22 Eylül 2018
26 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
2 sa 49 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 05:19 Güneş 06:44 Öğle 13:03 İkindi 16:27 Akşam 19:10 Yatsı 20:30
Gündem

NATO zirvesinde söz aldı!

Erdoğan: Trump "Gerekli talimatları verdim" dedi

Son dakika... Belçika'da iki gün süren NATO zirvesine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan uçakta, aralarında SuperHaber Genel Yayın Yönetmeni Cengiz Er'in de bulunduğu gazetecilerle sohbet etti. Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmeden, son günlerde döviz kurunda yaşanan hareketliliğe kadar önemli konu başlıklarında, çok konuşulacak açıklamalar yaptı...

Erdoğan: Trump "Gerekli talimatları verdim" dedi

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, yemin ettikten sonra "Başkan" sıfatıyla ilk uluslararası zirvesine Brüksel'de katıldı.

Erdoğan, Belçika'da düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı vesilesi ile önemli temaslarda bulundu.

Cumhurbaşkanı, ilk kez NATO'nun yeni karargah binasında yapılan zirve kapsamında, ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da aralarında bulunduğu liderlerle görüştü.

UÇAKTA GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI

Recep Tayyip Erdoğan, Belçika dönüşü uçakta, aralarında SuperHaber Genel Yayın Yönetmeni Cengiz Er'in de bulunduğu gazetecilerle sohbet etti.

Brüksel temasları hakkındaki soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmeden, son günlerde döviz kurunda yaşanan hareketliliğe kadar önemli konu başlıklarında, çok konuşulacak açıklamalar yaptı.

Erdoğan, "F- 35’ler son taksitle birlikte toplam 900 milyon doları ödemiş olacağız. 800 milyon doları zaten ödemiştik. 100 milyon dolar daha ödenecek birkaç gün içinde. Sayın Trump bu anlaşmanın aynen uygulanacağını bana söyledi. 'Konuyla ilgili olarak gerekli talimatları verdim' dedi." şeklinde konuştu.

* İşte Erdoğan'ın Brüksel dönüşü yaptığı dikkat çeken açıklamalar...

Değerli basın mensupları, 11- 12 Temmuz 2018 tarihlerinde Brüksel’de düzenlenen NATO devlet ve hükümet başkanları zirvesi tamamlanmış bulunuyor.

Brüksel’deki bu toplantı, içeriği itibariyle başarılı geçen bir zirve oldu. Zirve münasebetiyle terörle mücadelede müttefik ve ortaklarımızdan terör örgütleri arasında ayrım gözetmeksizin tam destek ve dayanışma beklediğimizi vurguladık.

İki günlük zirvenin birinci gününde gündemin ağırlıklı maddesi külfetin adil paylaşımı konusuydu. Bu çerçevede, Türkiye’nin üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirdiğine işaret ettik. Müttefiklerin güvenlik kaygılarının ciddiyetle ele alınmasının zorunluluğunu, bunun güvenliğin bölünmezliği ilkesinin bir gereği olduğunu belirttik.

Zirvede NATO’nun karşı karşıya kaldığı küresel sınamalara kendini uyarlamasına ve Avrupa Atlantik bölgesinde barış ve istikrarı korumaya yönelik önemli kararlar aldık. Bu çerçevede NATO’nun uyarlanmış komuta yapısı, müttefiklerin Afganistan’a desteğinin artırılması ayrıca kararlaştırıldı.

Yine Irak’ın terörle mücadele kapasitesini güçlendirmeyi de içerecek şekilde güvenliğine katkı sağlamak amacıyla bir eğitim misyonu başlatılmasına karar verildi. NATO’nun Irak’ta başlatacağı eğitim misyonuna komutan yardımcılığını üstlenecek olmamız Irak’ın istikrar ve güvenliğine atfettiğimiz önemin ve NATO’ya taahhüdümüzün somut bir tezahürüdür.

Keza ittifakın güney bölgesinde istikrarı yayma gayretleri kapsamında Tunus ve Libya’nın savunma ve güvenlik kurumlarının güçlendirilmesi konusunda somut adımlar değerlendirildi.

İttifakın açık kapı politikası bağlamında Makedonya’ya Nato’ya üyelik müzakerelerine başlaması için davette bulunuldu. Türkiye olarak bundan duyduğumuz memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum.

