16 Aralık 2019
8 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 41 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 06:43 Güneş 08:15 Öğle 13:04 İkindi 15:23 Akşam 17:44 Yatsı 19:10
Gündem

17 haine 141'er kez ağırlaştırılmış müebbet!

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de bulunduğu 224 sanıklı Genelkurmay "çatı" davasında karar açıklandı... 17 sanık 141'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi. Duruşması sonrasında polis ile şehit ve gazi yakınları arasında arbede çıktı. Polis havaya ateş açtı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de bulunduğu 224 sanıklı Genelkurmay "çatı" davasının karar duruşması yapıldı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki bin 800 kişilik büyük duruşma salonunda görülen davada darbe girişiminin beyin takımı sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de arasında bulunduğu tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar, bazı müdahiller ve tarafların avukatları hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Oğuz Dik ve üye hakimler Osman Pediz ve Sefa Taştan ile Cumhuriyet Savcısı Bülent Karakuş salondaki yerlerini aldı.

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki bin 800 kişilik büyük duruşma salonunda görülen davada Mahkeme Başkanı Oğuz Dik hükmü açıkladı.

Buna göre sanıklardan Akın Öztürk, Ahmet Özçetin, Ali Osman Gürcan, Bilal Akyüz, Cemil Turhan, Erhan Caha, Fırat Alakuş, Hakan Evrim, Kubilay Selçuk, Mehmet Dişli, Mehmet Partigöç, Ömer Faruk Harmancık, Murat Koçyiğit, Mustafa Barış Avıalan, Orhan Yıkılkan, Sinan Sürer, Muhsin Kutsi Barış ve Osman Kılıç, "anayasayı ihlal" suçundan bir, şehit olan 139 kişi dolayısıyla 139'ar kez, Osman Kılıç dışındaki sanıklar "Cumhurbaşkanına suikast" suçundan da birer kez ağırlaştırılmış müebbete mahkum edildi.

SUİKAST TİMİNİ YÖNETEN SÖNMEZATEŞE 137 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişimini yöneten sanıklardan eski tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, 137 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 540 yıl hapis cezası aldı.

Sanıklardan eski kurmay albay Muzaffer Düzenli, anayasal düzeni ihlal ve cumhurbaşkanına suikast girişimi suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, adam öldürmeden 60 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 540 yıl hapis cezasına mahkum oldu.

Sanıklar eski kurmay albay Osman Kardal ve eski korgeneral İlhan Talu, anayasal düzeni ihlal suçundan birer kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Böylece Kılıç 140, diğerleri 141'er kez ağırlaştırılmış müebbete çarptırıldı.

Mahkeme, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in de arasında bulunduğu firari 13 sanığın dosyasının tefrik edilmesini kararlaştırdı.

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi, eski orgeneral Akın Öztürk'ün de arasında bulunduğu 17 sanığı 141'er kez ağırlaştırılmış müebbete mahkum edildi.

33 sanık için beraat kararı verildi...

İŞTE 141 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSE ÇARPTIRILANLAR

Zırhlı birliklerden tankların çıkması emrini veren sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker, ağırlaştırılmış müebbet aldı.

Genelkurmay karargahında komutanları derdest eden ÖKK timinin komutanı eski kurmay albay Fırat Alakuş, ağırlaştırılmış müebbet hapis aldı.

Darbe bildirisinde imzası olan sözde yurtta sulh konseyi üyesi eski tuğgeneral Mehmet Partigöç'e 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Hulusi Akar'a darbeyi tebliğ eden sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tümgeneral Mehmet Dişli, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis aldı. 

Sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanı tümgeneral Kubilay Selçuk, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.

Genelkurmay'da sivillere ateş eden sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tuğamiral Sinan Sürer'e, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi.

Ankara'yı bombalayan uçaklara talimat veren isimlerden Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanı eski tuğgeneral Hakan Evrim, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet aldı.

Şırnak'taki komando taburlarına Ankara'ya intikal emri veren eski Çakırsöğüt Jandarma Tugay Komutanı Gürcan'a 141 kez ağırlaştırılmış müebbet verildi.

