23 Mart 2019
9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 47 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 05:31 Güneş 06:57 Öğle 13:16 İkindi 16:42 Akşam 19:25 Yatsı 20:45
Sevda Noyan

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

Şımarık çocuk Panos, dayak geliyor ona göre!

Benim ebeveynim Yunanistan'dan göçmüşler…

Türkiye'ye gelirken annem üç yaşındaymış, babam ise on altı...

Annem yaşından dolayı eski toprağını hatırlamaz; ama babam sürekli bize Yunanistan'daki Yabeyli köyünü ve oradaki yaşantılarını ballandıra ballandıra  anlatır…

Belki bu yüzden ben Yunanlıları asla düşmanımız olarak görmedim…

Daha sonraki hayatımda İzmir'de yaşayan İtalyan asıllı bir levantenle evlenince de doğal olarak, levantenlerin ortak dili olan Rumcayı öğrendim…

Hele bir de seksenli yıllarda iki çocuklu bir anne olarak günümün çoğunu evde geçirme durumundayken, Yunan televizyonlarındaki diziler benim günlük kurtarıcılarım oldular… O dönemde en mutlu olduğum saatler çocukları uyuttuktan sonra örgü ve kahve eşliğinde Yunan dizilerini izlemekti… İşte bu yüzden, dilini bilince kanım daha da ısındı bu sıcak ve eğlenceli millete… Daha sonraları Yunanistan'dan gelen turistlere rehberlik yapmaya başlayınca da benim kafamda Yunanlı olmak, yemek yemeyi ve eğlenmeyi seven dostlar olarak kodlandı...

Amma uzun bir giriş oldu değil mi?

Neyse gelelim Yunanistan'ın şımarık çocuğu Panos Kammenos’a...

Panos'u izledikçe nedense bana gerçek değil de bir komedi filminin parçası gibi geliyor… Hani bazı tipler vardır, tüm varlığını kendinden güçlü kişilere saldırarak dikkat çekip hatta dayak yiyerek varlığını ortaya koyar… Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos da bu tür şımarık bir adam... Göreve geldiği günden beri sürekli bir bahane bulup Türkiye'yi hedef alarak, saldırgan ve haddini aşan konuşmalar yapıyor… Bu konuşmaların arasında benim favorim ise şu oldu: Panos, denizcilerin koruyucusu olduğuna inanılan "Aziz Nikola Günü”nde bir konuşma yapmış ve halktan savaş gemileri almak için para istemiş! Zaten uzun süredir ekonomik krizin pençesinde kıvranan Yunan halkı bu çağrıya oldukça öfkelenmiş… Panos'un çağrısını en iyi bizim atalarımız tarif etmiş: “Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider def-i hâcet etmeye!“ (affınıza sığınarak…).

Panos'un bu zırvalıklarına Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu dayanamayarak cevap vermiş: “Şımarık çocuğunuza sahip çıkın, yoksa dayak atacağız!”

Aslında adamın beklentisi tam da bu… “Birileri beni dövse de, ben de gidip büyüklerime onları şikayet etsem!”

Böylece haksız olduğu yerde haklı durumuna gelse...

Boşverin sayın Çavuşoğlu uymayın siz bu şımarığa...

CeHePe Mİ?

Kim ne derse desin Kılıçdaroğlu bu ülkenin gördüğü en istikrarlı parti genel başkanı…

Hiç bir olay, hiç bir kişi, onu yolundan çeviremiyor…

Japon yapıştırıcısıyla kendini yapıştırdığı koltuğundan kalkmaya hiç niyeti yok…

Her yol Kılıçdaroğlu yöntemi ile mubah… Önüne çıkanı yalanla-dolanla, yanındaki aynı yolun yolcularıyla ezip geçiyor… Mustafa Sarıgül yeni bir atak yapmış Şişli için amma velakin boşuna! Asla bu yolu ona açmazlar… Boşuna uğraşmasın...

Ne diyelim, CeHePe’de yalan dolan almış başını gidiyor…

Bilmem kaçıncı kez yine “muhteşem bir seçim zaferi”ne(!) imza atacaklar besbelli...

BAŞKA ÜLKE VATANDAŞI OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ

Malta, ülkesine yeni katılan vatandaşların listesini açıklamış…

Türkiye'den bir çok isim var.

Sadece Malta değil, Balkanlar’da, Avrupa'da ve dünyanın bir çok yerinde 250 bin ile 500 bin Avro arası yatırım yaparsanız vatandaş olmanız işten bile değil… Bu tür uygulamalar artık doğal hale gelmiş vaziyette…

Aslında iki ülke vatandaşı olmanın avantajlarını, hayatımdan 15 yılı vererek yaşıyor olsam da… Bence iyi bir kazanım…

Zaten oldum olası milliyetçi duyguları olmayan birisi olarak bana her yer uyar… İmânımın gereğince yaşamam engellenmediği sürece, basit bir hayat standardı ile, Rabbimin geniş olan arzında yaşarım…

Yine çok büyük konuşmamak gerekiyor…

Ne olur ne olmaz, değil mi...

Sonra bir anda kendimi Amazon ormanlarında bulmayayım…

Herşeye ve her olumsuz olaya rağmen seviyorum bu heyecanlı ülkede yaşamayı...

NOT: Çok şükür, poşeti para ile satma uygulamasına geçtik… İnşaallah plastik poşetlerin kaldırıldığı günü de görürüz… Avrupa'da herkesin cebinde, çantasında mutlaka bez torbalar vardır… Poşete para vermek bizim ülkenin insanını kızdırmış… Kızmayın ablalar, abiler, kardeşler… Sevinin ve destekleyin… Biraz olsun duyarlılık gösterin çevremize ve geleceğimize!

Diğer Yazıları