Gündem |

Turgay Güler kilidi çözdü: "Ters kelepçe"nin anahtarı!

Turgay Güler: Yaşını başını almış bir kadın hiç utanmadan sıkılmadan bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaret ediyor, yetmiyor yalan söylüyor, yetmiyor yalan söylemeye teşvik ediyor, yetmiyor ucuz numaralar çekiyor.

Katıldığı canlı yayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret eden Sedef Kabaş tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kabaş'ın adliyeye sevki sırasında polis otosundan indiği sırada, ellerini arkada birleştirerek ters kelepçe takılmış algısı yaratmak istemesi ise tepki topladı.

Bu konuyu köşesine taşıyan Akşam yazarı Turgay Güler de bu davranışların sanıldığından daha büyük bir planın parçası olduğunu vurguladı.

Güler yazısında, "Bu yöntem FETÖ'nün de PKK'nın da başkaca terör örgütlerinin de kullandığı bir yöntem. Bu yöntemin bir mucidi var yahu. Joseph Goebbels! Bu yöntemi uygulamaları için bunların gazetecisine, medyasına, sanatçısına milyonlarca dolar fon akıtılıyor. Hem de gözümüzün önünde." ifadelerini kullandı.

Akşam yazarı "Ters kelepçenin anahtarı" başlığını taşıyan makalesinde şunları kaydetti;

"Araçtan inerken ellerini gördük. Sonra ani bir hamle ile ellerini arkasına götürdüğünü de.

Sanki 'ters kelepçe takılmış' süsü verdiğini de.

Tüm Türkiye gördü.

Çektiği rezil numaranın herkes tarafından görüleceğini o da biliyordu.

Ama buna rağmen yaptı.

Çünkü kitlesinin bu yalanı da satın alacağını, behemehal tedavüle sokacağını, üzerinde tepineceğini biliyordu.

Öyle de oldu!

Cumhurbaşkanına yönelik o iğrenç hakaretlerinin de cezasız kalmayacağını biliyordu.

Sonucunu bile bile yaptı.

Bir benzerini Kılıçdaroğlu yapıyor.

Akşener de yapıyor.

Bunların yanaşması yazar çizer, sanatçı akademisyen, gazeteci kim varsa alayı yapıyor.

Bir yalan uydurup bin tekrar ediyorlar.

Kitle deseniz ağız açık bekliyor.

Cumhurbaşkanına hakaret et ama hesap sorulduğunda 'tek adam' de 'özgürlük' de.

Ne yani bugün cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu olsa idi ona istediğimiz hakareti yapabilecek miydik?

Yapmazdık eyvallah.

Ama yapamazdık da!

Ne diyordu katıldığı bir canlı yayında Kemal Kılıçdaroğlu?

'Hakaret etmediğiniz sürece istediğiniz gibi eleştirebileceksiniz beni'!

Peki içinde hakaret barındırmayan hangi eleştiri yüzünden kim tutuklanmış biri çıksın söylesin hele?

Söyleyemez!

Yaşını başını almış bir kadın hiç utanmadan sıkılmadan bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaret ediyor, yetmiyor yalan söylüyor, yetmiyor yalan söylemeye teşvik ediyor, yetmiyor ucuz numaralar çekiyor.

Çünkü kitlesi onun tüm bu rezil davranışlarını elleri patlarcasına alkışlıyor. Kutsuyor yahu!

İşte bu kitledir Türkiye'yi kutuplaştıran.

Zira kendisinin dışındaki herkesi göbeğini kaşıyan adam mertebesinde görüyor.

İşin en dramatik tarafına gelelim şimdi!

Yüz kez yazdım, bin kez söyledim.

Nafile!

Bu kadar yalana, manipülasyona, kışkırtmaya rağmen hiç kimse oturup bir çözümleme yapmıyor. Yahu aleni psikolojik harp yöntemleri uyguluyorlar. Görmesi gerekenler niçin görmez?

'Bu da yalan' demekten öteye niçin geçilemez?

Evet yalan ve herkes de görüyor.

Söyleyen bile isteye yalan söylüyor. Satın alan da, tedavüle sokan da.

Bir kez daha söyleyeyim öyleyse.

Bu yöntem FETÖ'nün de PKK'nın da başkaca terör örgütlerinin de kullandığı bir yöntem. Bu yöntemin bir mucidi var yahu.

Joseph Goebbels!

Bu yöntemi uygulamaları için bunların gazetecisine, medyasına, sanatçısına milyonlarca dolar fon akıtılıyor.

Hem de gözümüzün önünde.

Kim bu Goebbels? Hitler'in propaganda bakanı.

'Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin' diyor.

'Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanır' diyor.

'Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız o söylemi nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur' diyor.

'Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır' diyor.

'Halkı her zaman ateşleyin asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin' diyor.

'Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın' diyor.

Bu!

İstanbul'da otobüsleri yürütemeyen, belediyeyi borç batağına sokan, metro inşaatlarını durduran beyimiz çıkıp 'beni engelliyorlar' yalanını uyduruyor.

Tuz ihalesini iptal etmiş, kar İstanbul'u esir almış, insanlar perişan olmuş...

Umurunda mı?

Yeni bir yalanı tedavüle sokacak her şey unutulacak.

Ve son bir not.

Yalan üzerine kurulmuş bu kötü, çirkin, rezil siyaset yapma yöntemine karşı mücadele sanılanın aksine hiç de zor değil. Yani bu mücadeleyi ortaya koyması gereken teknik adamların kendilerini çaresiz hissetmemesi gerek.

Sorun şu ki müdahale edilmeden geçirilen her saniye kitlelerin miyopluğunu artırıyor.

Yazık!"

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...