Gündem

Perde arkasından Lozan

Latife Hanım'ın kız kardeşi Vecihe İlmen'in torunu, araştırmacı yazar Mehmet Sadık Uşşakizade, imzalandığı ilk günden bugüne kadar tartışmalara konu olan Lozan Antlaşması'yla ilgili önemli bir yazı kaleme aldı. SuperHaber programcısı Mehmet Sadık Uşşakizade, o dönem Avrupa'yı kasıp kavuran "L’annes folles (Çılgın yıllar)" akımının anlaşma masasında Atatürk ve arkadaşlarının elini nasıl güçlendirdiğini anlattı...

İçerik: SuperHaber
İçerik: SuperHaber

Her zaman realist olmak gerekir. Lozan anlaşması bize hediye edilmedi ama bazı konularda da kolaylıklar sağlandı.

Rusların Kurtuluş Savaşı desteği Lozan'da da sürdü. Fransızlar ciddi olarak bizim lehimize çalıştı. Fransız mason locası Türkleri destekledi. Atatürk kontrol edemeyeceği için Rauf Bey'i baş delege olarak yollamak istemiyordu. Fransız Mason Üstadı Azamı ve Fransız özel elçisi Franklin Bouillon İsmet Paşa'yı önerdi. "Emrinizden çıkacak biri değil" dedi. İngiliz Mason Locası da Türkler ile savaşın yanlış olduğunu düşünüyordu, en başından beri Sevr’e karşı çıkan İngiliz dışişleri, askeriyesi ve muhafazakar Viktorya siyaseti yanlıları Türkleri destekledi.

Savaş sırasında Yunanistan'da yapılan referandum ile İngilizlerden nefret eden, Alman yanlısı kral Konstantin'in geri dönmesi ve Venizelos'un kaybetmesi, İngilizlerin Yunanistan'a yardımını durdurdu. 

Hatta İngilizler Türklere İnebolu’da cephane yardımı yaptılar, Yunanlara karşı. Tabii bunda baş aktör, eski dışişleri bakanı Lord Curzon idi. İngiliz baş delege muhafazakar Lord Curzon, önceki başvekil liberal Lloyd George'dan o kadar nefret ediyordu ki, neredeyse tek başına uğraşarak onu düşürmüştü, Türklere askeri operasyona karşı idi. Sevr’e eski dışişleri bakanı Balfour bile karşı çıkmıştı. Yani Türk heyeti için bu sefer şans büyüktü. Ama bu bizim her istediğimizi elde edeceğimiz anlamına gelmiyordu.

Biz resmen İngilizler ile savaşmamıştık. Bunu kısmen İspanyol Gribi yıkımına ve savaş esnasında ekonomileri mahvolan sömürgelere borçluyduk. Lloyd George'un İzmir'e girişimiz sonrasında yayınladığı savaş deklarasyonunu sömürgeler ve dominyonlar reddettiler. Fransa zaten yan çiziyordu. Rusya savaş yeniden çıkarsa Türkler ile beraber savaşa gireceklerini duyurdu. İngiliz kontrolündeki Arap bölgeleri için büyük bir tehlike idi bu. Ancak M. Kemal buna güvenmek bir yana, bunu istemiyordu bile. Kızıl Rusların yardım bahanesi ile Anadolu'ya gelmesi geri gitmemeleri riskini de içeriyordu. Kimse de bunu istemiyordu. Atatürk, Rus faktöründen azami yararlanırken, bu riski yok etmek için batılı devletlerin İngilizler ile yeniden anlaşmaması için elinden geleni yaptı. İtalyanlar yani iktidara yeni gelmiş Mussolini doğu Akdeniz'de İngiliz-Fransız istemiyordu. Bu yüzden Türkiye'ye destek verdi. Ruslar da sınırlarında emperyalist güçler istemiyordu. Bu nedenle Türkiye'ye destek verdi. İngiliz, Fransız hatta ABD basını Halide Edip'in tanıdıkları vasıtası ile devamlı barışı kamuoyuna satıyordu.

"L’annes folles" denen çılgın yıllar başlamıştı, kulüpler dans ve şampanya Avrupa’yı esir almıştı. Kimse savaş istemiyordu. Bu ortamda Türkler çok akıllı oynadı. Bu hassas dengeyi bozacak hiçbir şey yapmadı. Lozan kesintiye uğradığında, "Boğazlar'da İngiliz taciz ateşi açarsa bile karşı ateş açılmayacak" emri verildi. En ufak bir hareketin fincancı katırlarını ürküteceğini biliyordu Mustafa Kemal.

Görüşmeler henüz başlamadan bir sandalye krizi yaşandı, Avrupa devletleri bir tarafta, Türkler bir tarafta oturma düzeni nedeniyle. İsmet Paşa bunu reddetti, "galip biziz bu ne rezalet" dedi ve görüşmelere başlamayı reddetti. Nasıl oldu ise oldu, o kriz imdada yetişti çünkü Vahdettin daha hala İstanbul'da idi. Görüşmeler başlayamadı. Vahdettin İstanbul'u terk edince Avrupa devletleri kendi aralarında istişare görüşmesi yaptı ve bir gün sonra da resmen görüşmeler başladı.

