wuhan kentinde 2019 yılı sonunda ortaya çıkan ve tüm dünyayı tehdit eden corona virüs salgını hızla yayılıyor. Dünya Sağlık Örgütü de yeni tip virüsünün sebep olduğu hastalığı (Kovid-19) pandemi (salgın) olarak nitelendirilebileceğini duyurdu. Salgın nedeniyle birçok ülke içine kapandı. Türkiye’de de salgının yayılmasını engellemek için bir dizi önlemler alındı.

YAŞADIKLARIMIZI 1 YIL ÖNCE KALEME ALDI

Dünyada sosyal ve ekonomik hayatı durma noktasına getiren küresel salgının Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) çıkardığı “Standart” dergisinde “Bugün küresel felaketin en büyük riskinin virüs” tanımlamasının  yapıldığı ortaya çıktı. TSE Sistem Belgelendirme Grup Başkanlığı uzmanlarından Elif Kırbaş’ın,  yazdığı makalede, küresel felaketin nükleer silahlardan değil, virüs salgınlarından olacağının altı çizilmiş.

Yazıda yaşanacaklara ve olası salgınında alınacak önlemlere de şöyle değinilmiş:

“FÜZE OLMAZ, VİRÜS OLUR”

Önümüzdeki on yıllık zaman dilimlerinde, eğer bir şey 10 milyondan fazla insanın hayatına son verirse bu bir savaştan çok, yüksek derecede hızla yayılabilen bir virüs olur. Nükleer füzeler olmaz, ama mikroplar olur. Atom bombasının olası zararı çok yüksektir, fakat kullanma oranı düşüktür…

Mers çok büyük bir salgın yaptı. Ebola ortalığı kasıp kavurdu. Ebolanın özellikle havacılık sektörüne olan yıkımı çok ağırdı. Domuz gribi, kuş gribi, şarbon ülkemizde de yaşandı. Bir sonraki salgın için hazır değiliz!

“ŞANSLI OLAMAYABİLİRİZ” ÖNGÖRÜSÜ

Ebolaya bir göz atalım; 10 bin civarında insan öldü. Bunların tamamı neredeyse Batı Afrika’nın üç şehrinde gerçekleşti. Daha fazla yayılmamasının üç nedeni var: İlki orada ki sağlık çalışanlarının başarısı, İkincisi virüsün doğasından kaynaklı, ebola havadan yayılmıyor. Üçüncüsü ise çok kalabalık şehirlerde ortaya çıkmaması ve bu sadece bir şanstı. Bir sonrakinde bu kadar şanslı olamayabiliriz!



ALINACAK ÖNLEMLERİ TEK TEK SIRALAMIŞ

Olası bir salgın dalgasında alınabilecek mevcut tedbirlere göz atalım bir de; Her ne kadar insanlar aşı stoklama yoluna gidiyorsa da hiç kimse aşının gerçek bir küresel salgın karşısında kesin ve kalıcı bir çözüm olduğunu düşünmüyor. Çözüme dair fikirlerden biri de havaalanlarının hava trafiğini durdurmak. Hava trafiği durursa aşının, ilaçların ve işe yarayabilecek başka şeylerin dünyanın değişik yerlerine yollanması nasıl mümkün olacak? Havaalanlarını kapatmak, çözüme hizmet etmiyor. Okulları kapatabiliriz belki. Peki işçiler ne olacak? Çocukları okula gitmeyecekse onlar da işe gitmeyecek. Üretim olmaz ise ya ekonomi? Belki korunma amaçlı maskeler kullanabiliriz. Bize gereken maske N95 mi? Yoksa başka tip maskeler de iş görür mü?

MASKENİN YETERLİ OLMAYABİLECEĞİNİ DE ÖNGÖRMÜŞ

Hong Kong’taki SARS salgınında, hastalığın yayılmasının başlıca sebebinin maskenin uygun olmayan bir biçimde çıkartılması olduğu yönündeydi. Maskenin çıkartıldığı esnada eller mikroplanıyor ve buruna şöyle bir sürtünce SARS size de geçti. Uçan mikroplar değil, kendi eliniz bulaştırdı. Hangi maske işe yarar, hangisi yaramaz? Ne kadar maskeye ihtiyaç var? Salgın dalgasının 18 ay süreceğini varsayarsak, her aile ferdine 1 buçuk yıl boyunca yetecek maske mi alacaksınız?