Yaşam |

Siz de bir fanatik misiniz? Cevabı bu videoda!

Psikolog Cansın Coşkunyürek, fanatizmin psikolojik etkilerini SuperHaber YouTube kanalında inceledi...

Psikolog Cansın Coşkunyürek ile Feyza Öznur bu hafta, saplantılı bağlılığın yarattığı fanatizm ile sosyal medyada yapılan linç kültürünü psikolojik açıdan inceledi.

Fanatizmin çok tehlikeli bir durum olduğunu vurgulayan Coşkunyürek, "Bu kişiler hayatlarında kendilerini bir yere ait hissedemedikleri için o grupta kendilerini var eder." ifadeleriyle fanatik kişilerin kendilerini var etme yöntemi olduğunu aktardı.

Bizim gibi düşünmeyeni suçladığımız, sosyal medyadaki psikolojik şiddet yöntemi olan linç kültürünün temelinini anlatan Coşkunyürek, "İnsan kendisine benzemeyen kişiyi ötekileştirir. Suçlamanın temelinde kabul edememe yatar. Kişi başka doğrular ve gerçekler olduğunun farkında değildir." sözlerini kullandı.

Cansın Coşkunyürek'in açıklamaları şu şekilde;

"BU KİŞİLER HAYATLARINDA KENDİLERİNİ BAŞKA BİR YERE AİT HİSSEDEMEDKLERİ İÇİN O GRUPTA KENDİLERİNİ VAR EDEBİLİYOR"

"Tahammülü ele alabilmek için şunu anlamamız önemli, neden bir şeyin fanatiği oluyoruz? bunu anlamalıyız öncelikle. Buna fanatizm psikolojisi diyoruz. Günümüzde de bunu dini boyutlarda, partizanlık olarak görebiliyoruz. Ya da bir ideolojiye futbol takımına ya da bir kişiye aşırı bir şekilde bağnaz bir tutumla bağlanma hali bu fanatizm dediğimiz şey. Hani aşkın gözü kördür derler ya, gerçekten de öyle. Kör bir şekilde o at gözlüğünü takarak, o bağlandığı şeyin doğrusunu doğru, yanlışını yanlış kabul ettiği bir bağlanma biçimi. Neden böyle? Çok fazla sebepleri var. Bunun sonucu olarak çok fazla öfke, şiddet, agresyon, küfür, tartışamalar, kavgalar olarak görebiliyoruz. İnsanlığın var olduğu andan beri görülen bir şey, bir şeye bağnaz bir şekilde körü körüne bağlanmak. Sebeplerine kısaca değinecek olursak şunları söyleyebiliriz: Mesela parti üyesini ya da futbol taraftarını ele alalım ve dışarıdan bakalım. Bu kişiler ne yapıyor? Bu kişiler neden o grubun üyesi olmaya çalışıyor? Bu kişiler, hayatlarında başka bir yere kendilerini ait hissedemedikleri için o grupta kendilerini var edebiliyor.

"BU KİŞİLERE GÖRE, KARŞI DÜŞÜNCEYİ SAVUNAN HERHANGİ BİRİ DÜŞMANDIR. DÜŞMAN BELLEDİĞİ KİŞİLERİ KENDİ VAR OLUŞUNA BİR TEHDİT OLARAK ALGILAR"

O gruba, o partiye, o takıma, ya da her neyse bağlandığı. Oraya o kadar büyük bir anlam yüklüyor ki, kendisini ancak ve ancak o şekilde var edebiliyor bu kişi. Çünkü bu kişinin en temelinde en özünde gerçekten büyük bir değersizlik, büyük bir yetersizlik, halk arasında 'aşağılık kompleksi' olarak biliyor, bunlar var. Bu kişi için öteki kavramı, yani karşı düşüncesini savunan herhangi biri düşmandır. Ya siyah ya beyaz. O düşman bellediği kişileri, kendi var oluşuna bir tehdit olarak algılar. Farklı düşünüyorsa, farklı davranıyorsa o tehdide karşı da tüm gücüyle savaşır. Onu psikolojik olarak görülüyor ama kişi onu fiziksel olarak algılıyor. Bu benim hayatta kalmam için bir tehdit oluşturuyor. O zaman o ölmeli. O zaman o yok olmalı. O zaman o burada olmamalı. O yüzden o anda elinde ne varsa belki fiziksel belki sözel olarak hepsini o kişiyi ortadan kaldırmak için uygulayabiliyor. Bazen bir küfürle def ediyor, bazen onunla kavgaya giriyor, bazen canına kadar kastedebiliyor.