Sözde "yurtta sulh konseyi" üyeleri eski albaylar Ramazan Gözel ile Doğan Öztürk, 11'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski başyaveri ve sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski kurmay albay Ali Yazıcı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.

TRT'ye baskın emrini veren eski Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Muhsin Kutsi Barış, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı

Jandarma Genel Komutanlığı önünde sivillere ateş eden eski yarbay Ertuğrul Terzi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Hulusi Akar'ın yaveri olan eski yarbay Levent Türkkan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Zırhlı birliklerden tankların çıkması emrini veren sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker, ağırlaştırılmış müebbet aldı.

FETÖ'nün ihanet girişiminin yönetildiği karargahların başında Genelkurmay Başkanlığı geliyordu.

Darbe girişiminin beyin takımı sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinden eski korgeneral İlhan Talu, tümgeneral Mehmet Dişli, tuğgeneral Mehmet Partigöç, tuğamiral Sinan Sürer, albaylar Cemil Turhan, Doğan Öztürk, Orhan Yıkılkan, Osman Kardal ve Ramazan Gözel sabah saatlerine kadar ihanet girişimini karargahta yönetti.

İhanet girişimine karşı demokratik tepkisini göstermek için Genelkurmay Başkanlığı karargahı önünde toplanan vatandaşlardan 11'i şehit edildi.

Karargahta ise dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ın koruma astsubayı Bülent Aydın, darbecilerce vuruldu. Aydın, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ilk şehidi olarak kayıtlara geçti. 

BÜTÜN EYLEMLERİN SORUMLUSU OLARAK CEZALANDIRILMALARI İSTENDİ
Sanıkların, "anayasal düzeni ihlal" suçunun yanı sıra karargahta şehit edilenlerin sayısı kadar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de Türkiye genelindeki bütün eylemlerin sorumlusu olarak cezalandırılması istendi.

2 BİN 500 SAAT KAYIT, 50 BİN SAYFA SAVUNMA
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde iki yıl süren yargılamada, Oğuz Dik mahkeme başkanı, Osman Pediz ve Sefa Taştan ise üye hakim olarak kürsüdeki yerini aldı. Bülent Karakuş ise duruşma savcısı olarak görev yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, darbecilerce alıkonulan komuta heyeti, olay gecesi yaralanan vatandaşların da aralarında bulunduğu 2 bin 386 kişi mağdur ve müşteki sıfatıyla dosyada yer aldı.

Yaklaşık bin klasörü bulan dava dosyası kapsamında, darbecilerce o gece şehit edilen polis, asker ve sivil 251 kişi de maktul olarak kayda geçti.

Karar duruşmasına kadar 236 celse görülen davada, sanık ve avukatlarının iddianame, esasa ilişkin mütalaa ve gelen evraka karşı savunmaları, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı. 

Yaklaşık 2 bin 500 saati bulan kayıtlar, 7 katip tarafından deşifre edildi. Sanık ve avukatlarının beyanları 50 bin sayfa tuttu. Ayrıca yargılama boyunca 235 kişi de tanık olarak dinlendi.

DARBENİN 1 NUMARASINA 141 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Sanıklar arasında yer alan sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski Hava Kuvvetleri Komutanı orgeneral Akın Öztürk, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Sözde "yurtta sulh konseyi" içerisindeki en yüksek rütbeli asker, eski orgeneral Akın Öztürk'tü.

Öztürk, örgütün kumpaslarından Balyoz operasyonuyla komutanlıktaki birçok komutanın tutuklanmasının ardından 2013’te Hava Kuvvetleri Komutanı oldu. İki yıl süren görevinin sonrasında 2015'te Yüksek Askeri Şura üyeliğine seçildi.

Darbe girişiminin yaşandığı gün İstanbul Moda Deniz Kulübünde Korgeneral Mehmet Şanver'in kızının düğününde nikah şahidiydi. Buna rağmen, nikaha saatler kala eşinin rahatsızlığını bahane ederek düğüne katılmadı.

