online visitors
12 Temmuz 2020
28 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 38 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 03:40 Güneş 05:36 Öğle 13:15 İkindi 17:13 Akşam 20:44 Yatsı 22:30

Merve Şebnem Oruç

Paralı askerler, Madkhaliler, milisler, yabancı güçler… Alın size Hafter’in sözde ordusu…

Dünya koronavirüs salgınını, tepetaklak olan petrol fiyatlarını ve yaklaşan ekonomik krizi konuşuyor ama Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da sular durulmuyor.

Özellikle Libya’da Türkiye’nin varlığını artırmasıyla sahada önemli değişimler yaşanıyor. Nisan’da Türkiye’nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) başkent Trablus’un batı ve doğusuna yönelerek el-Watiya ve Tarhuna’ya doğru ilerlemeye başladı. Hafter bu bölgeleri aldığından beri Trablus kuşatması için üs olarak kullanmakta. Türkiye’nin hava savunma sistemleri sayesinde, savaş lordu Halife Hafter’ın en büyük destekçisi Birleşik Arap Emirlikleri’nin drone’ları bloke ediliyor ve SiHA’lar saldırı düzenleyebiliyor. Bu sayede karada da yavaş ama keskin ilerleme kaydediliyor. Bu şekilde giderse, Libya’da güç dengelerinin değişme ihtimali yüksek görünüyor. Ancak unutmamak lazım ki, Hafter’i askeri olarak destekleyen ülkelerin sayısı hiç de az değil.

Hafter’in şimdi iki opsiyonu var: Ya bir yılı aşkın süredir devam ettiği son Trablus kuşatmasını başkentin doğusuna, yani Misrata’ya taşıyarak alanı genişletecek, ya da BAE hava kuvvetleri daha aktif hale gelecek. Özellikle ikincisinin büyük bir riski var, zira böyle bir hamle BAE’nin Türkiye’ye karşı tek taraflı düşmanlık iyice açığa çıkacak ve sahadaki gerginlik ileri bir boyuta taşınacak. Zira Türkiye’nin bu hamlelere cevap vermemesi mümkün değil.

Geçen hafta Hafter, Türkiye ve İtalyan büyükelçiliklerinin yakınlarına bir saldırı gerçekleştirdi. İki ülke tarafından kınanırken Türkiye yaptığı açıklamada diplomatik misyonlarına saldırılar durmazsa Hafter güçlerini “meşru hedef” olarak değerlendireceğini açıkladı. Zor günler yaşayan Hafter’in bu saldırısı, Ramazan ayının kalan süreci için bir hafta kadar önce ateşkes ilan etmesinin ardından geldi. Savaş lordu çok kısa süre içinde sözünde durmayan bir yalancı olduğunu burada da gösterdi.

Aslında bu ateşkes kararı sürprizdi, zira üç gün öncesinde, 27 Nisan’da Hafter kendini tek taraflı olarak “devlet başkanı” ilan etmişti. Bu muhtemelen, sahada sıkışan Hafter’in dış dünyada daha fazla muhatap alınmak için yaptığı bir hamleydi. Hafter, 2015’te BM himayesinde Fas’ın Suheyrat kentinde imzalanan ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından kabul edilen anlaşmanın da hükmünü yitirdiğini iddia ederken Trablus’u işgal edeceğini yineledi. Trablus’a giremezken, hatta kendini bugüne kadar destekleyen Tobruk’taki Akile Salih’in başında olduğu Temsilciler Meclisi’ni bile yok sayarak adeta darbe kalkışmasında bulunan Hafter’in ülkeyi nasıl yöneteceği, nasıl oluyor da “halkın talebiyle” kendini devlet başkanı iddia ettiği muallak.

Hafter’in bu hamlesi her iki cephenin de tepkisini çekerken, tek taraflı ateşkes ilanı, Hafter’e güvenmediğini söyleyen UMH tarafından reddedildi. Haklıydılar. Çünkü Hafter, geçtiğimiz yıl, BM’nin insani yardım için talep ettiği geçici ateşkes kararını kabul etmemiş, hatta Ramazan boyunca devam edecek “cihad” ilanında bulunmuştu.

Garip geldi değil mi? Kendini “seküler general” olarak tanımlayan Hafter, cihad ilanında bulunuyor. Aslında Hafter, karşısındakileri “İslamcılar”, “cihatçılar”, “tekfirci teröristler” ve “Hariciler” gibi etiketlerle itham etse de ve “tüm İslamcıların kökünü kazıyacağını” söylese de, bu tür dini söylemlere sık sık başvuruyor. Zira, kendine bağlı güçler içerisinde çok sayıda aşırı Selefist-Madkhali gruplar var.