"SOSYAL MEDYADA DAHA ÇOK ŞİDDET, DAHA ÇOK PARTİ YA DA FUTBOLLA İLGİLİ OLAYLAR YAŞANDIĞINI GÖRÜYORUZ VE BUNLAR NORMALLEŞİYOR"

Bunlara o kadar çok maruz kalıyor ki normalleşiyor. Sanki bunlar normalmiş gibi insanlar tarafından algılanmaya başlıyor ve dolayısıyla normal olan sürdürülüyor. En çok neyi zikredersek o oluşuyor ya, bu olay da aynı şekilde gerçekleşiyor. Medyada daha çok şiddet, daha çok parti ya da futbolla ilgili bir araya geldiğinde olaylar yaşadıklarını görüyoruz ve bunlar normalleşiyor. Sanki bir birey olarak bunun olağan olduğunu, olabileceğini, eğer ayrıştırma becerim yoksa bunun sağlıklı olduğu kanısına varabilirim. 'Onlar yapıyorsa ben de yaparım. Onların yaptığı doğruysa benim yaptığım da doğru.' algısı. Burada şuna değinmemiz gerekli; fanatizm çok tehlikeli bir şey. Fanatizm, kötülüğün de savunucusudur aynı şekilde. Bugün bakıldığında savaşın, dünyada yaşanan insanın içini donduran ve karşısında ne söyleyeceğini bilemediği olaylara tanıklık ettiğimizde en temelinde o insanların fanatik bir bakış açışı ile hareket ettiğini görüyoruz. Burada şuna bakılmalı; nasıl sıyrılacağız bundan? O birey tek başına birey olmayı öğrenemiyor, bunun birçok sebebi var geçmişinden gelen. O kişi kendisini sadece grup içerisinde var edebilmeyi öğreniyor. Grup içerisinde kendisini ait hissediyor ve dolayısıyla oraya bağlı hissediyor. O gruptan çıkarsa yok olacak. Tek şansı, oraya bağlanmak. Bu gerçekten geçmişten gelen öğretiler ile çok ilgili. O grubun içerisine girdiğinde oraya ait hissettiğinde bakıyor ki bunlar da benim yaptığım gibi yapıyor, bunlar da benim düşündüğüm gibi düşünüyor ötekiler düşman, tamam o zaman ben burada yaşayabilirim.

"FANATİKLER, HERKES YAPIYOR DİYE YAPIYOR"

Bir düşüncenin kancasına o kadar takılırız ve ona bağlanırız ki hayatımız da gerçekliğimiz de o düşüncenin kendisi olur. Ondan başka bir doğru ya da gerçek yoktur o kişiler için. Burada şu önemli; 'benlik farklılaşması' diye bir kavram var. Burada şu görülür, ben bir birey olarak hem ailemin, geçmişimin bana dayattığı öğretilerden hem çevremin okul olur, arkadaşlar olur hem onların düşüncelerinden ve duygularından hem de kendi düşüncelerimden ve duygularımdan ne kadar ayrışabiliyorum? Ne kadar bunların dışına çıkabiliyorum? Herkes bir şeyi seviyor, yapıyor diye onu yapmak değil. Ben bunu kendi isteğimle yapıyorum, böyle inandığım için yapıyorum, onlar dediği için yapmıyorum… İşte bu fanatikler, herkes yapıyor diye yapıyor. Değişime kapalılar çünkü farklı olan tehdittir. Farklı olanı bilirlerse, onları anlarlarsa onları tercih ederlerse konfor alanlarından çıkmak zorunda kalacaklar.