Ülkemiz başından beri ittifakın açık kapı politikasının Avrupa Atlantik bölgesinde güvenlik ve istikrarı artırmaya matuf stratejik bir araç olarak görmüş ve desteklemiştir.

Bu nedenle Türkiye bölgedeki ülkelerle tarihi bağlarımızdan da hareketle Bosna Hersek ve Gürcistan’ın ittifakla angajmanının geliştirilmesi konusunda azami gayret göstermiştir. Bu yıl sonuna kadar da bunun bitirilmesi için gerekli görüşmeleri başta Dışişleri Bakanımız olmak üzere devam ettireceklerdir.

Zirvede ayrıca askeri risklerin azaltılması ve şeffaflığın sağlanması amacıyla Rusya ile siyasi ve askeri diyaloğun canlandırılması gereğine işaret ettik.

NATO – Avrupa Birliği işbirliğinin uzlaşılan çerçevede geliştirilmesine desteğimizi teyit ettik. Bunun için Avrupa Birliği’nin savunma ve güvenlik konularında ülkemize yönelik taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini de vurguladık.

Zirve vesilesiyle muhataplarımla önemli ve içerikli ikili görüşmeler gerçekleştirme fırsatı da buldum.

SORU - CEVAP

- Külfet paylaşımı konusunda zirvedeki tartışmalara, bu çerçevede Türkiye’nin konumuna dair değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Başkan Trump’ın külfet paylaşımı ve bütçe onayları konusunda söyledikleri bir tartışma konusu oldu. Özellikle şu anda 2024’e kadar bildiğiniz gibi yüzde 2 Gayri Safi Milli Hasılanın oranı itibariyle NATO’ya bir destek verilmesi söz konusuyken şu an itibariyle bu oranın çok çok altında kalan ülkeler var. Ve Trump’ın, "Biz yüzde 4,2 oranında NATO’ya destek veriyoruz. Burada o kadar zengin ülkeler var ki bunların bir kısmı hala yüzde 1’in altında. 2’yi dahi yakalayamayan ülkeler var. Biz ABD olarak biz bu sıkıntıları üstlenmek durumunda değiliz" gibi yaklaşımları söz konusu oldu. Daha sonra dar kapsamlı sadece liderler yanlarında 2 kişi olmak üzere bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıda yeniden ele alma durumu oldu.

Türkiye’nin şu anda desteği yüzde 1,8 durumunda. Bizim tabii ayrıca malzeme ve mühimmat noktasındaki harcamalarımız da 30 milyar dolar civarında. Bizim böyle bir gayretimiz var.

Türkiye bu noktada da iyi bir konumda. Bunu da artırarak devam ettirmeyi hedefliyoruz.

Savunmada atmamız gereken adımları zaten atıyoruz. NATO bu yönüyle ülkemize karşı çok daha olumlu bakıyor.

Afganistan meselesinde de, orada 686 askerimiz ve subayımız bulunuyor. Orada aynı zamanda Kabil havaalanının güvenliği de bizde. Şu anda bunları yürütüyoruz. Savunma harcamalarında 1,7 – 1,8 civarında iken diğer ülkelerde oran düşük oran olunca, 5- 6 ülke bu yüzde 2’lik orana yaklaşmış veya aşmış durumda. Türkiye’ye yönelik bir şey söyleyemiyorlar. Ama Obama döneminde konulan hedef 2024’e kadar bütün ülkeler GSMH’nın yüzde 2’ye çıkmalı denmişti.

Trump bunun ötesine geçerek 2024’e kadar oranın yüzde 4 olması gerekir gibi bir yaklaşımı söz konusu oldu. Bütün bunlarla beraber, yapılan görüşmelerde ülkeler, Obama döneminde alınmış olan karara uyulması gerektiğini ifade ettiler. "Hepimizin savunma ile ilgili, ülkemizin yönetimiyle ilgili birçok sıkıntısı var. Eğer biz bu denilen rakamları ödemeye kalkarsak ben milli eğitimde ne yapacağım, sosyal yardımda ne yapacağım" diyerek karşı çıktılar.

Başka yaklaşımlar da var. Örneğin bu noktada doğalgaz alımıyla ilgili olarak Rusya’ya bu kadar yapılan yatırım ve ödemeler bunlar ele alınmalı gibi yaklaşımlar var. Biz bu konularda gerek Rusya’dan doğalgaz alıyoruz, İran’dan alıyoruz, Azerbaycan’dan alıyoruz hatta hatta zaman zaman yetmiyor, Cezayir’den aldığımız oluyor. Bunu çeşitlendirmemiz lazım, bunu çeşitlendirmezsek 81 milyon nüfusa bakıyoruz.