Selefilerle Madkhalilerin aynı kefeye konulmaması gerektiğini not düşelim. Aslında Suudi Şeyhi Rabi el-Madkhali’nin yoludnda giden aşırı Selefist Madkhalizm, Kaddafi döneminde Libya’ya geldi. Kaddafi varlıklarına izin Verdi, zira Madkhali inancı demokrasiyi, seçimleri yasaklıyor ve otoriteye tam bağlılığı şart koşuyor. Ancak ilginçtir, Madkhaliler, Kaddafi’nin devrilmesinden beri, öğretilerine aykırı şekilde hem siyaset arenasında hem de askeri cephede boy göstermeye çalışıyor.

Hafter-Madkhali ilişkisi kazan-kazan ilkesine dayalı diyebiliriz. Madkhaliler katılımcılarını artırmak, kamusal alanda kontrol sağlamak ve BAE, Mısır, Suudi Arabistan gibi siyasal İslam karşıtı ülkelerden gelen mali destekten daha fazla pay almak istiyor. Öte yandan, Hafter, daha çok Libyalıya hitap etmek istiyor. Bunun için de 2014’ten beri Libya’nın doğusunda camileri kontrol eden ve her ne kadar Libya’da Maliki-Sufi ağırlıklı bir nüfus olsa da çıkardığı fetvalarla toplumu etkileyen Madkhalilere ihtiyacı var. Aynı zamanda, kendi güçlerine kattığı, kendilerine “Tevhid tugayı”, “Tarık bin Ziyad tugayı”, “Subul el-Selam silahlı grubu”, “el-Wadi tugayı” gibi isimler takan silahlı Madkhalileri sahada savaştırıyor.

Farkındaysanız, başkalarının Hafter güçleri için kullandığı “Libya Ulusal Ordusu” ifadesini hiç kullanmıyorum. Zira Hafter’in güçleri ne ağırlıklı olarak Libyalı ne de Ulusal… Geçen yıl Nisan ayında, BMGK çatısı altındaki BM Libya Uzmanları Paneli de, “Libya Ulusal ordusu” (Libya National Army-LNA) ifadesi yerine “Hafter Silahlı Güçleri” (Hafter Armed Forces-HFA) tanımını kullanacağını açıklamıştı. Panel aynı zamanda, silahlı güçlerin kendilerine verdikleri, “tugay”, “birlik” gibi ifadeleri küçük harflerle yazarak, onlara amaçladıkları “meşruiyeti” vermeyeceklerini söylemişti.

Libya uzmanlarının yaptıkları araştırmalara göre, kendine “Libya Ulusal Ordusu” diyen Hafter güçleri, her ne kadar sosyal medyada sayılarının 85 bin olduğunu iddia etseler de 25 bin kişiden oluşuyor. Bu güçlerin yaklaşık 7 bini milislerden, silahlı gruplardan ve az sayıda eski Libyalı askerden oluşurken, kalan 18 bini ise paralı askerlerden, bazı kabilelerden gelen ve Petrol Tesisleri Muhafızları gibi silahlı gruplardan oluşuyor.

Paralı askerlerin önemli bir kısmı Darfur’dan gelen Sudan’ın korkulu “Janjaweed milisleri”. Onlarıs ve Çad’dan gelen paralı askerleri BAE finanse ediyor. Buna ek olarak sahada ilk kez Ekim 2018’de görülen Rusya’nın paralı askerleri, yani Wagner Grubu var. Kremlin bu grupla ilişkisini reddetse de, bağladığı catering kontratlarıyla “Putin’in aşçısı” olarak bilinen Yevgeny Prigozhin’in Wagner’in kurucusu olduğu tahmin ediliyor. Ama yine de not düşmek lazım ki, Putin Hafter’e aman aman bayılmıyor. Rusya’nın Libya’daki varlığının sebebi Doğu Akdeniz ve enerji çekişmelerine dahil olmak istemesi. BM’ye göre, Libya’da 1200 civarında Wagner paralı askeri bulunuyor.

Aynı zamanda, Türkiye Libya’ya Suriye’den savaşçı getirmekle itham edilse de, Libya’ya Suriye’den de paralı asker getirildiği raporda yer alıyor.

Tüm bunlara ek olarak, Fransa başından beri Hafter’e askeri yardım yaparken, Hafter’in en büyük destekçisi olan BAE’nin drone’ları, savaş uçakları ile beraber artık pilotları da savaş lorduna destek veriyor.

Yani Türkiye’nin desteklediği UMH, bir savaş suçlusu olan Hafter’e, onun paralı askerlerine, Madkhaliler gibi silahlı aşırı Selefici silahlı gruplara ya da bazı kabilelerden gelen milislere karşı savaşıyor. Özetle bunu Libyalılar arasındaki bir iç savaş olarak görenler yanılıyor. Esasen Libyalılar, kendini BAE, Mısır, Fransa gibi ülkelere satmış bir savaş suçlusu olan Hafter’le, ve onların finanse ettiği ne gerçekten “Libyalı” ne de “Ulusal” olan paralı askerler ve milislerle savaşıyor.

Yorumlar
Diğer Yazıları