19 Haziran 2018
22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 10 dk
Güneş'e kalan süre
İmsak 03:24 Güneş 05:25 Öğle 13:11 İkindi 17:10 Akşam 20:46 Yatsı 22:37
İlhami Işık

İlhami Işık

Susun, ölüleri uyandıracaksınız!

Yaşlı adam irkildi birden bire, küçücük bir kız çocuğunun feryatlarını duyunca.

İnleyerek bağırıyordu...

"Anne nerdesin?
Anneeeeee!
Çok soğuk burası
Canım açıyor
Anne!
Sesini duymak istiyorum
Bak kardeşimde hiç ağlamıyor artık
Ses çıkarmıyor
Vücudu çok soğuk artık
Niye anne?
Niye soğuk vücudu kardeşimin?
Hiç konuşmuyor artık!
Anneeeee!
Korkuyorum...
Çok korkuyorum...
Yine uçak sesleri geliyor
Babam da geri gelmedi!
'Bacaklarım yok' diyordu...
Gelir değil mi babam?
Anne...
Götür bizi evimize
Burası çok karanlık
Çok bağırıyor amcalar!"

Etrafına bakındı yaşlı adam, belki görürüm diye küçük kızı, ama nafile, zifiri karalık içinde ve nefes almakta zorlandığı ağır bir is onu görmeyi engelliyordu sadece inlemelerini duyabiliyordu...

Kendisine yakın bir yerde olduğunu tahmin ediyordu çünkü diğer bağırışlardan daha yakın geliyordu kızın sesi...

Yine ağlamaya başladı küçük kız...

Öldüğünü bilmediği kardeşine sesleniyordu;

"Kalk annem gelecek!
Ne olur artık uyan...
Annem bizi eve götürecek
Haydi kalk!"

... diye bazen bağırarak

Bazen ağlayarak

Kardeşine sesleniyordu

Ama kardeşi ölmüştü

Ve hiç ses vermeyecekti

Ölüler konuşamaz!

Her yer, bir daha konuşamayacak

Gülemeyecek

Koşamayacak

Ölülerle doluydu!

Burası

Yeryüzü cehennemi olan GUTA'ydı!

Yaşlı adam;

"Niye bizi öldürüyorlar?
Niye evlerimizi
Sokaklarımızı
Sehirlerimizi
Yakıp yıkıyorlar?
Neden?
Ben burada doğdum
Babam, annem
Dedem ve onun dedeleri de burada doğdu!
Bizim kimseye bir zararımız olmadı
Niye öldürüyorlar bizi?
Çocuklarımızı
Ceset kokuyor her yer
Ölülerimizi bile gömmeye izin veremiyorlar
Ekmek yok, su yok!
Çocuklar ölüyor!
Kimse de durdurmuyor bu katilleri...
Çocuklarım ve eşim nerede bilmiyorum iki gündür yerimden kalkamadım
Her saat bombalar düşüyor
Yaşıyorlar mı bilmiyorum!"

Bunları düşünürken

Yine küçük kızın sesi yankılandı kulağına

Bu sefer...

"Babaaaaa
Hani geri gelecektin
Sen de gelmedin
Annem de gelmedi
Baba ne olur annemi getir gel
Çok üşüyoruz burada
Gelirseniz belki kardeşim uyanır
Çok korkuyorum
Gel baba
Annemi getir bize
Babaaaa!"

Yaşlı adam yığılıp kaldı.

Kalbi bu çığlıkları kaldıracak durumda değildi

Sadece şunu diyebildi...

"Geliyoruz kızım "

Diğer Yazıları