Akın Öztürk, İzmir'de tatildeyken darbe planlaması kapsamında askeri uçakla 15 Temmuz saat 13.00'te, Ankara Etimesgut Askeri Havaalanı'na geldi. Daha sonra saat 14.10'da Akıncı Üssü lojmanlarında bulunan damadı eski kurmay yarbay Hakan Karakuş'un evine gitti.

Darbe girişiminin icra aşamasında görev alan Öztürk, kuvvet komutanları bir bir derdest edilip Akıncı Üssü'ne getirilirken, üssün içerisindeki lojmanda darbeciler tarafından kendisine verilen görevi yerine getirmek için bekledi.

Öztürk, darbecilerin gasp ettiği uçaklar Ankara semalarında göründükten bir müddet sonra FETÖ'nün sivil imamları Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş'in olduğu 143. Filo'ya geçti. Öztürk ve beraberindeki darbeciler, hangi noktaların uçak ve helikopterle vurulacağını kararlaştırdı. Damadı Karakuş'un kuleden komuta ettiği 143. ve 141. Filo'dan kalkan uçaklar da halkın üzerine bomba yağdırdı.

Darbe girişiminin başladığı saatlerde Hava Kuvvetleri karargahında bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreteri darbeci albay Veysel Kavak ile görüşmeler yaparak karargah ile Akıncı Üssü arasındaki koordinasyonu sağladı.

Darbecilerin sözde atama listesinde "Genelkurmay İkinci Başkanı" olarak gösterilen Öztürk'ün, Genelkurmay Başkanının ikna edilememesi halinde Genelkurmay Başkanlığına getirilmesi planlandı.

Darbe girişiminden sonra itirafçı olan gizli tanık "Kuzgun" da ifadelerinde, darbe girişiminden önce Ankara'daki darbe toplantısında Genelkurmay Başkanlığına Öztürk'ün getirileceğinin konuşulduğunu aktararak, bunu teyit etti.

O dönem Genelkurmay Başkanı Protokol Şube Subayı olarak görev yapan Bayram Akpan ise ifadesinde, neler olduğunu öğrenmek için Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü Özel Kalem İşlem Subayı Mehmet Akçara'ya "Ne oldu, Komutan (Genelkurmay Başkanı) nerede?" diye sorduğunu, Akçara'nın da "Komutan yok, komutan Akın Öztürk Paşa" cevabını verdiğini söyledi.

15-16 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'nde darbenin başarılı olması için çalışan Öztürk, girişimin bastırılmaya başladığı saatlerde rehin tutulan kuvvet komutanlarının odalarına giderek, "darbecilerle müzakere yaptığı ve bu işten vazgeçmelerini sağladığı" yalanını söyledi.

O dönem Akıncı Üssü Uçaksavar Tabur Komutanı Albay İbrahim Galin'in şu ifadesi, Öztürk'ün, kalkışma başarısız olunca nasıl rol yaptığını gösterdi:

"İçeride elleri ve ayakları kelepçelenmiş üst rütbeli askerler vardı. Bunları makasla kesip kurtardık. Bu sırada orada bulunan ancak derdest edilmediği her halinden belli olan Akın Öztürk bana doğru yönelip, 'Beni de kurtardın Galin' diyerek sarılmak istedi. Ben Akın Öztürk'ün durumunu derdest edilenlerden farklı değerlendirdiğim için sarılma isteğini elimle iterek reddettim. Aralarında Akın Öztürk'ün de yer aldığı grup, kendilerini Yuva-4 misafirhanesine götürmemi istediler. Orada yaklaşık 10 generali ve üst rütbeli kişiyi kurtardıktan sonra Akın Öztürk, 'Diğer 6 kişi nerede' diye sordu. Bu sözünden de Öztürk'ün aslında orada kaç kişi olduğunu önceden bildiğini fark ettim."

Öztürk, 16 Temmuz sabahı, kendisini derdest edilmiş gibi göstererek helikopterle Hava Kuvvetleri Komutanlığına gitti.

