Gündem |

O gece! Yattığım arabanın altında, kurşun seslerinin bitmesini beklerken...

İsmail Kılıçarslan, 15 temmuz darbe girişimi gecesinde kurşunlar altında yaşadıklarını Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde yazdı...

Gazi Muhammed

'Bu geceyi atlatmamız gerekiyor. Bu gece Türkiye'nin en uzun gecesi… Bu geceyi atlatırsak inşallah yarınımız güzel olacak.'

Bunları yattığım arabanın altında, kurşun seslerinin bitmesini beklerken düşünüyorum. Ben İbrahim'in üzerindeyim. Benim üzerimde de tanımadığım bir abi var. Tekbirler, salavatlar, kelime-i şehadet ve kelime-i tevhitler dolu her yanımızda.

Silah sesleri kesilince İbrahim her zamanki kayıtsızlığıyla 'ateşin var mı abi' diye soruyor elindeki sigarayı göstererek. 'Bunlar bizi kesinlikle yenemezler' diye düşünüyorum çakmağı uzatırken.

Tuhaf bir hal var hepimizin üzerinde. 'Ölüm muhakkak, ancak bizim cesetlerimiz bir tepe oluşturursa arkalarına siper alan yiğitler zafer kazanabilir' diye bir cümle vardı. Bir yerde duymuştum. O geliyor aklıma. 'En kötü ihtimalle öyle yaparız' diye geçiriyorum içimden.

Tekrar başlıyor silah sesleri. 'İbrahim'e bir sigara içirtmediniz lan Allahsızlar' diye tıslıyorum yattığım yerde.

Her silah sesinde aklımda Furkan ve Bekir abi var. Birlikte gelmiştik. Sonra silah seslerini duyunca dağılıp saklandık. Ardından da bulamadık birbirimizi. Acaba iyiler mi? Çok mu önde kaldılar?

Bir de tabii 'açılın, yaralı var' seslenişleri. Bir de tabii vurulup tertemiz alınlarından uzanıp yatan şehitlerimiz. Allah'ım, ne çok acımız var!

O geceye dair her ayrıntıyı, her küçük detayı hatırladığımı zannediyordum. Arabanın içinden bir ablanın uzattığı 1,5 litrelik suyu da, 'ölmeye geldik ölmeye' diye bağırarak köprüye yürüyen o esmer delikanlıyı da. Her şey hatırımdaydı güya. Meğer değilmiş.

Bu sabah telefonuma bir sesli mesaj geldi. Tatlı, tok bir ses şöyle diyordu: 'Selamün aleyküm. Abi benim ismim Muhammed Emin Tekin. 15 Temmuz gecesi biz sizinle Boğaz Köprüsü'nda karşılaşmıştık. Hatta 'abi Allah için bir sarılacağım' dedim sana ve sizinle sarıldık. Bilmiyorum hatırlıyor musun? Ondan sonra gittim vuruldum ben. Hatta başımda siyah bir takke de vardı. Selam ederim.'

Senin başındaki siyah takkeye kurban olayım ben. Vurulduğun sol kolunun acısına kurban olayım ben. Benim seni hatırlayıp hatırlamamanın ne önemi var Gazi Muhammed. Yiğitler yiğidi Muhammed. Darbeci köpeklere karşı sıktığın ve havaya kaldırdığın yumruğundan yediği kurşunla 'gazi' olan Muhammed. Benim seni hatırlamamın ne önemi var? Sen o büyük günde, sen o büyük mizanda 'Allah'ım. Ben bu günahkar, bu aciz, bu bedbaht herifi bir yerden hatırlıyorum. Benim gazi olduğum gün o da böyle şaşkın ördek gibi oralarda dolanıyordu' der misin, sen onu söyle hele. Bana şahitlik eder misin, onu de hele.

İlahiyatta talebe olduğuna göre yaşın 21 olmalı. Sen bu 21 yılda bunca cesareti nasıl biriktirdin be çocuk? Gözü dönmüş köpeklerin karşısına dikilip, kurşunlara hedef olacağını da hesaba katarak o mübarek kolunu havaya kaldırıp nasıl haykırdın?

Haykırmandan korktular değil mi? Allah'ın adından korktular. Cesaretinden korktular. Dayanamadılar değil mi? Senin cesaretin onlara kendi korkaklıklarını, kendi sinikliklerini, kendi yavşaklıklarını, kendi aşağılık karakterlerini hatırlattı değil mi? Kendilerine yakalandılar senin cesaretin karşısında. O yüzden vurdular seni.

Gazi Muhammed. Halil Kantarcı abisini çok seven Muhammed. Yattığı hasta yatağında 'Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a bir mesajım var' diyerek şunları şöylece söyleyen Muhammed: 'Bu Fetullahçıların, Paralel Yapı'nın gerçek yüzü bu kadar açığa çıktığı bir anda 28 Şubat sürecinde bunların, bunlara mensup bazı yargı mensuplarının haksız şekilde verdiği cezalar vardı. Halen hapiste olanlar var. Onlar unutulmasın. Herkes farklı şeylerin peşinde ama bir empati yapıp kendimi onların yerine koyunca bari bugün hatırlansınlar istiyorum.'

Sen benim, benim ağabeylerimin, onların ağabeylerinin hep hayalini kurduğu 'o neslin' evladısın. Mümin kardeşini kendi nefsinden daha çok düşünen, 'kim var' diye sorulduğunda sağına ve soluna bakmadan 'ben varım' cevabını verebilen o neslin evladısın.

O gece bana sarılmışsın ya. Ben o sarılmayı hayatımın sonuna kadar bir şeref madalyası olarak taşıyacağım. Eyvallah.