Gündem |

Oktar'ın FETÖ benzerlikleri ve 19 yıllık geçmişi!

Avusturalya devlet radyosu SBS’in Türkçe yayınında Seda Açan’ın sorularını yanıtlayan gazeteci Toygun Atilla, Adnan Oktar örgütünün Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile benzerliklerini ve 19 yıllık geçmişini anlattı.

Türkiye günlerdir Adnan Oktar operasyonunu konuşuyor. İlk kez yargı önüne çıktığı 19 yıl öncesinden bu yana Oktar'ı takip eden gazeteci Toygun Atilla, Adnan Hoca grubunun nasıl çıktığını, amacını, nelerle suçlandıklarını ve nasıl itibar kazandıklarını anlattı.

İşte Toygun Atilla'nın SBS ile yaptığı röportajdan önemli satırlar:

Toygun Bey siz kaç yıllık gazetecisiniz?

-Bu sene 27 sene oldu

Peki kaç senedir Adnan Oktar'ı takip ediyorsunuz?

-Adnan Hoca ismiyle ilk kez 1999 yılında polis operasyonuyla karşılaştım. Aslında daha öncesi var ama polis operasyonunun düzenlemesi 12 kasım 1999'dur.

ÖRGÜTLENMEYİ TEK BAŞINA OLUŞTURDU

Peki necidir bu Adnan Oktar? Ve nasıl bir örgüt bu sözü edilen?

-Adnan Oktar 1999'daki operasyonda gözaltına alındığında kendi verdiği ifadede kendisini nasıl tanımlamış bir görelim. Diyor ki " 1956 yılında Ankara'da doğdum. 1986'da Bulvar gazetesinde yazdığım bir yazıdan dolayı ümmetçilik propagandası yapmaktan dolayı tutuklandım. Ve 9 ay ceza evinde kaldım. 10 ay Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde kaldım." Kendisinin anlattığı Adnan Hoca profili bu. Bunun dışında ne var. Adnan Hoca, 1987'de Harun Yahya adıyla ilk defa Yahudilik ve Masonluk ile ilgili bir kitap yazıyor. Ve o günkü ifadesinde dini eğitim almadığını ifade ediyor. 79-80 yıllarında "Adnan Hoca grubu olarak bilinen bir örgütlenmeyi tek başıma oluşturmaya başladım" diyor ifadesinde bunun altını çizerek .

YURT DIŞINDA ÖNEMLİ BAĞLANTILARI VAR

Adnan Oktar'ın amacı nedir? Ne yapıyor?

-Bildiğiniz bir örgüt yapılanması , tarikat yapılanması gibi ama fakat dinin de ağırlıklı olduğu bir şey yok. Bir literatürleri var. Bir din anlayışı yok. Zengin, eli ayağı düzgün gençler var bunun çevresinde. Bunlar bir tarikat oluşturduğunu söylüyor. Soruşturma dosyasına yansıyanlardan gördüğümüz kadarıyla bir takım sapık ilişkiler var bu örgütün kendi arasında. Yurt dışında önemli bağlantıları var. İsrail başta olmak üzere, para trafiği olduğu da Masak raporuna yansımış durumda.

EĞİTİM İKİSİNİN DE ORTAK HEDEFİ

Peki Toygun Bey , siz Fethullah Gülen Örgütü'nü çok takip ettiniz. Adnan Hoca grubunu , bu diğerlerinden ayıran nedir? Sadece verdikleri çok modern ve gösterişli görüntü mü sadece?

-Hayır. Bence birbirlerine çok benziyorlar her iki örgüt de. Eğitim ikisinin de ortak hedeflediği güruh.Biraz önce size Adnan Hoca'nın şeyini anlattım. Kendi ağzından verdiği hayat hikayesini. Din bilgisinin olmadığını söylüyor. Şimdi buna rağmen din bilgili referans kabul eden bir isim haline gelmiş baktığınızda. Ve kendisini 'zamanın mehdisi' olarak ön plana sunuyor. Fethullah Gülen'de de aynı argümanları görüyorsunuz. Fethullah Gülen de müritleri tarafından 'zamanın mehdisi' olarak kabul edilen biridir. Aynı zamanda ilkokul mezunu bir şahsiyetin din alimi gibi sunulduğunu görüyorsunuz ve aynı modellemeyi almışlar ve eğitim üzerinden bir örgütlenme yaratmışlar.