Tanık ve müşteki beyanları üzerine 18 Temmuz 2016'da gözaltına alınan Öztürk, ilk ifadesinde Akıncı Üssü'ne torunlarını görmeye gittiğini, gece boyunca damadını hiç görmediğini iddia etti.

Darbeci askerleri vazgeçirmek için görevlendirildiğini ileri süren Öztürk, beyanlarını yalanlayan kamera görüntüleri ve tanık beyanları bulunmasına karşın mahkemede inkardan vazgeçmedi.

Darbe girişimi sırasında gözaltına alınan, ancak daha sonra delillerin incelenmesi sonucu darbecilere karşı mücadele ettiği anlaşılan emekli Tümgeneral Cevat Yazgılı, mahkemede tanık olarak verdiği ifadede, "Gözaltına alındığımızda başımızda polisler olduğu için Akın Öztürk ile sohbet etme imkanı bulamadım. Akın Öztürk bir ara benim de duyabileceğim bir şekilde kendi kendine 'İsrail bizi sattı' dedi. Bu sözü duyduğumda darbe girişiminde dış güçlerin parmağı olduğunu düşündüm." diye konuştu.

1996-1998 arasında İsrail Tel-Aviv'deki Türk konsolosluğunda askeri ataşe olarak görev yapan Öztürk'ün, gözaltındayken çevresindekilere söylediği sözler darbe girişiminin dış bağlantılarını göz önüne serdi.

MEHMET DİŞLİ'YE 141 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET
Sanıklar arasında yer alan sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tümgeneral Mehmet Dişli, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Dişli, FETÖ'nün hain darbe girişimine kadar tümgeneral rütbesiyle Genelkurmay Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanıydı.

Darbe girişiminden önce Genelkurmay karargahındaki odasında eski albay Orhan Yıkılkan ve eski yarbay Levent Türkkan'la darbe girişimine yönelik plan yapan Dişli, toplantıda darbe girişimi sırasında Hulusi Akar'la görüşeceğini ve darbe faaliyetinin başına geçmesini isteyeceğini söyledi. Akar'ın kabul etmesi durumunda Genelkurmay 2. Başkanının da Akın Öztürk olacağını dile getirdi.

Toplantıda, gece yarısı saat 03.00'te başlayacak darbe eylemleri için saat 02.30'da Genelkurmay Başkanının konutunda buluşulması kararlaştırıldı.

15 Temmuz akşamı saat 20.07'de karargahtan ayrılarak evine giden Dişli, darbe girişiminin öne çekilmesi üzerine, Akar'ın başdanışmanı Orhan Yıkılkan'ın telefonunun ardından saat 20.46'da şahsi aracıyla karargaha döndü. Yanına tabanca ve 2 bin 650 ABD doları alan Dişli, kapılardan yaka kartını okutmadan geçerek, komutanlık makamına çıktı.

Dişli, karargahtaki FETÖ mensubu askerlerle yüz yüze görüşmeler yaptıktan sonra Genelkurmay Başkanı Akar'ın makamına girdi. Masasında çalışan Akar'ın karşısındaki sandalyelerden birine oturan Dişli, önceden yazdığı notları çıkartıp, "Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı. Biraz sonra göreceksiniz." dedi.

Akar, bunun üzerine Dişli'ye "Ne diyorsun ulan sen? Ne operasyonu? Sen manyak mısın? Sakın ha" şeklinde tepki gösterdi. Akar'ı, ihanet girişiminin başına geçmesi için ikna edememesi üzerine Dişli, makam odası dışında bekleyen ekibe müdahale emri verdi.

Odaya giren Özel Kalem Müdürü Ramazan Gözel, eski albay Orhan Yıkılkan, emir subayı eski yarbay Levent Türkkan, emir subayı yardımcısı eski yüzbaşı Serdar Tekin ve eski astsubay Abdullah Erdoğan, Akar'ı derdest etti. Bu esnada Türkkan, Orgeneral Akar'a silah doğrulttu.

