Gündem |

Şak diye sosyal medyada örgütlenenler, TAK diye sustu!

Diyarbakır'da HDP milletvekillerini de hedef alan alçak terör saldırısını PKK'nın paravan örgütü TAK üstlendi. İsmail Kılıçarslan, TAK'ın resmi açıklaması öncesi saldırıyı 'DAEŞ'in üstlendiğine yönelik manipülatif haberleri bugün köşesine taşıdı.

İsmail Kılıçarslan, "Saldırıyı DAEŞ gerçekleştirdi" iddiası üzerine sosyal medyada örgütlenip saldırıyı nefretle kınayan çevrelerin, olayın aslında PKK/TAK tarafınfan gerçekleştirildiğinin ortaya çıkmasıyla nasıl sessizliğe gömüldüğünü anlattı.

İşte o yazı;

Cumartesi günkü yazımda, valiliğin açıklamasına itibar ederek, Cuma sabahı Diyarbakır'da patlayan bombanın faili olarak PKK'yı ilan etmiştim. O gün, gayet tuhaf bir şey oldu ve Türkiye'de yaptığı hiçbir eylemi 'resmen' kabul etmeyen IŞİD, Diyarbakır'daki bu bombalı saldırıyı, biraz da değişik bir şekilde üstlendi.

'Değişik şekilde' demem şundan. IŞİD, yaptığı saldırıları sözde resmi kanallarından duyurmasıyla bilinen bir örgüt. Yaptığına 'yaptım' demekten hiç çekinmiyor. Hatta bunu bir çeşit 'halkla ilişkiler stratejisi' olarak kullandığını söyleyen uzmanlar var. Bir tek Türkiye'deki eylemlerini üstlenmiyordu.

Bu sefer resmi kanallarından değil, kendisine yakın internet sitelerinden duyurdu IŞİD Diyarbakır saldırısını üstlendiğini. Tabii ki saldırıyı PKK'nın yaptığını, IŞİD'inse fırsattan istifade suyu bulandırdığını düşündürdü bu bana.

Yazımın yayınlandığı gün elbette PKK ve HDP trolleri haldır haldır bir kampanya başlattılar. Kampanyanın adı 'Diyarbakır'daki bombayı PKK değil IŞİD patlattı' idi. Kullandıkları dil ise enteresan ötesiydi. Sanki PKK daha önce hiç bombalı eylem yapmamış gibi davranıyorlardı. Yerseniz. Gerçi çok yiyeni var tabii. Cumhuriyet Gazetesi'nde PKK için 'çok çevreci bir örgüt' nitelemesi gördü bu gözler. Daha ne olsun? Neyse…

Cuma gün boyu, cumartesi de sabahtan öğleye bol miktarda 'Allah belanı versin IŞİD' konulu tweet okuduk. HDP'liler meseleyi örgüt ismi vererek kınama yarışına girdiler. Hatta çok solcu Ümit Kıvanç abimiz yazısını bile patlattı mevzunun. Fakat o meşum günün meşum öğleden sonrası geldiğinde PKK'nın meşru çocuğu TAK, gayet reddedilemez şekilde 'Diyarbakır'daki bombalı saldırıyı ben yaptım ulan' deyince takke düştü, kel göründü.

Hal böyle olunca, eskilerin deyimiyle 'pehlivansan meydana çık da görelim cesametin kaç okkaymış?' diye sorma hakkı bana geçti.

Ey bana o gün sosyal medyayı dar eden, ağzından salyalar akıtarak küfürler sallayan, 'olayı IŞİD yaptı, utanmıyor musun bu yazdığına?' cümleleriyle hücuma geçen; çok duyarlı, aşırı barışsever, söz konusu IŞİD olunca terörden nefret eden 'yırtlaz kalabalık!' Bir taneniz. Evet, evet, sadece bir taneniz, olayı PKK üstlendikten sonra benden özür dilemedi. Dilemeyin zaten. Sizin özrünüze ihtiyacım yok. Peki ama söz konusu IŞİD olunca mangalda kül bırakmayan, terörü lanetleyen, duyarlılığını sevdiğiminin abileri, ablaları. Yahu bir taneniz, sadece bir taneniz, biriniz, tekiniz de çıkıp 'Allah belanı versin ulan PKK. Bu, masum insanlara yönelik kaçıncı bombalı saldırı? Teröristsiniz ulan!' demeyecek miydi?

IŞİD'e gelince aslan kesilen duyarlılığınız PKK'ya gelince niçin her seferinde çokoprens almaya gidiyor?

Niçinini size ben söyleyeyim. Çünkü gram cesaretiniz yok. Çünkü teröristi teröristten ayıran alçak bir zihin yapınız var. Çünkü sırtınızı doğrudan dayadığınız, gücünüzü oradan aldığınız bir terör örgütüne 'nanik' yapabilecek maça sizde namevcut.

Fakat yukarıda Allah var. Hakkınızı teslim etmek gerekiyor. 'Kıvırma' ve 'esneklik' konusunda üzerinize tanımam. Hadi bunun niçinini de anlatayım da bir çeşit kamu hizmeti olsun.

Diyarbakır'daki eylemi TAK yani PKK üstlendiğinde HDP vekilinden Cihangir solcusuna, PKK sempatizanından FETÖ'cüsüne kadar sadece 2 dakikada organize olup şahane bir örgüt kurdunuz ve onu kınadınız. Örgütün adı 'KGG' yani 'Kimden Gelirse Gelsin.'

Kalıbınız şuydu: 'Kimden gelirse gelsin Diyarbakır'daki saldırıyı kınıyorum.'

E be kalıbını sevdiğiminin abileri, ablaları. Hani daha 1 saat önce ağzınızı doldura doldura 'kahrolsun IŞİD' diyordunuz ya. Nereye gitti duyarınız, nereye kaçtı cesaretiniz? Bir 'kahrolsun PKK' demek bu kadar zor mu yahu?

Zor tabii. Zira HDP için asıl cesaret PKK'ya destek vermek, PKK'nın sözünden çıkmamak değil; PKK'ya destek vermediğini, kendi ajandasıyla hareket ettiğini ele güne, dosta düşmana ilan edebilmektir. HDP'de o cesaret var mı peki? Olsaydı, bir büyükşehir belediye başkanı bir belediye işçisinden tokat yemezdi. Olsaydı, belediyenin önünde toplanan ve tek dertleri 'kaçırılmış çocuklarını geri almak' olan annelere dayak attırmazlardı. Olsaydı, siyaseten inisiyatif alır ve barış sürecini, yani hepimizin umudunu böyle haincesine rafa kaldırtmazlardı.

Hakiki barışseverler, hakiki terör karşıtları olduğunuzu ispat etmek çok kolay aslında. Hadi bir yerinden başlayalım. Lütfen şu satırları yüksek sesle okuyun: 'Kahrolsun PKK. Kahrolsun TAK. Kahrolsun DHKP-C. Kahrolsun IŞİD. Kahrolsun FETÖ.'

Yapamadınız değil mi? Barışseverliğinizi seveyim sizin.

Ne diyordu Cibran: 'Yeğenim. Teröristi teröristten ayıran adama 'barışsever' değil 'alçak' derler dünyanın her yerinde. Hem barışsever olup hem çoluk-çocuk demeden öldüren bir terör örgütü aleyhine tek kelime edememeyi dünyada bir tek sizde gördüm. Şaşkınım vallaha.'