19 Aralık 2018
4 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
33 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 06:45 Güneş 08:17 Öğle 13:07 İkindi 15:24 Akşam 17:45 Yatsı 19:11
Röportaj

SuperHaber ÖZEL...

Prof. Dr. Sedat Aybar: Jeopolitik riskler bitmiş değil!"

Türkiye 24 Haziran seçimleri sonrasında dalga dalga gelen kur spekülasyonları ile ekonomik saldırıları püskürttü. Peki, bundan sonraki süreçte ekonominin seyri ne yönde olacak. Kurdaki gerileme sürecek mi? ABD ile ilişkiler ne yönde ilerler? SuperHaber röportaj editörü Hülya Okur, İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar ile piyasalardaki gelişmeleri ve ekonomik beklentileri konuştu...

Hülya Okur
Hülya Okur
Prof. Dr. Sedat Aybar: Jeopolitik riskler bitmiş değil!"

Türkiye yaz aylarında sıkı bir saldırıya karşı akılcı hamlelerle ekonomisini korudu. Kur manipülasyonunu püskürten, ekonomik baskılara göğüs geren, ambargolara karşı kendi hamleleri ile cevap veren Türkiye zorlu süreci en az zararla atlattı. 

Peki, bundan sonraki süreçte piyasalarda ve Türk ekonomisindeki beklentiler ne yönde?

SuperHaber'den Hülya Okur, İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar'la konuştu... 

“EKONOMİK DEĞİŞKENLERİN İDARE EDİLEBİLECEĞİNİ ÖĞRENDİK”

“JEOPOLİTİK RİSKLER BİTMİŞ DEĞİL”

Türkiye dış etkenli kur oyununu bozdu. Dolar ve Euro'da düşüş eğilimi görülüyor. Doların aşağı yönlü seyri nereye kadar devam edebilir?

Dolar kurunun yukarı yöndeki hareketi iktisadi temellerden kaynaklanan bir hareket değildi. Jeopolitik riskler çok fazla ön plana çıkmıştı. Bu Jeopolitik risklerin daha idare edilebilir noktaya gelmesi, Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanlığı idare sisteminin  kurumlar arasındaki koordinasyonu daha etkin bir şekilde sağlayabiliyor olması, dolardaki yukarı yönlü hareketliliği de yavaşlattı. Sonra izlediğimiz şey, doların hızla geriye doğru düşmüş olması. 5,50-5.60 bandında dalgalanan bir kurdan bahsediyoruz. Kurların yüksek ya da düşük olmasından ziyade daha önemlisi kurun dalgalandığı bandın “idare edilebilir” bir bant içerisinde olması ön plana çıkıyor. Türkiye ekonomisinin temelleri itibariyle baktığımızda bu dar bant, gerçekleşmiş durumda. Bunun koşullandığı yer; yeni ekonomik program. Onun arkasından gelen enflasyonla topyekün mücadele planı ve bunun popülerleşmesi. Doların düşmesinin arkasında bu alınan önlemlerin ve yeni ekonomik programının ve enflasyonla mücadele planının piyasalar tarafından olumlu karşılanmış olması. Bu arada Merkez Bankası'nın faiz artırımına gittiğini izledik. Bu, dolardaki yukarı yönlü hareketi frenleyen bir etken oldu. Birtakım jeopolitik riskler olabilir, bunlar hala kaybolmuş değil. İran’a yaptırımın boyutu değişecek. Ama bizim öğrendiğimiz şey, ekonomik değişkenlerin idare edilebileceği. İdare edebilmek için de elimizde belli enstrümanların olduğu. En son ÖTV indirimi ile tüketici piyasalarının canlanması ve daha yüksek katma değerle üretime geçilmesi, cari açığın azalması olumlu katkı sağladı. Cari açık rakamları bir hayli daraldı. Geçen seneye oranla %77 daralma görülüyordu. Bu da döviz kuru riskini azaltan bir faktör. Bütün bunlar, kur oynaklılığının ön görülebilir noktaya geldiğini ve türbülansın içinden çıktığını, belirsizliklerin yok olmasıyla idare edilebilir durumun devam edebileceğini gösteriyor bize.  Döviz kurunun birazcık daha gerileyeceğini düşünebiliriz.

“DOLAR 5,50’NİN ALTINA İNEBİLİR”

Ne kadar daha geriler mesela?

5,50’nin altına doğru bir hareketlenme olabilir ama bakacağımız bant 5,50 ile 5,70 arasındaki banttır. Artan ihracat ve azalan cari açık ile birlikte düşündüğümüzde aşağı gelebilir.

“ABD İLE KURUMSAL YAKINLAŞMA VAR”

Diplomatik ilişkiler, İran’a yaptırımlar, 11 Kasım’da Trump ile Erdoğan’ın görüşmesi gibi etkenler Doların seyrini değiştirir mi?