Kelepçelenen Akar, daha sonra Dişli'nin de bulunduğu helikopterle Akıncı Üssü'ne götürüldü.

Orgeneral Akar’ı üste kapatıldığı odada göz hapsine alan Dişli, ara sıra koridora çıkıp, Genelkurmay karargahındaki darbecileri telefonla arayarak gelişmeler hakkında bilgi aldı.

Darbe teşebbüsünün başarısızlığa uğrayacağının anlaşılması üzerine ümitleri tükenen FETÖ mensubu askerler, Akar'ı serbest bırakmak zorunda kaldı. Bunu fırsat bilen Dişli de Akar'la aynı helikoptere binerek, Çankaya Köşkü'ne gitti. Başbakan Binali Yıldırım'la görüşmeye giden Akar'ın, güvenlik görevlilerine gece boyunca şüpheli hareketler sergilediğini bildirdiği Dişli gözaltına alındı.

Dişli, ilk ifadesinde, olay günü çalışmalarına ilişkin bilgi sunmak üzere Akar'ın makamına gittiğini, darbecilerle birlikte hareket etmediğini, yanında tabancasının bulunmadığını iddia ederek, "Bana, 'Sana güvenir, sen ikna edersin, yoksa ikinizi de paketleyip götüreceğiz' dediler. Bana uçakların havada olduğunu, sıkıyönetim emrinin yayımlandığını söylediler. Bütün komutanların bunun içinde olduğunu söylediler. 'Olmayanları şu anda alıyoruz. Zaten tutuklanıyorlar' dediler. Beni, komutanın (Orgeneral Akar) odasına soktular." beyanında bulundu.

Akar ile helikoptere bindirilerek Akıncı Üssü'ne götürüldüğünü ileri süren Dişli, mağdur olduğunu iddia etti.

Dişli'nin 15-16 Temmuz gecesi diğer darbeciler Orhan Yıkılkan, Doğan Öztürk, Ramazan Gözel, Bünyamin Tuner, Tahsin Kaya ve Levent Türkkan ile birçok kez telefonda görüştüğü belirlendi.

Savcılar, karargahta yaptıkları aramalarda Dişli'nin çantasını odasında değil, komuta katıyla aynı katta olan Genel Sekreterlik İdare Şubesinin yanındaki büyük yazıcının alt tarafında gizlenmiş olarak buldu. İfadesinin aksine tabanca ve 2 bin 650 dolar da çantadan çıktı.

Komuta katına silahla girilemeyeceğini bilmesine rağmen tabancasıyla komuta katına kadar giren Dişli, inkar ve yalanlarını mahkemede de sürdürdü.

Dişli, mahkeme huzurunda, Akar'ın makam odasına girerek, "Komutanım, operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra göreceksiniz" ifadelerinin, "Komutana arz için odasının önünde beklediği sırada başına silah dayayan sivil giyimli iki kişi tarafından kendisine dikte edildiği" yönünde savunma yaptı.

Mehmet Dişli'nin beyanı şöyleydi:

"Bunlar iki kişiydiler, sivil giyimliydiler, uzun namlulu bir silahtı. Birinin üzerinde siyah hücum yeleği veya çelik yelek türü bir şey vardı. Beni yan tarafa bir yere çektiler. Burada önüme iki üç kart ve bir kalem koyup, 'Komutana bunları arz edeceksiniz' diye bana birtakım şeyleri dikte ettiler. Silahlı kuvvetler duruma el koydu, yurtta sulh konseyi kuruldu... Biri bir şey söylüyor, diğeri bir şey söylüyor. İşte yurtta sulh konseyi kuruldu, birazdan konsey üyeleri buraya gelecek, canlı yayın olacak, Sayın Cumhurbaşkanı yakalanmış olacak. Ellerinde WhatsApp gibi bir şey vardı, buradan göstereceğiz, komutan da bizimle olsun falan..."

"Akar’ın kendisini yanlış anladığını" savunan Dişli, "Sayın Genelkurmay Başkanı ile aynı akıbete uğrayarak, kendi iradem dışında silahlı tehditle Akıncı Üssü'ne götürüldüm." iddiasında bulundu.

