26 Mayıs 2018
21 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
3 sa 48 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 03:38 Güneş 05:31 Öğle 13:07 İkindi 17:04 Akşam 20:32 Yatsı 22:16
Hüseyin Kaya

Hüseyin Kaya

"Önümde Peygamber yürürken ben nasıl ata binerim"

Etrafımız daralıyor gittikçe...

Hissediyor musunuz bir ilmeğin ucunda ki ülkemizi?

Rızkımızın tayini konusunda kendini yetkili gören canavarların salyaları ayaklarınızın ucuna damlamadı mı daha?

Madenlerimizi parlatmak için ipek mendillerini hazırlayan ceberutların bakışına rast gelmediniz mi yoksa?

Hastalıklarımızın sebeplerini göremiyor musunuz raflarda?

Seçilmeyen poşetlere sığdırılmış namus anlayışları satılıyor kitapçılarda.

Gözümüzün doymaması konusundaki aldatıcı hikayeden masallar devşiriliyor kanaat ülkesinde.

Varlığı yalan bir sapkınlığın figürlerinin şeytanı kıskandıran samimiyetsizliği adaleti perdelemeye çalışıyor.

Evet! "Bir kaç kişi kalmış mıdır?" sorusuna verilen cevap nedir sizce?

“Yılmayınız mahzun da olmayınız inanıyorsanız en üstünsünüz “

Ve dahi kaybetmeye en yakın halde kazanacaksınız şeklinde yeryüzünün derinliklerinden ulaşıyor sabahın bu vaktinde arşu alaya.

Etrafımız daraldıkça genişliyor içimiz.

Genişliyor içimiz çölleri yeşerten bir memleket fotoğrafında.

313 kere çarpıyor bu resim rüyalarımıza.

Ve sanal bir eşkiyalığın en güzel cevabı mazlumların gözyaşlarında.

Sanal olan rüyanın sahiciliğinde boğulmaya mahkumdur.

Biz öyle öğrendik insanlar güzelinin hayatından.

İçimizde yıkılmaz köprüler inşa ediliyor varmak için hakikate.

Hakikat ki: Demiri kıvamında eritiyor.

Çeliğe su veriliyor demirin ağlamasından.

Bir çocuk boğulmuş dev gibi bir çocuk bir çarşaf gibi uzanıyor vatanın üzerine.

Örtünüyor vatan düşmana görünmez bir endişesizliğin teslimiyetinde.

İnsani olan taşınıyor Anadolu'nun kalbine.

Katran bir beyaz gelinlik olarak püskürüyor oryantalizmin yüzüne.

Müzik silahların ekildiği ülkeden firar ediyor insanlık arkasında varıyorlar etrafı sarılmış ülkenin merhametine.

İblisin uğultusu şeklinde geçiyor uluslararası toplantılar.

Kendi cehenneminde homurdanan zalimler Marmara'ya son kez bakıyorlar.

Gayretin yorgunluğu beklenen yardıma müjdeci.

“Gözümüzde puro söndürenlerin sonu” diye bir film sinemalarda.

Ve sona doğru; zafer, mutlu bir mecalsizlikle kibri uzaklaştırıyor bünyemizden.

Kelamın resmidir yazı ve sahici bir yüreğin kanaması.

Pıhtılaşıyor milletimin cefası

Bekliyoruz ılık bir esinti

Budur inanın olup biteceklerin hepsi.

* "Önümde Peygamber yürürken ben nasıl ata binerim" Yavuz Sultan Selim

Diğer Yazıları