15 Aralık 2019
10 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
4 sa 43 dk
İmsak'a kalan süre
İmsak 06:42 Güneş 08:14 Öğle 13:04 İkindi 15:23 Akşam 17:43 Yatsı 19:10

Prof. Dr. B. Zakir Avşar

Özgürlükten yanayız...

"Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelikle radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumuna, iletimine, medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmecilerine de yayın iletim yetkisi verilmesine ve söz konusu yayınların denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini sadece internet ortamından sunmak isteyen medya hizmet sağlayıcılar RTÜK'ten internet ortamından yayın lisansı almak zorunda.

Bu durum özgürlükleri tehdit eder mi, daraltır mı, tartışma burada yoğunlaştı…

Her şey uygulamaya bağlı. Normal şartlar altında yasal düzenlemeler özgürlükler için bir garantidir. Koşullarını yerine getiren, sorumluluklarını ifa eden kurumlara karşı kimsenin keyfi bir tutum ve davranış içine girmesi mümkün değildir. Ancak, en ideal düzenlemelerde bile uygulayıcılar öylesine müşkülpesent davranabilir, hatta bazı hallerde kötü niyetli olabilir ki, kimsenin kımıldamaya mecali kalmaz…

Bu konuda ülkemizin ve devletimizin her zaman özgürlükleri koruyup geliştirecek bir yaklaşımı benimsediği düşüncesindeyim.

Düzenlemeye karşı ileri sürülen argümanlar özgürlüklerin kısıtlanmasına yol açacak hususlar değil, sistem kurmaya ve düzenleyici işlemlere yönelik olarak değerlendirilmelidir. Karşımızda internet üzerinden ticari faaliyet gösteren yayın mecraları var. Bu tür mecraların ticari, hukuki ve mali sorumluluklarının düzenlenmediği bir tane batı ülkesi bulmak mümkün değil.

Her biri devasa ticari işletmeler olan bu türden yayın kuruluşlarının vergiden, kayıttan, hukuki konularda muhataplıklardan kaçabildiği ülke örneği yoktur.

Kimsenin içerik ile ilgili bir dayatması söz konusu olamaz. İçerik ile ilgili hususlar zaten evrensel olarak belirlenmiştir. Katolog suçlar adı verilen konular dünyanın her yerinde geçerlidir. Bunlara yönelik yaptırımlar da keza dünyanın her ülkesinde vardır.

Türkiye’de bir boşluk vardı. Doldurulmuş oldu. Türkiye’nin internet rejimi Çin, İran vb. ülkeler gibi kısıtlayıcı, engelleyici değildir. Öyle olmasına da imkân yoktur. Dolayısıyla bu düzenlemeyi gerekçe göstererek Türkiye öyle bir yere mi gidiyor gibi gereksiz panik ve endişe ortamına girmenin de doğru olmadığı açıktır…

Ülkemizde internet üzerinden yapılan yayınlarda, kişilik hakları ihlalleri gerçekleştiğinde, insan onuru zedelendiğinde muhatapsız mı kalmalı, özel hayata yönelik tasallutlar olduğunda hak aranacak bir merci bulunmamalı mı, terörizm, şiddet çağrısı, insan kaçakçılığı, çocuk pornosu vb. pek çok konuda suçlar işlendiğinde ilgilenecek bir merci olmamalı mı? Bunlara özgürlük gözüyle bakmak mümkün olabilir mi?

Diğer yandan 6112 sayılı kanun ile ilgili eleştiriler, öneriler elbette mümkündür. Konuyu 6112 sayılı kanun bağlamında ele alırken çifte standarttan da kaçmak lazımdır, internet dışındaki ortamlardan yayın yapan radyo ve televizyonlara yönelik rejime “evet” deyip, internetten yayın söz konusu olunca “özgürlük elden gidiyor” demek hiç akıl karı iş değildir.

Sonuç itibariyle, internet alt yapısı kamu tarafından, kamusal kaynaklar kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmektedir.

İnsanların internetten yararlanması yeni nesil insan hakları arasındadır, devletler de bu çerçevede şu üç hususu mutlaka garanti etmek durumundadır: İnternet altyapısının kurulumu, sürekliliği, internette kişisel verilerin güvenliği konusunda tedbir alınması ve kişilik haklarının, özel hayatın korunması konusunda hukuki düzenlemelerin yapılması, güvencelerin getirilmesi…

Yani, yapılan düzenleme tam da bu yönde yapmaya zorunlu olduğumuz, ödevli kılındığımız bir hususa yöneliktir.

Sonuna kadar özgürlükten yanayız, özgürlüklerin kullanılmasının garantisinin de yasalarla belirlenmesi ve kimsenin keyfine göre olmaması için düzenlemeye taraftarız. Yapılan düzenleme hilafına bir tutum ve davranış olursa işte o zaman çıkıp eleştirmek gerekir.

Özgürlük sınırını tüm mecralar bakımından genişletmek, çok sesliliğe, farklı düşüncelere imkân vermek ama bunu her mecra bakımından arzu etmek daha akıllıca olacaktır.

Yorumlar
Diğer Yazıları