Dişli, "Orgeneral Akar'ın odasına yalnız girdiğini" belirtmesi üzerine kendisine yöneltilen, "Nasıl olsa yanınızda kimse yok. 'Komutanım, dışarıda silahlı iki kişi bana bunları yazdırdı, tehdit ettiler, böyle bir şeyden bahsediyorlar' demediniz mi?" sorusuna karşılık, "O şokun etkisindeyiz. Genelkurmay Başkanının makamına 2 metre mesafede başıma bu iş geldi. O an hangi sırayla ne söylediğimi hatırlamıyorum." şeklinde savunma yaptı.

Mehmet Dişli, söz konusu iki kişiyi tekrar görmediğini de öne sürdü.

SÖZDE "YURTTA SULH KONSEYİ" ÜYESİ GÜRCAN'A 141 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Sanıklar arasında yer alan sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi, eski Çakırsöğüt jandarma tugay komutanı Ali Osman Gürcan, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Darbe girişimi sırasında Çakırsöğüt jandarma komando tugay komutanı olarak görev yapan eski tuğgeneral Ali Osman Gürcan, firari Adil Öksüz liderliğinde Ankara Konutkent'teki villada yapılan darbe planlaması toplantılarına katıldı ve sözde atama listesinde "Emniyet Genel Müdürü ve Jandarma Personel Başkanı" olarak belirlendi.

Gizli tanık "Şapka", bu toplantıda Gürcan'ın komutasındaki Çakırsöğüt tugayının hava yoluyla Ankara'ya getirilmesi ve diğer kuvvetlere takviye olarak verilmesi konularının görüşüldüğü söyledi.

Darbe girişimi günü örgütten aldığı talimat üzerine 320 tam teçhizatlı komandoyu Şırnak’tan Ankara'ya götürmek üzere 37 askeri araçtan oluşan konvoyu hazırlatan Gürcan, devletine bağlı bazı askerlerin itiraz etmesi üzerine "Emrime kim itaatsizlik ederse elini ayağını bağlayın, atın nezarete." diye emir verdi.

Zırhlı Personel Taşıyıcı araçlarla saat 00.10 sularında Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı'na doğru yola çıkan darbeci askerler, Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler ve Polis Özel Harekat ekipleri tarafından durduruldu. FETÖ'cü Ali Osman Gürcan buradaki polislere, "Burayı açmazsanız eğer, bombalatırım." diye bağırdı.

Kısa süre sonra vatandaşların da bölgeye gelmesi ve polislerin geri adım atmaması üzerine Gürcan ve beraberindeki 320 komando dönmek zorunda kaldı.

Şırnak'tan 3 nakliye uçağıyla Ankara Etimesgut Hava Alay Komutanlığa gitmeyi planlayan Gürcan'ın planı, valiliğin emriyle havalimanı pistinin araçlarla kapatılması ve askeri uçakların inişine izin verilmemesi üzerine suya düştü.

Darbe girişimi başarısız olunca gözaltına alınan Gürcan, ilk ifadesinde Şırnak'taki komandoların Ankara'ya nakli talimatını, eski Genelkurmay Personel Plan Yönetim Daire Başkanı FETÖ'cü tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün verdiğini söyledi.

Malatya 2. Ordu Komutanlığı Harekat Merkezinden adını bilmediği bir subayın kendisine "Komutanım birliğinizin ivedi olarak Ankara'ya intikali bekleniyor, bunun için uçak gönderiliyor, ivedi olarak Şırnak havaalanına intikal etmeniz gerekiyor." dediğini öne süren Gürcan, adını bilmediği bu subayın yönlendirmesiyle havaalanına doğru yola çıktığı yalanına başvurdu.

Mahkemedeki savunmasında, darbeye hazırlık toplantılarına katıldığına dair delillere karşı "bayram tatili dönüşü Ankara'ya uğradığını, ayrıca pasaport işlemleriyle uğraştığını” iddia etti.

