31 Ekim 2020
11 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
0 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 06:01 Güneş 07:27 Öğle 12:53 İkindi 15:41 Akşam 18:09 Yatsı 19:29
Gündem

Sağlıkçılara saldırı girişiminde acılı baba konuştu

Ankara'da sağlıkçılara şoke eden saldırı olayında ölen şahsın babası tüm doktorlardan özür diledi. Acılı baba, 6 doktora da 'Allah razı olsun, ellerinize sağlık, benim çocuğumu siz öldürmediniz, sorumlusu siz değilsiniz' dedim. Hepsinden özür diledim, polislerden de özür diledim" diye konuştu.

Başkentte silahlı kavgada kardeşi Fırat Öztaş (25) ile yaralanan Ahmet Öztaş, kaldırıldığı Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Bunun üzerine yakınları doktorlara saldırmak istedi. Doktorlar ve sağlık personeli kendilerini bulundukları yerde kapıya bariyer kurarak kurtardı.

BABA İLK KEZ KONUŞTU

Olaydan sonra baba Mehmet Öztaş ilk kez konuştu. Acılı baba, oğullarıyla daha önceden husumeti olan kişilerin plan yapıp, berbere giderek çocuklarını kurşunladığını vefat eden oğlu Ahmet Öztaş’ın da ateş eden kişiyi durdurmak için silahın üzerine atladığını söyledi. Küçük oğlunun ağabeyini kucağına alarak araçla hastaneye gittiğini belirten baba, sağlık çalışanlarının kendilerini korumak için kapıyı kapatıp sedyelerle barikat kurmalarına ilişkin görüntüleri sosyal medyada gördüğünü söyleyerek, "Oğlum yaralıydı sedyenin üzerindeydi. Onu görünce 'ağabeyin nerede' diye sordum. 'Baba ağabeyim ameliyatta’ dedi. Ameliyat odası dedikleri yer müdahale odasıydı. Kapıya vurdum, kapıyı açmadılar. Tekrar güvenlik kapıya vurdu. Bir doktor çıktı, 'Amca senin oğlun kurşunu yakından yediği için iç kanaması var. Onu durdurmaya çalışıyoruz' dedi. Ben o sırada 'oğlum öldü mü' dedim. 'Onu yaşatmaya çalışıyoruz, bir saat kadar müsaade et bize gereken bilgiyi vereceğiz' dediler" diye konuştu.

'ÖLDÜĞÜNE İNANMAM İÇİN YÜZÜNÜ GÖRMEK İSTEDİM'

Daha sonra oğlunun durumunu tekrar doktora sorduğunu aktaran baba Öztaş, şunları söyledi:

"Çocuğumun vefatını söylediler 'başın sağ olsun' dediler. Ben orada 'oğlumun öldüğüne inanmam için yüzünü görmem gerekiyor' dedim. Ben acılı bir babaydım. Karım kendini kaybetmişti, saçını başını yoldu. Biz orta kapıda 10-15 kişiydik. Sonra çocuklarımın hepsini dışarıya çıkardım. Oradaki emniyet amiri 'Buraya polislerden koridor kurun' dedi. Ben 'gerek yok, benim ailem taşkınlık yapacak bir aile değil, acısı var hepsi de dışarıda, doktorlarımız rahatlıkla çıkabilir' dedim" ifadelerini kullandı. 

'HEPSİNDEN ÖZÜR DİLEDİM'

Dışarıya çıktıklarında doktoru gördüğünü anlatan Mehmet Öztaş, "6 doktora da 'Allah razı olsun, ellerinize sağlık, benim çocuğumu siz öldürmediniz, sorumlusu siz değilsiniz' dedim. Hepsinden özür diledim, polislerden de özür diledim. Başhekim de yanımdaydı. 'Eğer bu hastanede kırılan dökülen bir şey varsa hepsini ben ödeyeceğim' dedim. O arada, emniyet amiri 'Bizler sizin için buradayız, siz bize kolaylık gösterdiniz, Allah size sabır versin, sizden şikayetimiz yok' dedi. Dışarı çıktım ailemi sakinleştirdim. Bütün olayımız bu oldu. Bizim canlarımız onlara emanet. Kemal Atatürk ne demiş, 'beni Türk hekimlerine  emanet edin' demiş. Ben evlatlarımı onlara emanet ettim, ben nasıl onlara karşı gelebilirim, kim gelebilir. Ben dağ gibi önlerinde dururum. Biz onlara karşı gelmiş olsaydık evlatlarımızı nasıl onlara götürüp muayene ettirebilirdik" diye konuştu. 

Anne Yeter Öztaş da "Biz acılıydık, çok üzgünüz" dedi.

Yorumlar