19 Haziran 2018
22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 11 dk
Güneş'e kalan süre
İmsak 03:24 Güneş 05:25 Öğle 13:11 İkindi 17:10 Akşam 20:46 Yatsı 22:37
Sevda Noyan

Sevda Noyan noyansevda@gmail.com

Recep Tayyip Erdoğan - Vatikan - “İslamofobi”

Cumhurreisimiz Recep Tayyip Erdoğan, Emine Hanımefendi, Esra ve Berat Albayrak başta olmak üzere kalabalık bir ekip İtalya'da bulunan Vatikan Devletine dolayısıyla Papa Franciscus'a kısa ve öz bir ziyarette bulundular… Bu ziyaretle ilgili yazıldı çizildi… Bana göre zamanlama açısından oldukça manidar bir buluşmaydı! Deyim yerindeyse iyi bir gövde gösterisiydi! Verilmek istenen mesajın çok net algılandığı zannı içindeyim.

Aslında Vatikan her ne kadar dînî bir devlet olduğunu iddia etse de gerçek aslında farklıdır…

Vatikan tam bir profesyonel holding gibi işletilir… Her olay, her olgu tamamen bu işletmeye hizmettir, Vatikan bütçesini güçlendirme amaçlıdır... On beş yıl süreyle Katolik bir İtalyanla evlilik yaşamış biri olarak bu yapıyı ve İtalyanların Katolikliğe ve dindarlığa bakışını çok iyi tanıyorum... İtalyan ekonomisinin gelirinin büyük bir kısmını turizmden elde ettiğini unutmamamız gerekiyor…Sadece Vatikan’daki kiliselerde yakmak için dağıtılan mumların bağış kutusunda toplanan parayı bilseniz şaşırırsınız!

Ayrıca bu Vatikan Dînî Devleti (aslında tam da bâtılın bâtılı olan) gelirlerinin büyük bir kısmını kendilerine bağlı “Padre” yani papazların taciz veya tecavüz ettikleri çocuklara tazminat olarak ödemektedir...

Aslında Vatikan yani Katolik Kilisesi içinde işlenmiş suçlarla, “Vatikan Holding”in işleyişiyle ilgili yazılmış çok sayıda kitap ve belgesel film var… Hem de öyle uyduruk “komplo teoricileri” tarafından değil, saygın ve ciddî araştırmacılar-gazeteciler tarafından hazırlanmş. Bu konuyu daha detaylı yazmayı başka bir zamana bırakıp uzun süredir Avrupalı Müslümanların başına dert olmuş “İslamofobi”ye değinmek istiyorum…

“İslamofobi”!!!

Nedir “İslamofobi”?

Bu sorunun cevabını vermek oldukça kolay gibi görünse de bunun bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu anladığımızda cevabın çok katmanlı olduğunu görürüz.

Türk vatandaşı olmam yanı sıra Avrupa vatandaşı olmam ve bu vesileyle sık sık Avrupa ülkelerinde bulunmam “İslamofobi” olgusunu daha iyi kavramamı sağlamıştır.

Müslümanların Avrupa ülkelerindeki mevcudiyeti ne zaman rahatsızlık vermeye başlamıştır, bu süreç hangi olaylarla körüklenmiş ve çok farklı mecralara itilmiştir?

“İslamofobi”yi bir bütün olarak değerlendirmek yeterli değildir… Esas meselenin bireysel korkuların bir sonucu olduğunu iyi bilmemiz gerekir.

Avrupa’nın İslam’la tanışması çok eskilere dayanır...

Endülüs İslam Medeniyeti’nin Avrupa’nın gelişmesindeki katkısını görmezden gelmek veya ret etmek tam bir entelektüel ahlaksızlıktır...

Sekiz yüz yıl süren bu İslam Medeniyeti sadece Avrupa’ya değil tüm dünyanın gelişimine ciddi katkılar sağlamıştır… Ne yazık ki bu medeniyetin yöneticileri Kur’an'dan uzaklaşarak kafirleri dost edinmişler ve Sünnetullah gereği güçlerini kaybetmişlerdir. Bu durumu fırsat bilen Katolikler inanılmaz bir soykırımla Müslümanların, deyim yerindeyse, kökünü kazımışlar ve bu topraklarda yeşerip kök salmış olan İslam Medeniyeti’ni yerle bir etmişlerdir.

Bilinç altlarına yerleşmiş olan bu zalimliğin kalıntıları zaman zaman hortlamakta ve korkularını tetiklemektedir...

Aslında “İslamifobi”yi anlamanın yolu oradaki Müslümanları ve Avrupalıları iyi tanımaktan geçiyor.

Bence orada yaşayan Müslüman kardeşlerimizi üç bölüme ayırabiliriz:

İlk bölüm: Yüzyıllardır farklı zamanlarda, farklı sebeplerden dolayı Avrupa’ya göç etmiş ve yasal olarak Avrupa’da yaşayan Müslümanlardır. Bu kardeşlerimiz zaman içinde kuşakların yetişmesiyle Avrupa’nın sosyal ve ekonomik hayatına entegre olmuşlar, deyim yerindeyse, Avrupalılıkları Müslümanlıklarının önüne geçmiştir...

İkinci bölüm: Özellikle son yıllarda kendi ülkelerini terk edip savaştan ve fakirlikten kaçarak Avrupa’yı bir şans kapısı olarak gören kaçak mültecilerdir… Sığınma hakkı elde edenler dahil hepsi kendi “getto”larında yaşayarak neredeyse kendi ülkelerindeki yaşamın birebir aynısın burada kurup yaşamayı seçmişlerdir… Bu bağlamda kimlikleri hâlâ millîdir…

Üçüncü bölüm: İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer tam da burası! Bu Müslümanlar Allah'ın hakk dini İslam’la bir vesile ile tanışıp Müslüman olan yerli Avrupalılardır… Bana göre “İslamofobi”nin gerçek nedeni budur! Avrupa’da Müslümanlara karşı yaratılmış ve öğretilmiş korkunun en önemli nedenlerinin başında, gizliden gizliye çocuklarını, daha doğrusu geleceklerini, deyim yerindeyse, “İslam’a kaptırma” korkusu vardır..

Her ne kadar aslında bu sayı çok fazla olmasa da bu yaratılmış korkuyu algı operasyonları ile büyütme çabası inanılmaz bir şekilde sürmektedir..

Avusturya’daki son seçimde Viyana'da gördüğüm kampanya afişleri bu tezimin ne kadar doğru olduğunu bana gösterdi… Tüm partiler kampanyalarını Avrupa’daki Müslümanlar üzerinden yürüttüler.

Almanya’da neredeyse her haber kanalında, her haber bülteninde mutlaka Müslümanlar’la ilgili olumsuz bir habere rastlarsınız..

İşte bütün bunlardan dolayı Ümmet-i Muhammed’in kendine doğal lider olarak seçtiği Cumhurreisimiz Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef tahtasına koymuşlardır!

Tecrübeme dayanarak söylüyorum: Avrupa’daki Müslüman genç nüfusun tek lideri ve örnek şahsiyet olarak gördükleri kişi, onların söyleyişi ile “Erdogan”dır...

Şunu temin ederim ki Cumhurreisimizin bir işaretiyle hareket edecek Avrupalı Genç Müslümanlar tetikte bekliyorlar...

Not: Bu Avrupalı Genç Müslümanlar UETD (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği)’yi de başka herhangi bir resmi kurumu da hiç adam yerine koymuyorlar; bu da böyle biline!

Diğer Yazıları