Biz şu anda 78 vilayete doğalgaz veriyoruz. Kalan 3 vilayeti de önümüzde kısa süre içinde bitireceğiz.

Biz Kosova ve Afganistan gibi önemli NATO operasyonlarında kilit roller oynuyoruz. İttifak içindeki merkezi konumumuz da devam ediyor.

TRUMP İLE NE KONUŞTU?

- Zirve marjında ABD Başkanı Trump ile de görüştünüz. Hangi konuları ele aldınız?

Evet, zirve marjında Sayın Trump ile görüştük. Münbiç ve F-35’ler konusunu ele aldık. Münbiç anlaşması şu anda planlandığı şekilde ilerliyor. Tabii ki asıl hedefimiz Amerika Birleşik Devletleri’nin PYD ve YPG ile bütün ilişkisini kesmesi. Şu anda öyle bir görüntü yok. Münbiç konusunda şu an gündemde olan şey PYD YPG’nin Fırat’ın doğusuna gitmesi; ayrıca yüzde 90’ı Arap olan Münbiç’e oranın gerçek sakinlerinin yerleşmesini sağlamak.

Geçen ayın 4’ünde Mevlüt Çavuşoğlu Bey'in, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile yaptığı görüşmede belirlenen takvim çalıştığı sürece, temennimiz odur ki Münbiç asıl sahiplerine terk edilmiş, bırakılmış olacaktır. Şu anda bu yönde bir gayret var.

TRUMP: F-35'LERİN TESLİMATI İÇİN TALİMATLARI VERDİM

F- 35’ler son taksitle birlikte toplam 900 milyon doları ödemiş olacağız. 800 milyon doları zaten ödemiştik. 100 milyon dolar daha ödenecek birkaç gün içinde. Sayın Trump bu anlaşmanın aynen uygulanacağını bana söyledi. "Konuyla ilgili olarak gerekli talimatları verdim" dedi. Beyaz Saray, Kongre’ye mektup gönderdi. Yaptırıma karşı olduğunu bildirdi.

- ABD ve Türkiye arasında S-400 ve F-35 anlaşmazlıklarının yanı sıra İran’a ambargo ya da Rusya konularında görüş ayrılıklarının da olduğu biliniyor. Stratejik ortaklığın kağıt üzerinde kalmaması için güçlü bir irade ortaya konuldu mu? Olumlu bir izlenimle dönüyor musunuz?

Pazartesi günü Trump ve Putin, Helsinki'de bir araya gelecekler. Bana göre bu zirve çok çok önemli. Bakalım bu zirvede hangi konularda mutabakat olacak, hangi konularda ayrı düşecekler, bunu izleyip göreceğiz. Bu arada biz de cumartesi için Sayın Putin ile bir telefon görüşmesi yapmayı planlıyoruz, bununla ilgili de bu görüşmede bir dar kapsamlı Türkiye’de bir araya gelmeyi teklif edeceğim. Bölge sorunlarını ele alacağımız bir görüşme olacak. Helsinki’den sonra böyle bir şeyi kabul ederse bizim için iyi olur. Belki bir veya iki ülkeyi daha davet edip bir organizasyonu gerçekleştirelim istiyorum. Bununla birlikte bölgedeki durumu daha stabil hale getirmiş oluruz diye düşünüyorum. Bunları telefon görüşmemizde ele alacağız.

-Zirve esnasında Şansölye Merkel ile de uzun bir ikili görüşmeniz oldu. Görüşmenin içeriğiyle ilgili bizimle neleri paylaşabilirsiniz?

Sayın Merkel ile ikili ilişkilerimizi, Avrupa Birliği sürecini ve bölgesel konuları ele aldık. İkili ekonomik ilişkilerimizin özellikle geliştirilmesini aramızda değerlendirdik.

