Gündem

Sabah yazarı, "refik darbesi" ile neyi kastediyor?

Sabah Gazetesi'nin iki yazarından peşpeşe çok konuşulan köşe yazıları geldi... Önce Hilal Kaplan "darbe" hazırlıkları yapıldığı iddiası ile bir uyarı yazısı kaleme aldı, hemen ardından da Salih Tuna bu konuda yeni bir makale yazdı. Tuna'nın yazısında yer verdiği "refik darbesi" ifadesi ise uzun süre tartışılacağa benziyor...

İçerik: SuperHaber
İçerik: SuperHaber

Sabah Gazetesi’nde dün ve bugün peş peşe yayınlanan iki yazı gündem oldu.

Dün Hilal Kaplan ‘Biz Hazırız’ başlıklı yazısında ‘Benden söylemesi’ diyerek olası bir darbe hazırlığından söz etti.

Bugün de aynı gazetede Salih Tuna’nın darbe imalı satırları yer aldı.

Her iki ismin de birbirine ne kadar yakın olduğu kamuoyunca biliniyor.

Tuna, son dönemde olan bitenlerden yola çıkarak yaklaşmakta olanın adını "Refik darbesi" koydu. Soru işaretini de ekleyerek.

Salih Tuna Refik darbesi ile aslında ne demek istiyor? Cevabı merak edilen asıl soru bu. Arapça kökenli ‘refik’ kelimesi, ‘yakın, dost, yol arkadaşı, eş, koca’ gibi anlamlara geliyor.

Sabah yazarı, "Darbenin içeriden, en yakından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yol arkadaşlarından geleceğini mi ima ediyor, yoksa dış yabancı destekli Türkiye karşıtları ve onların içerideki siyasi refiklerinden mi?" sorusunun cevabını okura bırakıyor.

Salih Tuna, "Erdoğansız Ak Parti" hayalinin her zaman canlı tutulduğunu hatırlatarak son üç gün içinde sosyal medyada sürekli dillendirilen ‘Devlet demek hükümet demek değildir’ söylemleri ve TSKyeVerinYetkiyi, ardından da ‘AKPdevletdeğildir” etiketlerinin bir rastlantı olmadığına dikkat çekiyor.

Ama herkesin kafasındaki soru şu:

Refik darbesi ne demek?

Kim bu refikler?

İşte Salih Tuna’nın Sabah Gazetesi’ndeki o yazısı;

Nasıl "değişik" zamanlara çattık ki, "Bu kadarı da olmaz!" dediğimiz ne varsa bir bir olmaya başladı.

Sırada ne var?

"Refik darbesi" mi?

Olursa da artık şaşmam! Zira şaşırma özelliğimi çoktan kaybettim!..

"Gölge CIA" tesmiye edilen RAND Corporation'ın Pentagon için hazırladığı raporda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı devirmek için "Askerden askere ilişki" önerildiğini sıklıkla dile getirmiştim.

Natotürkçüler bir süredir kıpır kıpır... FETÖ'cüler derseniz, her türlü işbirliğine hazır. Hatta, işbirliğinden de öte fiştekliyor, zemin hazırlıyorlar!..

Tek dertleri şu:

Sayın Erdoğan'ı ne şekilde olursa olsun iktidardan indirmek.

Malumunuz, PKK da aynı dertle muzdarip, muhalefet de!

Zaten Erdoğan'sız AK Parti'yle hiçbirinin sorunu yok...

*

Yangın çıkıyor, çok geçmeden "AKPdevletdeğildir" diye tag açıyorlar.

Nerden çıktı bu şimdi?..

"Vesayet tartışmaları" eskide kalmamış mıydı?

Tabii ki AK Parti devlet değil. Partiler gelir, partiler gider. Ve tabii ki devlet gelip gitmez.

Lakin muhalefet ve iktidardan yani milletten bağımsız bir "devlet aygıtı" da olmaz.

Devlet anayasa / hukuk doğrultusunda, milletin emrinde olmak zorundadır.

Millet iradesini demokratik seçimle ortaya koyar. Seçtikleri de devleti yönetir. Seçilmiş demokratik iktidar da yaptığı yanlışın hesabını sandıkta verir.

Her şey bu kadar yalın, bu kadar basittir.

*

Bundan 3 gün önceki "TSKyeVerinYetkiyi" etiketinin ardından, "AKPdevletdeğildir" demenin bir anlamı yok mu?

En azından bunların birbirinden bağımsız olduğu söylenemez. Şu yangınlar nedeniyle kötülük tastamam organize zaten.

Asla tesadüf değil.

Tamam, Twitter'ı çok da ciddiye almamak lazım... Vaktiyle fakir de bu mecrayı çizikçiler, buruncular, enteller, meyhaneciler, türkü barcılar ve pezoların fasılasız arzı endam ettiği Cadde-i Kebir sonrası dönemlerin İstiklal Caddesi'ne benzetmiştim.

Fakat İstiklal'de bunların bir kısmı sabaha doğru, bir kısmı gece yarısı, bir kısmı da gündüz gözüyle tebarüz eder. Twitter'da saat yok...

Haliyle tweet'i gelen sallıyor!..

Gelgelelim, "AKPdevletdeğildir" tagı son derece manidar!

Özellikle küresel kumpaslar hususunda dikkat çekici analizler yapan Abdullah Çiftçi kardeşimiz bile geçenlerde çektiği bir videoda, iktidar ve muhalefetin halkta hayal kırıklığı oluşturduğunu, bu sürecin böyle devam etmeyeceğini dile getirdikten sonra, "Devlet gereğini yapacaktır..." diyebiliyor.

Türkiye'de ahmaklık pandemisi var, şuracığa minik bir parantez açayım:

Sayın Çiftçi paralel devlete/FETÖ'ye karşıdır, kimse yanlış anlamasın. Parantezi kapattım.

Lakin şuncağızı sosyal medya hesabımdan sormuştum, yineleyeyim:
"Hangi devlet?.. Durumdan vazife çıkartan 'devlet' yapısının, o durumun oluşturucusu olduğunu 'yakın tarih' bize göstermedi mi?"

Kimler kimlerin önünü açıyor, bilmiyorum.

Bildiğim tek şey: Her yerde parazit var.

Agâh olmak şart.