Gündem |

Sebatayist mezarlığına saldırıya Engin Ardıç'tan sert tepki!

Sabah yazarı Engin Ardıç, Üsküdar'da bulunan ve "Sebatayist mezarlığı" olarak bilinen Bülbülderesi Mezarlığı'na saldırıya sert çıktı. Ardıç, vandallara "Bu nasıl bir hayvanlıktır? Neyin intikamını alıyorsunuz?" diyerek tepki gösterdi...

Üsküdar'da bulunan ve kamuoyunda "Sebatayist mezarlığı" olarak bilinen Bülbülderesi Mezarlığı vandalizmin son kurbanı oldu.

Bülbülderesi Mezarlığı’nda, aralarında Homeros’un kitaplarını Türkçeleştiren ünlü filolog Azra Erhat’ın kabrinin de bulunduğu bazı mezarlar kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildi.

Azra Erhat’ın “Ölünce belki kuş olurum” sözlerinden yola çıkarak mezarına Füreya Koral tarafından yapılan kuş figürleri de saldırıda zarar gördü.

Bülbülderesi Mezarlığına saldırıyı bugünkü köşesinde sert sözlerle eleştiren Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç, hem Azra Erhat’a, hem de dolaylı olarak bir süredir Hz. Adem polemiği ile gündemde olan Sezan Aksu'ya destek çıktı.

Ardıç, "Azra Hanım'dan ne istediniz?" başlığını taşıyan yazısında şu ifadeleri kullandı;

"Hadi diyelim ki Sezen Aksu'nun o şarkısı abartılı bir tepki uyandırdı...

Hadi diyelim ki "cahil" sıfatıyla kastedilen eylemin "yasak elmayı yemek ve yedirmek hatası" yani "şeytana uymak" olabileceği kimsenin aklına gelmedi...

Hadi diyelim ki Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva'nın hangi okulları bitirmiş olabilecekleri üzerinde durulmadı...

Hadi diyelim ki mükemmel yaratılmış atalarımızın niçin "hata ile malul" olduklarını tartışmaya kimse yanaşmadı...

Hadi diyelim ki yasak elmayla "neyin simgelendiğini" düşünmek de çok kişiye iki numara büyük geliyor...

Peki Azra Erhat'ın mezarına niçin saldırdınız?

***

Azra Hanım'a bayılmam.

Kendisi otuzlu yılların bir yan ürünüdür.

Ustası da Sabahattin Eyüboğlu.

Bunlarla "Eyyubiler tekkesi" diye dalga geçilirdi, "mitolojik Marksistler" diyen de vardı.

Anadolu İslam kültürünü silip yerine Eski Yunan kültürünü geçirmek isteyen "nafile" bir çabanın umarsız temsilcileriydi...

Troya prensi Hektor'u Atatürk'le özdeşleştirecek kadar uçuk insanlardı.

Ne var ki, Azra Hanım'ın İlyada çevirisi de inkâr edilemez. O düz tercüme ediyormuş, A. Kadir de şiir söylemine uyduruyormuş.

Hataları ve sevaplarıyla geçen yüzyılda kalmış bir kültür elçisiydi...

Kabrine iki kere saldırmışlar. Taşını kırmışlar.

Bu nasıl bir hayvanlıktır?

Neyin intikamını alıyorsunuz?

Eski Yunanca bilmesinin ve öğretmiş olmasının mı?

Çat pat ben de bilirim, bana da mı saldıracaksınız?

"Menin aeide Thea, Peleiadeo Ahileos oulomenen... E müri Ahaious alge etheke, pollas d'ifthimous psühas Aidi proiapsen eroon..."

Hadi yürüyün be."

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...