Metin Külünk

Sistem değişikliği

19. yüzyılın akıl yapısının ürünü bir sistemin 21. yüzyılın ilk çeyreğinde oluşan yönetimsel sorunlara cevap olması mümkün değildir.
Türkiye sistemsel sorunlarını aşmadan halkın beklentilerini tam olarak karşılayacak, 2002 sonrasında yaratılan heyecanı yeniden tazeleyecek enerjiye kavuşamaz.
Türkiye halkı son 4 ayda gerçekleşen iki seçimde iki ayrı mesaj vermiştir. Birinci mesaj partimize ciddi bir uyarı iken ikinci mesaj “uyarıyı aldın” ise “hadi bize yeniden heyecan kazandır” mesajıdır.
Yeni parlamentonun partisel mücadeleden çok, kurucu bir meclis iradesi ile hareket ederek, yeni bir anayasa ve sistemsel değişikliği gerçekleştirecek iradeyi ortaya koyması şarttır.
Bu iradenin ortaya çıkmasında en büyük sorumluluk yine partimize ait olacaktır. Lakin muhalefetinde “ölümüne muhalefet” anlayışından vazgeçip doğru bir tartışma zemini oluşumuna katkı sağlaması gerekiyor.
Darbe döneminin eseri bir anayasa ile milletin gelecek heyecanını tazelemek mümkün değildir.
Türkiye acilen yetkinin tek elde toplandığı, aynı zamanda güçler ayrılığı prensibinin tam anlamıyla yaşam bulduğu, istikrar ve temsilde adaleti sağlayacak Başkanlık Sistemi’ne yürümelidir.
Sınır ihlali yapan Rus uçağının düşürülmesi hadisesinde en çok tartışılan konulardan biri “emri kimin verdiği” meselesi olmuştur. Ülkenin gücünü tüketen bu tartışmanın nedeni çok başlı yönetimdir.
Milletimiz daha oy sandığına gitmeden kimin Devlet Başkanı olacağını, ekibinde kimlerin bulunacağını bilmeli ve helal olan oylarını ona göre verebilme iradesine kavuşmalıdır.
TBMM’nin daha hızlı çalışması, Türkiye’ye ayak bağı olan değil, ivme kazandıran bir kurum olması için iç tüzükte ciddi yenilikler yapılması gerekmektedir.
Siyasi partiler önümüzdeki üç yıllık süreçte ülkenin seçim yaşamayacağını göz önüne alıp ülkeye katkı sağlamak için ortak konsensüs yollarını zorlamalıdır.
İktidar ve muhalefet partileri bu ülkenin kaybettiği istişare kültürünü yeniden oluşturmak için gayret sarf etmelidirler.
Bu ülkenin hiçbir ferdi birbiriyle iletişim kuramayacak, konuşamayacak kadar insani hasletlerini kaybetmiş değildir. Milletimizin her ferdi dinlenmeye ve dikkate alınmaya değerdir.

Diğer Yazıları