Bunların başında Almanlarla yaptığımız savunma sanayii işleri var. Bunların geliştirilmesini hususunu konuştuk. Mutabakatımız var. İkili ekonomik ilişkileri çok daha yoğun şekilde geliştireceğiz. Görüşmemizde, 18 Mart Mülteci Anlaşması gereği Türkiye’ye aktarılması gereken fonlar da gündeme geldi. Biz bu fonların bize aktarımının hızlandırılması gerektiğini söyledik. Biliyorsunuz 3 + 3 milyar Avro gibi bir rakamdı. Bunun birinci dilimiyle ilgili verilen söz maalesef henüz yerine getirilmedi. O da zaten 957 milyon avro. Bunlar zaten harcanan rakam. Ama bunun dışındaki dilim maalesef verilmedi. İkinci dilim zaten yok ortada. 3 milyar avro ise şu anda onların verilmesinin gerektiğini söyledik. Bunları Sayın Merkel’e söylediğimiz gibi Sayın İtalya Başbakanı'na da söyledik, aynı şekilde Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron’a da söyledik.

- Almanya'da 8 Türk vatandaşının kanına girmiş olan ve 5 yıldır devam eden NSU terör örgütüyle ilgili davaya ilişkin karar, siz Brüksel’de olduğunuz esnada açıklandı. Merkel’le görüşmenizde bu dava da konuşuldu mu?

Evet, NSU davasına da değindik. NSU davasında çıkan kararın tatmin edici olmadığını, meselenin özüne inilmesi gerektiğini söyledik. Bu bir tür Gladio olayı olabilir, bunun derinine inilmesi gerekir. Burada sadece o kadının müebbet alması, mazlum mağdur aileleri tatmin etmeyecektir. Bu işin sıradan bir olay olmadığını düşünüyoruz. Konunun tüm boyutlarıyla araştırılması gerektiğini söyledik. Kendileri de çok farklı düşünmüyorlar.
Örgütün öldürdüğü insan sayıları ortada. Açıklanan kararda ise bir kişiye müebbet, diğerlerine 10, 5, 2, 3 yıl gibi hapis cezaları verildiğini görüyoruz. Bu tür bir karar elbette mağdur aileleri de bizi de tatmin etmiyor. Bunları Sayın Merkel’in kendisine açıkça ifade ettim.

Sayın Merkel’le görüşmemizde, terörle mücadele konusunda daha kararlı ve tutarlı bir tavır takınılması gerektiğini de belirttik. Özellikle Almanya’daki FETÖ ve PKK mevcudiyeti konusundaki endişelerimiz devam ediyor.

Görüşmemizde, Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier’in davetiyle bu yıl Almanya’ya yapacağım ziyareti de ele aldık. Bu ziyaret vesilesiyle kendileriyle bir de Almanya’da tekrar yüz yüze buluşma imkanı da bulacağız.

- Adil Öksüz meselesi de gündeme geldi mi Merkel’le yaptığınız görüşmede?

Hayır gelmedi. Ama dediğim gibi, inşallah bu yıl Almanya’ya yapacağım ziyarette tüm konuları daha kapsamlı biçimde konuşma fırsatımız olacaktır.

- Tarihi belli mi Almanya seyahatinizin?

Herhalde Ağustos ayına sarkar.

- İtalya Başbakanı Conte, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Yunanistan Başbakanı Çipras dahil başka ikili görüşmeleriniz de oldu. Ana hatlarıyla hangi konuları görüştünüz?

Hem ikili hem de bölgesel konuları görüştük. İtalya Başbakanı Conte ile kapsamlı ve güzel bir görüşme yaptık. Öyle zannediyorum ki İtalya ile bu dönem çok daha hareketli ve verimli bir süreci yaşayacağız. 2017’de İtalya ile ikili ticaretimiz 20 milyar dolara ulaştı.

Savunma sanayi alanında önemli ortaklıklarımız var. Fransa’nın da katımlıyla Eurosam üzerinden uzun vadeli projeler yapacağız. Suriye, Libya, terörle mücadele ve düzensiz göç konusunda İtalya ile birlikte çalışma ve yakın temasta olma kararı aldık. Gümrük birliğinin güncellenmesi konusunu da müzakere ettik.

"FRANSA'DAN BEKLENTİMİZ TERÖRLE MÜCADELEDE TUTARLI OLMASI"

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile uzun ve kapsamlı görüşmemiz oldu. Savunma sanayi alanındaki işbirliğimizi güçlendiriyoruz. Sinop'taki nükleer santrali, Japonya-Fransa-Türkiye olarak ortak inşa ediyoruz. Zaman kaybını telafi etmek, santralin bir an önce kurulmasını temin etmek için görüşmeleri artıracağız.

