Gündem

Gülbin Tosun'un "gaf"ında kasıt aradı: Psikolojik harp başlattılar!

FOX TV sunucusu Gülbin Tosun'un Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mitinginde bomba bulunması ile ilgili haberi sunarken kullandığı "Ne yazık ki" ifadesi büyük tartışma yarattı. Büyük "gaf"la ilgili bir köşe yazısı kaleme alan Sabah yazarı Salih Tuna, Tosun'un "dil sürçmesinde" kasıt aradı... Tuna, "Psikolojik harp başlattılar!" dedi!

FOX TV'nin hafta sonları ana haber bültenlerini sunan Gülbin Tosun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siirt mitingi öncesinde bir polis aracının altında bulunan bombayla ilgili haberi sunarken büyük bir gaf yaptı.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siirt'teki programında görevli bir polis memurunun aracının altına düzenlenmiş bir bomba düzeneği bulundu." diyerek haberi izleyenlerine aktaran Tosun devamında, "Ne yazık ki" diye sözlerine devam etti, ancak hatasını anlayan sunucu "Neyse ki o bomba patlamadan imha edildi" diyerek devam etti.

Bu konunun bir gaf olmadığı görüşünü savunan isimler de vardı. Olay kısa süre sonra sosyal medyada geniş yankı bulurken, Tosun'a sert eleştiriler yöneltildi.

Gülbin Tosun'un bu dil sürçmesinde kasıt arayan isimlerden biri de Sabah yazarı Salih Tuna oldu.

"Düzeltmemiş sıvatmış" başlığını taşıyan bugünkü köşe yazısında, "Bunların bilinçaltları, aynı zamanda müstevlilerin bilincidir." diyen Tuna, yeni bir "psikolojik harp başlatıldığını" savundu.

İşte Salih Tuna'nın o köşe yazısı;

Akit TV'nin haber bülteni sunucusu dün akşam canlı yayında 14 Haziran 1926'daki İzmir suikastından bahisle şöyle dedi: "Mustafa Kemal Atatürk'e İzmir'de planlanan suikast girişimi, ne yazık ki son anda fark edilerek engellenmişti..."

Benim sevgili "muhalif" okurlarım şappadak heyheylenmeyin!

Söz konusu spiker, "Ne yazık ki" ifadesini, "Neyse ki" şeklinde canlı yayında hemencecik "düzeltti".

Yani, sizin anlayacağınız, haber sunucusunun dili sürçmüş.

Efendim?

"Düzeltmemiş, sıvatmış..." mı dediniz?

Hımmm. Haklısınız...

Bence de dili sürçseymiş, "Neyse ki" yerine "İyi ki" veya "Şükürler olsun ki" demesi gerekirdi. "Neyse ki" demek, sonuç itibarıyla, "geçiştirmek" veya "fazla da önemsememek" manasına gelir.

Gelgelelim...

Akit TV'de herhangi bir haber sunucusu böyle bir haber yapmadı. Baştan sona ben kurguladım.

Neden mi?

Birazdan bahsedeceğim fecaate canım muhalif okurlarımın dikkatini çekmek, empati duymalarını sağlamak için.

Peki aynı şeyi Halk TV üzerinden kurgulayamaz mıydım?

Tabii ki kurgulardım ama "Atatürk'e dil uzatmak" konusunda malum çevreler nezdinde "olağan şüpheli" kabul edildiğinden Akit TV'yi tercih ettim.

Şayet Halk TV'yi tercih etseydim, benim canım muhaliflerimin, "Düzeltmemiş, sıvatmış" yerine, "Ne güzel düzeltmiş işte, ne var bunda!" şeklinde tepki verecekleri kuvvetle muhtemeldi. (Bu arada, başta Halk TV olmak üzere fondaş medyanın bilumum Atatürkçüleri de Attila İlhan'ın Atatürk'ünden hiç hazzetmezler ya, bahsi diğer.)

Evet, lafı getirmek istediğim fecaat şu:

FOX TV'nin haber bülteni sunucusu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siirt'teki programında görevli bir polis memurunun aracının altına düzenlenmiş bir bomba düzeneği bulundu. Ne yazık ki o bomba patlamadan imha edildi..." dedi.

Bu kurgu değil, aynen vaki, biliyorsunuz.

Orda burda birkaç tepkiyle geçiştirilmeyecek kadar korkunç bir fecaattir bu!

Malumunuz, FOX TV'nin o sunucusu "Ne yazık ki" şeklinde dışa vurduğu üzüntüsünü, "Neyse ki" diyerek güya düzeltti.

Yani, dili sürçmüş gibi yaptı.

Hadi "Neyse ki" yerine "Çok şükür" dememesini sekülerliğine zeval verme endişesine bağlayalım, "İyi ki" bile dememesini neye bağlayalım?

Söyleyeyim:

"İyi ki o bomba patlamadan imha edildi" diyemezler, çünkü söz konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan olunca böylesi bir dilekleri olmaz. Olsa bile maruz kaldıkları mahalle baskısı buna izin vermez.

Hayır, dilleri sürçmüyor; "Ne yazık ki" lapsustur. Yani bilinçaltının dışavurumu.

Bunların bilinçaltları, aynı zamanda müstevlilerin bilincidir.

New York Times, NATO'yu Türkiye'ye müdahaleye çağırırken, The Guardian, "Batılılaşmamış yoksul Müslümanların kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez" derken, İtalyan gazetesi La Repubblica 7 Haziran seçimlerinin ardından Sayın Erdoğan hakkında "Yeni bin yılın Selahaddin Eyyübi'si son metroda durduruldu" manşetini kotarırken bu bilinci yansıtmışlardı.

Ekonomik koşulları da istismar ederek dahili ve harici bedhahlar yeni bir psikolojik harp başlattılar.

Agâh olalım.

YAZININ ORİJİNAL METNİ İÇİN TIKLAYIN...