22 Nisan 2019
14 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 34 dk
İkindi'ye kalan süre
İmsak 04:34 Güneş 06:08 Öğle 13:08 İkindi 16:54 Akşam 19:57 Yatsı 21:25
İlhami Yangın

İlhami Yangın

O ajan kimdi?

Sevgili okurlar, epeydir sadece kitap çalışmalarımla ilgilensem de siyasi gündemi elimden geldiğince izlemeye çalışıyorum.

Kimseye hakaret etmeden, sadece habercilik yapmaya çalışan SuperHaber takip ve takdir ettiğim başarılı sitelerden.

SuperHaber’in yöneticisi aynı zamanda fakülteden arkadaşım Cengiz Er’in yazma teklifini tereddütsüz kabul ettim.

İnşallah burada faydalı yazılar yazarım.

Cemaat’in yurt dışı operasyonlarından birini anlattığım "Cemaat’in ilk Darbesi" (Tekin Yayınevi) eylül ayında yayımlandı.

Kitap hem Türkiye hem de Azerbaycan’da ilgi gördü.

Sözcü yazarı Soner Yalçın kitabımı köşesine taşıyarak üç gün boyunca bu konuya değindi.

Soner Yalçın, 27 Eylül tarihli (Komşudaki FETÖ) yazısında, uzun süre Fethullah Gülen’in yakınında bulunmuş olan Hüseyin Gülerce’ye seslenerek şunları yazdı, “Dönemin Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Gülerce ile Ankara temsilcisi Hidayet Karaca, ‘muhabirleri’ Faruk Arslan’ın CİA ile ilişkisini anlatsalar da tüm detayları öğrensek!”

021020161251076923823_3.jpg

Fotoğraf: Faruk Arslan köpük partisinde

Hem televizyon programı yapan hem de günlük bir gazetede köşe yazan Hüseyin Gülerce bu satırlara -nedense- cevap vermedi.

Ancak ben bu konuda çok sayıda mail aldım.

Olayı merak ederek mail atanların çoğu yurt dışında yaşıyor ve kitabı elde etmekte zorlanıyorlar.

Dolayısıyla ilk yazımda bu hadiseyi açıklama ihtiyacı duydum.

Fethullah Gülen’in Orta Asya’ya gönderdiği ilk gruptaki 26 kişinin tamamı, Cemaat faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askerî şura tarafından, re’sen emekli edilmiş askerlerdi. Hepsi askerî okullardan mezun olmuştu.

Yani bu kişiler sıradan cemaat mensubu değil, istihbarat eğitimi dahil profesyonel eğitim almış şahıslardı, asıl görevleri istihbarat toplamaktı.

Petrol denizini andıran Azerbaycan’daki Cemaat kadroları süratle çoğaldı. Yeni gelenler de asker kökenliydi.

Bu isimlerden biri Faruk Arslan’dı.

Uzun süre Azerbaycan’da görev yapan Zaman gazetesinin asker kökenli muhabiri Faruk Arslan, Elçibey bir darbe sonucu devrildikten sonra yerine getirilen yeni Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in en yakınındaki isim oldu.

Öyle ki, Haydar Aliyev’in yanından bir an olsun ayrılmıyordu.

Haydar Aliyev yurt içinde veya dışında seyahat ederken çok sayıda gazeteci tarafından izleniyordu.

Diğer gazetecilerin masrafı bağlı bulundukları basın kurumları tarafından ödenirken, Zaman gazetesi Muhabiri Faruk Arslan’ın bütün seyahat giderleri Haydar Aliyev tarafından karşılanıyordu.

Diğer gazeteciler basın mensubu olarak Aliyev’i izlerken, Zaman muhabiri Faruk Arslan, Aliyev’in resmî heyeti ile birlikte hareket ediyor, heyetten biri olarak muamele görüyordu.

Cemaat mensubu Faruk Arslan, 1993 - 1998 arasında beş yıl boyunca, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in yurtiçinde ve yurtdışında her adımında yanında oldu.

Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag’dan yayın yapan, Azerbaycan Azatlık (Liberty) Radyosu, 1998'de Türkiye'de yayımlanan “Bakü Mektubu” başlıklı köşe yazısını esas göstererek Faruk Arslan’ı “Türk Ajanı” olarak deşifre etti.

Radyoda bu duyuruyu yapan isim Azatlık radyosunun Azerbaycan masası şefi, Mirza Hazar'dı.

Rezalet ayyuka çıkınca Faruk Arslan dönemin Zaman Gazetesi Genel Müdürü Hüseyin Gülerce ile Ankara temsilcisi Hidayet Karaca tarafından apar topar Türkiye’ye çağırıldı ve Azerbaycan dışında başka bir göreve tayin edildi.

Hüseyin Gülerce’ye şunu sormak istiyorum; aylardır gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda Cemaat faaliyetlerini anlatırken bu hadiseyi neden es geçtiniz?

Unutmuş olabilirsiniz, normaldir.

Kitabımda bu konuyu yazdım, kitabı okumamış olmanız da normaldir. Bunu da anlayışla karşılarım.

Soner Yalçın yazdı ona da cevap vermediniz.

Peki, buna ne diyelim?

Bir sorum da şu anda Kanada’da ikamet eden Faruk Arslan’a; Elçibey iktidardan düştükten sonra defalarca yanına giderek röportaj yaptınız.

Bu röportajları Elçibey’in sağlığında neden yayınlamadınız?

Hemen bir örnek vereyim; “Elçibey, Türkiye ile birleşmeliyiz” başlıklı röportajınız Elçibey vefat ettikten bir gün sonra 23 Ağustos 2000 tarihinde Zaman gazetesinde yayımlandı.

Veya aynı soruyu şöyle sorayım; madem röportajlarını yayınlamayacaktınız, Elçibey’le neden defalarca görüştünüz?

Sık sık yanına gitmenizin sebebi neydi?!

İlhami Yangın

Twitter: @ilhanhan

Diğer Yazıları