"FANATİZMDE DUYGU VE İNANÇ VARDIR AMA KİŞİ YOKTUR. ONLAR KAYBEDERSE KİŞİ DE KAYBEDER"

Kendi öz benliğinden farklılaşmış kişiler yani; ben ailemin bana öğrettiklerinden ibaret olmayabilirim, çevremin düşüncelerinden ibaret olmayabilirim, bana dair düşünceler ve duygular da hepsi bana ait olmayabilir. Peki ben tüm bunlardan farklı olarak neyim? Kimim? Ne hissediyorum? Ne düşünüyorum? İşte bunun ayrımını yapmaya başlayan kişiler, zaten o diğer gruptakiler gibi olmuyorlar. Burada, benim düşündüğüm şey gerçek olmayabilir, doğru olmayabilir, bana yardımcı olmayabilir… Belki de farklı bir şekilde düşünmek, farklı bir şeye inanmak ya da farklı bir yol takip etmek hayatımızda beni daha iyi hissettirebilir. İşte bu ayrımı yaparız. Burada hem düşünceyi kendi dışımıza alıyoruz hem duyguyu kendi dışımıza alıyoruz. Fanatizmde duygu çok yoğun. Duygu büyüktür ben oluyor. Duygu o kadar yoğun ki ben hayatı ona göre yaşıyorum. Dolayısıyla ben yokum. Duygu var, inanç var ama ben yokum. Ben demek o demek. Onlar başarırsa ben başardım, onlar kaybederse ben kaybettim demek. Böyle bir kaynaşma var. Biz istiyoruz ki kaynaşma değil, ayrışma isteriz. Onlar farklı düşünüp hissedebilir. Ben farklı düşünüp farklı hissedebilirim. Şu çok kritik; onlara da bu alanı vermeliyim. Onlara da bunu düşündükleri için yargılamamalıyım. Onlar da kendi alanında böyle düşünebilir böyle hissedebilir.

BİZE BENZEMEYEN İNSANLARI NEDEN SUÇLUYORUZ?

Burada ötekileştirmeye giriyoruz. İnsanları kendilerine benzemedikleri için ötekileştirmeye giriyoruz. Neden suçlarım? Bir noktada dönüp kendime bakarım ve kendim ile nasıl bir ilişki kurduğuma bakarım. Eğer ben bir kişiyi yargılıyorsam, eleştiriyorsam, onun hatalarını yüceltiyorsam demek ki burada gerçekten büyük bir sorunum var. Çünkü biz dışarıya ne veriyorsak aslında kendimize de onu veriyoruz. Eğer bir şeye kör bir şekilde bağlanmazsam onu da yargılamam zaten. Suçlamanın temelinde kabul edememe yatar. Bu kişi başka doğrular ve gerçekler olduğunun farkında değildir.

"FANATİK BİR İNSANLA TARTIŞMAMAK GEREKİYOR"

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de bu böyledir. En temelde fiziksel ihtiyaçlar ile başlayıp en yüksekte de kendini gerçekleştirme vardır. Fanatikler, o ilk temel ihtiyaçlara daha çok tutunurlar. O güdülere daha çok tutunurlar çünkü onun ötesiyle çok fazla temas içine girememişlerdir. Ve o en altta ne kadar kalınırsa yukarıya adım atmamız çok mümkün olmaz. Gerçekten fanatik bir insan görüyorsak onunla tartışmamak gerekiyor. Hayır sen böyle düşünüyorsun, böyle de olabilir dememen gerekiyor. Çünkü sen o kişiyi değiştiremezsin. En doğrusu en güzeli tartışma içine girmemek, uzak durmak."

Cansın Coşkunyürek'in açıklamalarının tamamını SuperHaber YouTube kanalından izleyebilirsiniz...

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN

Sitene Ekle