İngilizler İstanbul hükumetinden de temsilci çağırmıştı. Ankara buna 1 Kasım'da saltanatı kaldırarak karşılık verdi ancak, Vahdettin Halife sıfatıyla İstanbul'da kalmaya devam ediyordu. Bu durum Ankara'nın pozisyonunu zayıflatıyordu Vahdettin tehdit edildi ve Ankara hükumeti lehine Vahdettin aleyhine gösteriler düzenletildi. Cuma selamlığına çıktığında can güvenliği korunamayabilir denilerek korkutuldu ve Vahdettin İstanbul'u terk etti. Ankara tek baş olduğunu göstermiş oldu böylece o devletlere.

Bu sandalye krizi nasıl çıktı bilinmez ama Türklere zaman kazandırmak isteyen İtalyan, Fransız özellikle Rus ortak komplosu olarak düşünülür İngilizler karşısında. Görüşmeler sürdü ve haliyle çıkmaza girdi. İsmet Paşa Türkiye'ye yeni talimatlar almak için döndü. Her an savaş tekrar çıkabilir çığlıkları Avrupa’yı sardı. Ve o kesintiye uğramış Lozan esnasında Atatürk İzmirli Latife Hanım ile evlendi. Üniformayı çıkardı "Savaş istemiyorum" dedi. Dünya düğünü konuşmaya başlayınca savaş olasılığı bitti. İktisat kongresi düzenleyerek savaş yerine ekonomik yatırımı öne çıkardı. Şirketlerin ağzını sulandırdı. Her hamlesi hesaplı idi.

İngilizler mecbur kaldılar mevcut anlaşmayı onaylamaya. Curzon insiyatif kullandı suçu Lloyd George'un aptal ve maceracı Sevr politikasına yıktı bayıla bayıla. İsmet Paşa'nın eşi Mevhibe Hanım'a yollanan Latife "Kemal" imzalı şifreli mektupta “Çok sıkışık olduklarını ikinci gurubun meclisi karıştırmakta olduğunu, Fevzi Paşa'nın ( Çakmak ) koruma amaçlı olarak köşke taşındığını her an bir saldırı beklendiğini, bir an önce anlaşmanın imzalanması gerektiğini“ dile getiriyordu, aksi takdirde ellerinde iç politikada kullanacakları bir meta olmayacak ve açık hedef haline geleceklerdi.

Rauf Bey bu anlaşmaya karşı idi. Meclis'in onayı olmadan anlaşma olmaz diyordu. İsmet Paşa anlaşma ile döndüğünde İçişleri Bakanı Fethi Bey ile sille tokat dövüştü. Hatta "Arkamdan Kemal desteklemese Lozan'dan tabutum gelir, siz de çivisini çakardınız" dedi. Mustafa Kemal'den hükümet işlerine karışmama sözü almış olan başvekil Rauf Bey, bu sözü "Kemal arkadan Meclis'e ve bana karşı iş çeviriyor" olarak aldı ve kriz çıktı. Ankara’da hükumet düştü seçim kararı alındı. Topal Osman, Ali Şükrü meselesi zaten zor halledilmiş, hatta doğrusu halledilmemiş idi. Rauf Bey Topal'ın mahkeme edilmeden Reisicumhur Muhafız Alayı Kumandanı İsmail Hakkı Tekçe tarafından yaralı ele geçirildiği halde öldürülmesini kendisine Meclis'e ve hukuka aykırı bir hakaret saydı ve Ali Şükrü’nün M. Kemal’in emri ile vurulduğunu ima etti. İkisinin yolları böyle ayrılmış oldu. M. Kemal ile Rauf Bey'in aralarında zaten Erzurum-Sivas kongrelerinden beri bir liderlik husumeti alttan alta mevcuttu.

M. Kemal onların aksine Lozan'da Hatay, Musul, Batı Trakya, Selanik gibi hayaller peşinde koşmak yerine, ayağı yere sağlam basan bir anlaşma elde edilmişti. Tüm devletler Türkiye’yi tanımıştı. Destek vermişti. Kürt ve Ermeni iddiaları bu devletlerin temsilcileri tarafından kabul edilemez bulunmuştu.

Bu kazanımlar, Rauf, Fethi Ali Şükrü gibi kişilerin hayalci kumdan şato arzularının karşısında, sağlam bir kale gibi yükseliyordu.

Atatürk Avrupa'nın durumunu çok iyi değerlendirerek, istediğini mümkün olanın en iyisini elde etmişti. Bir hayal peşinde çıkmaza sürüklemeden, yeniden onları Türklere karşı kışkırtacak bir hareket yapmadan gerekeni almıştı.

Atatürk, bu yüzden büyük stratejist kumandan olarak kabul edilir.