Adnan Hoca grubu neyle suçlanıyor bugün?

-Adnan Hoca'ya yönelik bugün 30 tane suçlama var. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, reşit olmayanlarla cinsel ilişki, cinsel taciz, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, cebir, çocuk kaçırılması ya da alıkoyulması , dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık, istila.

ÜLKEMİZ İNSANININ DNA PROFİLİ ÇIKARTILMAK İSTENDİ

Her şey var diyorsunuz..

-Siyasi ve askeri casusluk. 99'daki operasyonla şimdiki operasyonla arasındaki fark ne diye soracak olursanız. Bence en ciddi fark o dönemdeki suçlamalar arasında siyası ve askeri casusluk suçlamaları yoktu, bu dönemdeki suçlamalar arasına siyasi ve askeri casusluk diye suçlamalar girmiş. Telefona bağlanmadan önce o dönem ki yıllarda görev yapmış bir emniyet müdürüyle bir görüşmem oldu. 1999 yılındaki operasyon hakkında biraz konuştuk. Bu konuştuğum kişi Hakan Aydın, Türkiye'de emniyet müdürü, o dönem güvenlik şube müdürü. Bir anısını paylaştı benimle, Yani sizinle paylaşabilirim burada. Adnan Hoca’cı Oktar Babuna’ya uygun ilik bulunabilmesi için düzenlenen kampanyada o yıllarda bir çılgınlık haline gelmişti. Mesut Yılmaz’ın eşi Berna hanım büyük destek veriyordu bu kampanyaya. O sırada güvenlik şube müdürü Hakan Aydın sıra dışı bir hamlede bulunuyor. İzinsiz kan toplama ve kayıtları izinsiz yurt dışına göndermekten soruşturma açıyor. Çapa Tıp Fakültesi'nden bazı dekan ve profesörlerin ifadeleri alınıyor ve geniş bir soruşturma dosyası hazırlanıyor. O dönemki siyasi baskı mı yoksa başka bir şeyden mi bilmiyorum ama dosyaya takipsizlik kararı veriliyor. Ve o dönem on binlerce vatandaştan alınan kanın örnekleri izinsiz bir şekilde yurt dışına çıkartılıyor. Bunun en büyük sakıncasının, konuştuğum emniyet müdürü şu şekilde açıklıyor. Ülkemiz insanının DNA profili çıkartılarak, Türk kitleye özel bir biyolojik silah üretilmesine kadar, kan örneklerinin uluslararası organ mafyasının eline geçmesiyle kimlik ve adres bilgilerinin ihtiva etmesiyle birlikte vatandaşların maruz kalacağı can ve mal güvenliği tehlikesi olarak açıkladı bana. Şimdi o da 19 sene sonra bu operasyonları okuyunca zihninde bunlar canlanmış. Bunları paylaştı benimle, bende sizde paylaştım.

OPERASYONUN DAHA ÖNCE YAPILMASI GEREKİYORDU

Peki Toygun Bey 19 sene içinde itibarıda arttı diyebilir miyiz Adnan Hoca’nın?

-Geçen yıllar şunu gösterdi ki; hayır Adnan Hoca 3,5 yıl yargılanma sürecinden sonra, tekrar Türkiye’nin gündemine geldi ve hatta sanatçılar, politikacılar gazeteciler tarafından muteber gibi kabul edildi. Verdiği iftar davetlerine sanatçılar, politikacılar gazeteciler gitti ve o 1999 yılında ki toplumun heyecanı kayboldu ve Adnan Oktar tekrar Türkiye’nin gündemine geldi.

Şu anda hakkında açılmış 200’e yakın süren davası var deniyor, bu operasyon neden bugüne kadar yapılmamıştı?

-Şunu söyleyebilir güvenlik güçleri iki senedir süren soruşturma şartlarının zeminini bekliyorduk. İşte dönemsel olarak bu oldu diyebilir. Kimisi de diyebilir tren kazası oldu. gündemden uzaklaştırmak için yapıldı. Bunların hepsi bence niyet okumaktan başka bir şey değildir. Bence burada önemli olan Adnan Hoca’ya operasyon yapılmasıdır. Operasyon evet yapılması gerekiyordu. Bence çok daha önce yapılması gerekiyordu. Bizim işimiz gazetecilik. onlar için doğrudur ki bu zamana seçmişlerdir yapmışlardır diye umut ediyorum.