24 Mayıs 2018
19 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
6 sa 7 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:41 Güneş 05:32 Öğle 13:07 İkindi 17:03 Akşam 20:30 Yatsı 22:13
Arzu Erdoğral

Arzu Erdoğral arzuerdogral@hotmail.com

Sen artık 18 ‘Temmuz'sun annem!

18 Temmuz'du. Doğum günümden bir gün önce…Anneme zatürre başlangıcı teşhisi koydukları için bir kaç gündür nefes darlığı çekiyordu. Gelen telefonun onu en son göreceğimin habercisi olduğunu ise henüz bilmiyordum.

Eve vardığımda yeğenim ve komşular vardı. Hemen tuzlu bir ayran yap, birazda çorba dediler. Abdest almak için banyoya gitmiş ve oradan çıkamamıştı. Sadece birkaç adım attıra bildik. Çorbasını içirdim. “Elbisemi değiştirin beni güzel bir kıyafetimle doktora götürün” dedi. Meğer o hazırlığa başlamıştı. Ambulans geldi tansiyonu düşük, nefes darlığı ise biraz gerilemişti ki hastaneye gittik. Orada derdini anlatmaya çalışıyordu. Ben de acillerin durumunu bildiğim için “anne konuşma şimdi seni iyi zannedip bakmayacaklar” dedim. Nefesi yine daralmaya başladı. Damarlarını bulamıyorlardı, onun canı yandıkça benim ciğerlerim parçalandı. Önce yoğun bakım doktorları çağrıldı. O ara her şey normale dönmüş onları kandırıyordu hayat sanki. Hatta bizi niye çağırdınız diye kızdılar bile. Her zamanki gibi oksijen verirler gideriz diye düşündüm, aklımın ucundan geçmeyen şeylerin başıma geleceğini bilmeden önce...

Birden herkesi dışarı çıkardılar annemin nabzı düşüyor kalbi duruyordu. Dakikalar içerisinde gelen doktor başınız sağ olsun kalbini tekrar çalıştıramadık dediğinde yere yığılmıştım, dünya ruhumu sıkmış tarif edilemez bir acı kalbimi esir almıştı.

Benim hayallerim vardı anneciğim uzun yıllar yaşayacak aramız fazla olmayacaktı.

Dört yaşında babam öldüğünde elimi hep tutup hiç bırakmayan annemdi O benim…

Evlatlarını dünyanın en mutlu çocukları yapmak için kendi hayatından vazgeçen annem…

Maaş günlerini benim için bayram gününe çeviren annem…

Bizimle ağlayan bizimle gülen annem…

Sadece bizim değil herkesin annesi, anneannesi, babaannesi olan annem…

Onu yıkamaya girdiğimizde elini ayağını öptüm, son kez sarıldım ona

Dua okuyan hoca hayattayken ne iş yaptığını sordu…

Yardım dedim...

Çok parası olduğundan değil çetik örüp satarak, bereketli maaşını dağıtarak herkesin derdine koşardı çünkü...

Son yolculuğuna uğurlarken sevenleri de yanındaydı.

Kuşlar gibi Allah'ına kavuştu benim annem…

Onsuz bir yaşam hep eksik kalacak biliyorum ama Rabbimin onu en güzel şekilde karşıladığından da kuşkum yok.

Ne dedikodu yapar ne de kimsenin arkasından konuşurdu

Tek dünyası çocukları ve torunlarıydı, tabi bir de ektiği domates, patlıcanları

Sen şimdi yoksun ben ise yarım…

Ölüm Allah'ın emri…

Asla karşı gelecek değilim…

Ama ne yalan söyleyeyim bu dünya sensiz, ben dünyada sensiz!

İçim viran dışım viran…

Bir hafta oldu.

O bir haftaysa ömrümün en geçmek bilmeyen yılları gibi geldi.

Keşke diye birşey olmaz ancak “birlikte daha çok ne yapabilirdik?” sorusu artık çok tanıdık bir arkadaş…

Ölüme karşı çok mesafeliyiz. Bize ya da bir yakınımızın başına gelmeyecek gibi uzağız!

Oysa bir an sonrasını bile bilmediğimiz bir misafirhanedeyiz.

Dahası çok sevin annelerinizi, geriye hiçbir soru kalmasın…

Yaşarken kıymetini bilin ki hatıralarınız ruhunuzu ferahlatsın…

Bir gülüşü için dünyayı elinizin tersi ile iteceğiniz bir gün gelirse sonra ahlanıp vahlanmayın.

Ben evin hep kızı olarak kaldım anacığımdan hiç ayrılmadım, ta ki 18 Temmuz 'a kadar...

Şimdi o yok...

Buluşacağız elbet.

O güne kadar anneciğimin öğrettikleri ile yaşam sürene kadar…

Tüm kelimeleri biraraya getirsem özlemimi günler geçse de anlatamadan…

Ölümle yaşam arasındaki sesini hiç unutmadan…

Sonsuzluğun gerçek dünyasına emanet ederek annemi…

Bekleyeceğiz kavuşacağımız anı...

O anın ne zaman geleceğini bilmeden

Geldiğinde ise ne bir an önce ne bir an sonra…

Anneciğim gibi...

Diğer Yazıları