Terörle mücadele konusunda Fransa’dan beklentimiz kararlı ve tutarlı olmasıdır. PYD ve YPG gibi örgütlerin korunmasının ve kollanmasının kabul edilemeyeceğini belirttik. İran nükleer programını, ABD’nin muhtemel yaptırım sürecini, Libya’daki gelişmeleri ve Bosna’nın NATO’ya katılımını ele aldık. Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine seyahatlerinde vize muafiyeti sürecini de gündeme getirdik.

Fransa’nın Hırvatistan ile finale kalmasını da konuştuk. Akşam İngiltere-Hırvatistan maçının son dakikalarını Merkel, İngiltere Başbakanı May ve Edi Rama ile izledik.

- Futboldan anlıyorlar mı, yorumlarını nasıl buldunuz?

Fena değiller. Dediğim gibi İngiltere-Hırvatistan maçının son dakikalarını beraber izledik.



DOLARDAKİ HAREKETLİLİK

- Dolarla oynanmaya devam ediliyor. Türkiye olarak kur baskısından ne zaman kurtulacağız?

Kur baskısı sadece Türkiye için değil, her yer için geçerli. Kur baskısı denen olayı frenleyebilecek olan en iyi araçlardan biri, uluslararası platformda milli paralarla ticaret yapmaktır. Bunu Rusya ile konuştuk, kısmen başladık. İran ile kısmen başladık. Çin ile de konuşuyoruz. Ticaret Bakanlığımızın, Hazine ve Maliye Bakanlığımızın bu konudaki görüşmeleri çok önem arz ediyor. Alışverişi milli paralarla yaptığımız oranda kur baskısı da azalacaktır. Ama bunu tümüyle sıfırlamak tabii ki mümkün değildir.

- IMF sözcüsü biz uçaktayken olumlu açıklama yaptı. "Aldığımız mesaj, kararlılık görüyoruz" dediler. "Türkiye kararlı görünüyor" dediler. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

O tabii ki tartışmasız. Makro ve mikro ekonomik dengeler anlamında hassasiyetimizi korumaya devam edeceğiz. Bu hususta kararlılık önemli. Ekonomide söylem birliği de çok önemli. Her ağızdan ayrı bir ses çıkmamalı. Olumsuzluklara fırsat vermeyeceğiz.

- Suriye ile ilgili, NATO’da ve ikili görüşmelerde geçiş sürecini başlatmaya yönelik yeni bir hamle sezdiniz mi?

Macron ile konuştuk. Merkel’e de söyledim. Bu konuda dayanışma içinde olmamız gerekiyor. Bizim sadece Kobani’den geçip gelen 200 bin insanın halen bizde barındıklarını biliyor musunuz? Onları hala ağırlıyoruz. Haberleri dahi yok bundan. Bizim Kürtlerle hiçbir sorunumuz olmamıştır. Bizim sorunumuz, teröristlerle ve terörledir. Suriye kuzeyinde terör bölgeleri oluşturulmasına müsaade edemeyiz. Oralarda sadece Kürtler yaşamıyor. Kahir ekseriyette Araplar yaşıyor. Münbiç’in asli sakinlerinin yüzde 90’ı, 95’i Arap. Afrin’de, Kürt de var Arap da var, Türkmen de var. El Bab, Cerablus öyle. Birileri demografik yapıyı hiçe sayarak, oralarda sanki sadece Kürtler yaşıyormuş gibi, en doğudan en batıya bir terör koridoru oluşturup Akdeniz’e inme planı yaptı. Ama bizim Cerablus ve Afrin’de yaptığımız operasyonlar, o oyunu bozmuş oldu. Şimdi bundan sonraki sürece odaklanmak lazım. Hedef bir an önce Suriye’de sağlıklı bir seçim yapılmasını sağlamaktır. Koalisyon güçleri, Türkiye, Rusya, İran hep birlikte çalışıp, Suriye halkını seçime götürebilmektir.

- Yakın zamanda Tahran’da yine bir üçlü zirve olacak...

Evet, Türkiye, Rusya ve İran’ın katılımıyla yapılan üçlü zirve toplantısı için sıra şimdi Tahran’da. Soçi ve Ankara’nın ardından, şimdi Tahran’da bir araya geleceğiz. Ama tarih henüz belirlenmiş değil. / SuperHaber