Doların seyrini çok fazla değiştirmez. Çünkü bu seyrin üzerine zaten o görüşmeler yapılacak. AB ile ilişkilerimiz birazcık daha iyileşmiş durumda. Özellikle Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sonra ABD ile kurumsal anlamda bir yakınlaşma var. Burada belirleyici iki alan var: Birincisi, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları çekişmesi. İkincisi de, güney hudutlarımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorlarının Amerikan desteği alıp almayacağı. Ben, Suudi Arabistan, İsrail Amerika destekli bir  PKK-PYD terör koridoru oluşturulmasının seçilecek bir alternatif olmaktan çıktığını düşünüyorum.  Bu gelişmelerin dolar kurundaki oynaklığı etkileyeceğini düşünmüyorum.

“MERKEZ BANKASI ENFLASYON RAKAMLARI DAHA GERÇEKÇİ”

Merkez Bankasının 2019 enflasyon beklentisi 23,5. Siz bu beklentiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

%23,5, Yeni ekonomik programda öngörülen enflasyon rakamından daha yüksek. Ama daha yüksek olması daha gerçekçi gibi görünüyor. Çünkü geçen açıklanan enflasyon rakamlarına baktığınızda açıklanan üretici endeksi %46 civarındaydı, tüketici fiyat endeksi ise %23’tü, neredeyse yarısıydı. Doların yukarı yönlü hareketi maliyetlere yansımıştı. Ama üretici bunu tüketiciye yansıtmamıştı. İstatistiklerin açıklandığı bir sonraki dönemde bu fark kapanmış olacak. Bu şekli ile de Merkez Bankası'nın enflasyon tahminini daha gerçekçi olduğu ortaya çıkacak. Yeni ekonomik programdaki enflasyon rakamları ve diğer hedeflerin de, bu rakamlar açıklandıkça tekrar revize edilmesi ve neler yapılacağı konusunda yol gösterici olması gerekiyor.

“DÜNYA BORSASINDA GERİLEME VAR”

Borsa daha önce bir kaç kez yakaladığı 100 bin hedefini koruyor. Peki, BİST 100 endeksinde kalıcılık sağlanması ne anlama geliyor? Dünya borsaları ile kıyaslandığında durum nasıl görünüyor?

Borsa şu anda 91 bin. Bugün birazcık artış kaydetti. Bu civarda devam edebilir. Dünya borsalarına baktığımızda belli bir gerileme söz konusu. Bu bir kaç nedenle olabilir. ABD, sıkı para politikası uygulamaya devam edecek. Orada iktisadi büyümede bir ilerleme var. Bu ilerleme nedeni ile Merkez Bankası'nın faiz artırımını birazcık yavaşlattığını ama dur durmayacağını da öğrendik. Sıkı para politikası devam edecek, bunun da dünyada gelişmekte olan ülkeler üzerine olumsuz bir etkisi var. Türkiye şu ana kadar bundan ciddi bir şekilde etkilenmedi. Bu demek değildir ki hiç etkilenmeyecek. Etkilenebilir ve orada aşağı yönlü bir hareket gerçekleşebilir. Ama ben bunun tam kapasiteli bir finansal krize dönüşeceğini düşünmüyorum. Küresel ölçekte de düşünmüyorum.

“ÜST GELİR GRUPLARINA MAL ÜRETİP SATMALIYIZ”

İhracattaki artışın rekor düzeye ulaşması konusunda yorumunuz nedir?

Avrupa Birliği'nde, geçen seneye göre ihracatımızda %24 artış var. Avrupa Birliği sıkıntı içerisinde. Özellikle İtalya'daki bütçe baskısı ve diğer ülkelerdeki yavaşlama. Aslında Türk mallarına olan talebin düşmesi beklenirdi. Kat bizdeki yüksek devalüasyon ve dolar kurunun artmış olması, Türk lirasının değer kaybetmiş olması, bizim ürettiğimiz ürünlerin Avrupa piyasasında rekabet etme gücünü arttırdı. Ancak bizim Avrupa'da ithal ettiğimiz kesimler daha düşük gelir grupları. Onların talep elastikiyetleri çok fazla değil. Biz her halükarda o gelir grubuna ürettiğimiz ürünleri satabiliyoruz. O gelir grubunun alım gücü bizim ürettiğimiz ürünleri tüketmeye yeter durumda. Asıl yapacağımız şey; daha üst gelir gruplarının tüketiciye mallar üretip satabilmek. O anlamda birazcık daha katma değeri yüksek ürünlere yönelmekte fayda var. Şu dönemde tüketici kesimlere hazır vergi indirimleri gelirken, üretici kesimlerin de mal stoklarını, katma değeri yüksek mal stoğu şekline çevirmelerinde fayda var. Bunun için de emek tasarruf edici bir takım teknolojileri üretimlerinde kullanmaya başlamaları için de bir başlangıç olacak. Hükümetin teşvik politikaları ile bu yönde bir takım girişimler oluyor. O fırsatı iyi kullanmamız gerekir diye düşünüyorum.