FETÖ'nün örgüt içi haberleşme programı ByLock'u kullandığı belirlenen Gürcan'ın örgütle ilişkisi, gizli tanık "Yağmur"un teşhisiyle de ortaya çıkarıldı.

"Yağmur", "Gürcan'ın Şırnak'taki FETÖ'cü askerlerin abisi olduğunu ve 2014'te Cizre Anadolu Lisesi'nde FETÖ'nün Şırnak il sorumlusu tarafından düzenlenen örgüt toplantısına sivil kıyafette katıldığını" anlattı.

SİVİLLER ATEŞ AÇMA EMRİ VERDİ

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Genelkurmay'da sivillere ateş eden sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi eski tuğamiral Sinan Sürer, 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi.

Darbe girişimi sırasında Genelkurmay 1. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı olarak görev yapan eski tuğamiral Sinan Sürer de Adil Öksüz liderliğinde Konutkent'teki villada yapılan darbe planlaması toplantılarına katıldı.

 Sürer'e toplantıda, Mehmet Partigöç, Orhan Yıkılkan ve Ramazan Güzel ile Genelkurmay karargahını yönetme ve Akıncı Üssü ile irtibatı sağlama görevi verildi.

 Sürer, olay günü yıllık izinde olmasına rağmen, darbe saatinin erkene alınması üzerine sivil kıyafetleriyle karargaha geldi. Karargahı işgal eden FETÖ'cülerle durum değerlendirmesi yapan Sürer, daha sonra, Türkiye'nin yurt dışında bulunan tüm askeri ataşelerinin kayıtlı olduğu "Ataşeler" adlı WhatsApp grubuna, "Arkadaşlar TSK yönetime el koymuştur. Bunu tüm muhataplarına derhal iletin." diye yazdı.

Mesajı ilettiği eski tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün "Washington ataşesi Tuğgeneral Yavuz Çelik'i ara, onun muhakkak haberi olsun ki Amerikalılara bildirsin." emrini alan Sürer, Çelik'i WhatsApp üzerinden arayarak emri iletti. 

Sürer, hain darbe girişimine uluslararası alanda meşruiyet kazandırmak için başta Washington ve Moskova'da olmak üzere birçok askeri ataşeye, muhataplarına darbenin emir komuta zinciri içinde olduğunu anlatmaları emrini verdi.  

Darbe girişimine karşı demokrasiyi savunmak üzere Genelkurmay Başkanlığı önünde toplanan ve ilerleyen saatlerde karargaha da giren vatandaşlara kurşun sıkanlar arasında bulunan Sinan Sürer, yaralı bir vatandaşı da tekmeledi.

 Sürer, darbe başarısız olduktan sonra güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. İlk ifadesinde emir subayının kendisini arayarak Genelkurmay karargahına terör saldırısı olduğunu söylediğini, bu nedenle karargaha gittiğini savunan Sürer, kimseye karşı silah kullanmadığı ve darbecilerle birlikte olmadığı yalanına başvurdu.

FETÖ'nün haberleşme uygulaması ByLock'u 2014'ten itibaren kullandığı belirlenen Sürer, mahkeme huzurunda da inkardan vazgeçmedi. 

Sürer'e, yargılandığı sırada, Genelkurmay koridorlarında silahla ateş ettiği görüntüler gösterildi ve burada bir sivilin yaralandığına işaret edildi. 

Sürer, "Ben onu görmedim. Kaos ortamı vardı. Bu görüntüyü ilk kez görüyorum. Elimdeki silah değil, cep telefonudur." dedi. Elindekinin silah olduğunun belirtilmesinin ardından ise Sürer, "Olabilir. Cep telefonuna benzetmiş olabilirim. İkisi de aynı renkte. Tamam tabanca, ilk etapta telefon gibi geldi." şeklinde konuştu. 

Sürer, sivillere ateş ettiği suçlamasını reddederek, "silahı sadece korunma amacıyla tuttuğunu" öne sürdü.

Yorumlar