Ekonomi |

Sokak röportajı yalanları! Son palavrayı Melih Altınok yazdı

Sokak röportajlarında AK Parti'yi eleştirmek için söylenen yalanların bini bir para! Sabah yazarı Melih Altınok da kısa süre önce sosyal medyada yayılan bir videoya değindi bugün... Sokak röportajında, yüzü kızarmadan "Bir yüzük, bir küpe için benim hanımın boğazını kestiler" yalanını ortaya atabilen bir zihniyetin motivasyonunu sorguladı...

Sosyal medyada, iktidara muhalefet etmek amacıyla yapılan sokak röportajlarının sayısı her geçen gün artıyor.

Birçoğu ajitasyon içeren mesajlar taşıyan bu videoların genelikle kurgu olduğu ortaya çıkıyor.

Buna son örnek ise İstanbul'da sahneye konuldu... Yaşar Taşlıçay isimli vatandaş sokak röportajı esnasında söz alarak “Bir yüzük bir küpe için benim hanımın boğazını kestiler. Bu adam dört sene sonra bugün tahliye oldu. Nerede bu devlet?” iddiasında bulundu. Ancak bu sözlerin gerçekle ilgisinin bulunmadığı kısa süre sonra ortaya çıktı.

Sabah yazarı Melih Altınok, o palavra demeç hakkında bugün köşesinde sert ifadeler kullandı. İşte Altınok'un "Horoz dövüşü yasak ama neyse ki ‘dayılar’ var" başlığını taşıyan o köşe yazısı;

"Para kazanma maksadıyla horoz dövüştürmek epeydir yasak.

Ne var ki sokak röportajı ayağına vatandaş dövüştürmek serbest.

Görüyorsunuz, bir anda viral olan saçma sapan ağız dalaşları milyonlarca tık alıyor.

Çoğu zaman da siyasi partilerin sponsorluğunda çekilen videolardaki çığırtkanların oyuncu olduğu ortaya çıkıyor. Ne var ki bu dijital Hacivat-Karagöz oyunlarında gönüllü figüranlık edip rol çalmaya çalışanlar da az değil.

Onlardan biriyle özel bir röportajı izledim sosyal medyada. Adının önemi yok.

Bir süre önceki sokak röportajında ağlayarak, "Dört yıl oldu. Bir yüzük, bir küpe için benim hanımın boğazını kestiler. Nerede bu devlet? Ben buradan kalkıp Silivri'ye gideceğim. 1 lira param var. Soran var mı nasıl gidiyorsun?" diye anlatan bir vatandaş işte...

Ne kadar acıklı değil mi?

Daha durun...

Mendillerinizi asıl sona hazırlayın.

Zira adam sözünü ettiğim son röportajında da "Nefsime yenik düştüm, bir hikâye uyduruverdim, pişmanım. Tüm Türkiye'den özür dilerim" falan diyor.

54 yaşında bir insandan bahsediyoruz...

Yoldan geçerken şahit olduğu bir tartışmaya dalıyor. Müsaade isteyip mikrofona sarılıyor. Ve yaratıcılık sınırlarını zorlayan bir yalan uyduruyor.
Anlamakta güçlük çekiyorum...

İnsan nasıl bir motivasyonla böyle hareket eder?

Neyin eksikliği koca koca erkekleri, kadınları bu kadar karaktersizleştirebilir.

Ne tür bir sıkıntı, yalanı ortaya çıkınca yeri dibine geçmesi gereken insanları "Yapıverdim işte" dedirtecek kadar yüzsüzleştirebilir?"

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...