Medya |

Portakal dilim dilim, Akinan seni neyleyim?

SuperHaber yazarı Behçet Ağabeyoğlu ile Derin Kulis... Behçet Ağabeyoğlu o iftar sofrasında neler duydu, medyada seçim sonrası hangi sürpriz gelişmeler yaşanacak? İşte tüm bu soruların yanıtları...

Portakal dilim dilim, Akinan seni neyleyim?

Hiç sevmem otelde iftarı yapmayı. Ama ne hikmetse bu yıl da ramazanın ilk günü yaşıtlarımdan oluşan bir masada, Boğaz’a nazır bir otel terasında iftar ettik.

Allah kabul etsin!

Yemek bitip çaylar gelince bizim ekipte taşlar dökülmeye başladı. Neler birikmiş neler...

İçinde medya grubunu da barındıran bir şirketin CEO'su olan arkadaşım dün bizim sitede çıkan Kenan Tekdağ haberine tepki gösterdi.

Bilmeyenler için yazıyı şuracığa koyayım da okusunlar.

 

 

“Kenan iyidir, hoştur. Onun okuduğu kitabı İlber Hoca okumamıştır!” dedi.

Ya hu onun okuduğu kitaba karşı çıkan mı var?

Haberin konusu oynadığı seçim toto... Serdar Akinan’ı grubuna alarak ‘Tayyip Erdoğan bu seçimde kaybeder’e bahis yapıyor.

Zaten her seçim öncesi yapar bunu. Yatan kuponu çoktur nitekim. İnanmayanlar arşivlere şöyle bir baksın! Kimler hangi dönemlerde Ciner Grubu’ndan geçmiş, kendi gözleriyle görsün!

Ben, Akinan’ı kameramanlığından beri bilirim. Bizim rahmetli Birand "çok hayta" derdi onun için. Ele avuca sığmaz bir delikanlıydı. Sonra lokanta açmış, medyadan uzaklaşmış.

Medyaya dönüşü "danışman" sıfatıyla Habertürk’e olmuş ama onunla yetinecek biri değil tanıdığım kadarıyla.

Masada onu tanıyanlardan tersane sahibi dostum “Bizim büyük oğlanın ahbabı. Ona 'Şimdilik televizyonu tanıyorum, yakında genel yayın yönetmeni olarak atanacağım' demiş” diye anlattı.

Doğrudur. Habertürk’ün ne izlendiği var ne de etkinliği. Ne zaman açsam Oğuz Haksever çakması gözlüklü bir spiker geveleyip duruyor.

Lakin, Tayyip Erdoğan muhalifi bir isme böyle bir mevki vermek ancak seçim toto olur, onu da ancak Kenan Tekdağ yapar, yine yapmış nitekim.

Benimle aynı kanaatte olan eski bir meslektaşım lafa ortadan dalıp “Asıl Portakal’ı duydunuz mu?” demez mi?

Neyini diye sormamla “Seçim sonrası gidiyormuş” demesi bir oldu. Masayı çeviren herkes şaşırdı elbette.

Muhalefetin sesi durumunda ve kim ne derse desin pekala başarılı bir televizyoncu.

Geçtiğimiz günlerde televizyonlarının yöneticisi, Fatih Portakal ve İsmail Küçükkaya’yı karşısına almış, bakın demiş, “Üslubunuza dikkat edin! Bu ekranlardan kimler geldi kimler geçti.” Ali Kırca örneğini vermiş. “Hiç kimse vazgeçilmez değildir!” diyerek çıkışmış.

Amma velakin Portakal bu konuşmadan ders almamış olacak ki burnunun dikine devam etmiş. Aslında şu günlerde ekrandan alacakmışlar ama seçimler girmiş araya. Şimdi seçimin sonuçlanmasını bekliyormuş Fox yöneticileri. Yerine de sabah programını yapan İsmail’i getireceklermiş.

Ben pek ihtimal vermedim doğrusu. Masada da 'olabilir' diyen çıkmadı. İftar yemeği ile muhabbet de bitince dağıldık. Eve geldim, televizyonu açtım. Fox Tv’de Muharrem İnce var. O da ne! Fatih Portakal programı öylesine aşağılayan bir üslupla yönetiyor ki hiç sevmediğim Muharrem İnce’ye acıdım vallahi.

Konuşmasını konuğun ağzına tıktığı gibi “Eee, ne olmuş yani, kısa keselim” türü yakışıksız ifadelerle Cumhurbaşkanı adayına büyük ayıp ediyor.

İşte o anda emin oldum. Portakal gidici. Ve yine işte o anda emin oldum; vakur bir şekilde soru soran ve Ankara gazeteciliğinden gelen İsmail Küçükkaya’nın ana haber için düşünülmesi tesadüf değil!

Portakal’a buradan bir şeyler söylerdim ama kendi yöneticisinin nasihatlarını kulak arkası etmiş, benimkileri ne etsin!

Ama size bir nasihatım var. Otel iftarlarındaki gösterişli sofralardan kaçının da tuttuğunuz orucun sevabı size kalsın! Benimki sondu. Bir daha beni o sofralarda gören söylesin. Bir daha tövbe!

Hadi, kalın sağlıcakla...