17 Eylül 2020
21 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
5 sa 44 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 05:14 Güneş 06:40 Öğle 13:04 İkindi 16:32 Akşam 19:18 Yatsı 20:38
Gündem

Turgay Güler: Bulun da yüzlerine tükürelim

Gazeteci Turgay Güler, bugünkü köşe yazısında, Elazığ'da meydana gelen 6.8'lik depremin ardından ortaya çıkan provokatörleri hedef aldı. Güler, ''Yeryüzünde bugüne kadar eşine hiç rastlamadığımız türden yaratıklardı. Vahşiden daha vahşi! Adiden daha adi!'' ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz cuma akşamı Elazığ ve Malatya, 6.8'lik depremle sallandı. 41 kişinin yaşamını yitirdiği binlerce kişinin yaralandığı deprem sonrasında, sosyal medyada deprem provokatörleri ortaya çıktı.

Gazeteci Turgay Güler, bugün Akşam gazetesindeki köşe yazısında o provokatörleri hedef alan bir köşe yazısı kaleme aldı.

İşte Güler'in ''Bulun da yüzlerine tükürelim'' başlıklı yazısı;

Dünya üzerinde sosyal sermayesi bizim kadar güçlü bir başka millet gösteremezsiniz. Bize yakın bir millet de.

Anında organize olur, devletten önce intikal eder ne gerekiyorsa yaparız.

17 Ağustos 1999 depreminin hemen ardından bu milletin ortaya koyduğu seferberlik ruhu, dünyaya parmak ısırttırmıştı.

Evet, o gün devlet imkânsızlık içerisindeydi. Ekonomi kötüydü. Tecrübe yoktu.
1 milyar dolara muhtaçtık. IMF kapılarında el açıyorduk. Dünya, Türkiye’nin böyle bir felaketten sonra çok ama çok zor toparlanabileceğine inanıyordu. Ama bu millet yurdun dört bir yanından yollara düşüp deprem bölgesine ulaştı. Elleriyle kaldırdı enkazı, kurtarabildiklerini kurtardı. Milletin kendi cebinden deprem bölgesine yığdığı yardımlar sayesinde, felaketten geriye kalanların yaraları sarıldı.

Göz yaşartan bu tablonun yanı sıra kahreden hadiseler de yaşandı hiç şüphesiz.

İnsanlıktan nasibini almamış, aşağılık, adi, namussuz tipleri de gördük.

Ne mi yapmışlardı?

Enkaz altında kalıp ölen insanların kollarını kesip bileziklerini, parmaklarını kesip yüzüklerini çaldılar. Yıkılan evlerin enkazlarında hırsızlık yaptılar.

Sonra devlet bu haysiyetsizler için ‘vur emri’ çıkardı. Böylece önüne geçildi.

Ve bugün.

Elazığ depremi sonrası devlet tüm gücüyle anında bölgeye ulaştı. İmkân da tecrübe de ziyadesiyle vardı. Dünya üzerinde bu kadar hızlı müdahale yapabilecek kabiliyette bir başka ülkeyi gösteremezsiniz. Süper güç diye nitelendirilen ülkeler dahil. Bu millet Elazığ depremi sonrasında da yine yollara düşüp sosyal sermayesini bir kez daha seferber etti.

Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen depremzedenin dininin, dilinin, ırkının, ideolojisinin ne önemi olabilir?

Devlet, milletiyle birlikte deprem bölgesinde enkaz kaldırırken biz yine haysiyetsizleri, alçakları, namussuzları, şerefsizleri gördük.

Gördük maalesef!

Yardıma koşmadılar! Sıcak evlerinde oturup klavyelerinin başında yapabildikleri en çirkin, en aşağılık işleri yaptılar.

Her türlü yalanı uydurdular.

Ekiplerin çalışmasını, yaralıların kurtarılmasını engellemek için türlü numaralar çektiler.

Moral bozmak için sayısız yalanı sosyal medya vasıtasıyla ortalığa boca ettiler.

Peki, kimdi bunlar?

İnsan değillerdi!

İnsan olmadıklarına göre Müslüman hiç değillerdi!

Ya?

Yeryüzünde bugüne kadar eşine hiç rastlamadığımız türden yaratıklardı. Vahşiden daha vahşi! Adiden daha adi!

Onları asla unutmayın!

Ve son bir not.

Devlet bu haysiyetsizden daha haysiyetsizleri bulup millete tek tek göstermelidir ki yüzlerine tükürelim.

Mahkemeler asla müsamaha göstermemelidir ki bir daha bu rezillikleri yaşamayalım.

Dahası, hiçbir zaman durmayacak bu sosyal medya vahşileri için tez kanun çıkaralım.

YAZININ ORİJİNAL METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

Yorumlar