Spor

'Önce kendini sonra Trabzon'u değiştirdi'

Türk futbolunun ve Trabzonspor'un sembol isimlerinden Özkan Sümer, bugün vefat etti. Sümer'in vefatının ardından gazeteci Nihat Genç, ''Özkan Sümer önce kendini değiştirdi sonra Trabzon futbolunu.'' diyerek tecrübeli çalıştırıcının her şeyi göze alarak gerçekleştirdiği devrimleri yazdı.

Bordo-mavili takımda futbolculuk, teknik direktörlük ve başkanlık görevlerinde bulunan 80 yaşındaki Özkan Sümer, bir süredir kanser tedavisi gördüğü Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi'nde vefat etti. Sümer'in vefatı Türkiye'yi yasa boğdu.

Türk futboluna büyük kazançlar sağlayan Sümer'i bugünkü köşesine taşıyan Veryansın TV yazarı Nihat Genç, ''Özkan Sümer önce kendini değiştirdi sonra Trabzon futbolunu'' yorumunda bulundu.

Sümer'in bu konuma nasıl geldiğini yaşadıklarından anektodlarla kaleme alan Genç'in yazısı şöyle;

''Özkan Sümer 'lakabı' Deve Özkan'ı hiç sevmezdi.

Futbolculuğu vasattı ve geride oynardı.

Trabzon'un ünlü futbol adamı Ahmet Suat Özyazıcı'yla Türk siyaseti gibiydiler, Ahmet Suat, sakinliği oturmuşluğuyla çok sevilen, içe dönük, muhafazakar ve mütedeyyin bir insandı. Özkan Sümer, dışa dönük, ilerici. Ahmet Suat ne kadar yumuşak konuşursa Özkan Sümer tam tersi bağırarak konuşurdu.

Antrenörlükleri de fikirleri gibiydi, Ahmet Suat Özyazıcı klasik ve gelenek ve oturmuş kadroyla hiç değişiklik aramadan takım yönetirdi. Aksine Özkan Sümer, yabancı futbol kitaplarını çeviren, futbol'un bilimine göz dikmiş gelişmeleri takip eden arayışçı bir futbol adamı.

Futbol yorumcuları Türk futbolunun bir büyük dönüm noktasında oynadığı büyük rolle Galatasaraylı Muhammed'i (Mami'yi) çok ihmal ederler. Muhammed Galatasaray'ın ve Türk Futbolu'nun yepyeni bir futbolcu türünün ilk büyük ismidir. Futbol becerisi zayıf ama çok çalışkan bir topçudur, yorulmak bilmez. 70'li yıllardan beri takip ettiğimiz Özkan Sümer'in arayışı da hep 90 dakika durmaksızın deli gibi koşan her topun önünü kesen Muhammed gibi topçular üzerineydi.

O yıllarda çalımcı ve cambaz futbolcuların fiyakalı gösterişli futbolu çok sevilirdi, Özkan Sümer, tam tersini yaptı, orta sahada top sürmeyi çalım atmayı yasakladı.

Mesela, ince çalımlarıyla çok meşhur Kabak Güngör vardı, Kabak Güngör'e o kadar müdahale etti ki, Güngör artık ayağa yatan top çalan top kesen başka tür Güngör oldu. Antremanda oyunu durdurur ve topu ayağında bekleten topçuya ya ana avrat küfrederdi ya formanı çıkart git, diye kovardı.

Özkan Sümer'i en iyi Yaşar'la anlatabilirim, Yaşar, top bilgisi ve tekniği zayıf bir topçuydu, Özkan Sümer seçmelerde Yaşar'ı bulup Ziyabey'e götürmesi şaşkınlık yarattı, bu çocuğun nesini beğeniyorsun, diye. Çünkü Yaşar'ın futbolu o yılların gösterişli futboluna hiç de uygun değildi. Özkan Sümer kısa kesti: Mücadeleci!

Mücadeleci, yeni bir kavram. Artık 'çalımcı'dan çok mücadeleciye bakıyoruz.

Mesela, ipe dizer gibi seriye bağlayıp çalım atanlarını hiç sevmezdi. Nasıl başardıysa Özkan Sümer, Trabzon'un ruhuna en uygun kavramı bulup Trabzon'a ve gençlerin beyinlerine soktu: mücadeleci!

Ve sonra ayağına maç boyunca top gelmemiş ama her topun önüne çıkmış her topa yatmış futbolcuları beğenmeye başladık, bir futbolcu terlemiş yorulmuşsa, o topçu iyi top oynamamış olsa bile bizim için sahanın kahramanı sayılıyordu, Özkan Sümer işte bu çalımcı-gösterişli futbol düzenini değiştirdi.

Yani artık futbolcuları överken 'mücadeleci' demeye başladık.

Mücadeleci ne demek, maçı bırakmıyor, asılıyor, ümidini kaybetmiyor, her topu kesiyor, sahanın her yerine koşuyor...

Mücadeleci lafını, 1970'li yıllarda Ziyabey sahasında Özkan Sümer'den öğrendik.

Ve Özkan Sümer'in ikinci devrimi, topu kaybeden kim olursa olsun kaybettiği topun peşine düşecek, diyelim hücum oyuncuları topu kaybederse kesinlikle kaybettiği top'un önünü kesecek, karşı hücumu engelleyecek. Yani dünya gözümle çok gördüm, topu kaybettikten sonra kaybettiği topun peşine düşmeyen oyuncuyu oyundan çıkarır kenara alırdı. Yani sahadaysanız oynuyorsanız baskıya mecbursunuz.

Orta sahada top süren top tutan topu bekleten oyuncular için halen anlatılan en meşhur fıkrası -yaşanırken orada staddaydım- geri oyuncu Raci topu tutmuş, topu sağa sola çeviriyor bir türlü ayağından çıkarmıyor, Özkan kenardan bağırdı: Top'un subabını mı arıyorsun Raci, top'u mu .ikeceksin..

Diğer çok sevilen fıkrası, (Ragıp diyelim), geride oynayan Ragıp kendi kalesine iki gol atar, Özkan Sümer kenardan oyuncu değiştirirken sahaya giren oyuncusuna taktik veriyor, eliyle sahadaki Ragıp'ı işaret edip, 'Ragıp'ı tut' oğlum.

Galatasaray'ı çalıştırırken Galatasaray liseli ağır ağbiler ve gazeteciler Özkan Sümer'i küçük düşürecek aşağılayıcı taşralı vb. gibi, ifadeler kullanmış, Özkan Sümer çok içerlemiş, kendi ağzıyla anlattı.

Burnu büyük kibirli Galatasaray liseli büyük ağbilere, şöyle diyor: 'O kadar biliyorsanız takımı siz yönetseydiniz, Trabzon Maçka'dan niye zahmet edip takımın başına beni getirdiniz'.

Bu fıkra da ünlü antrenör Giray Bulak'tan, Adanademirspor maçı, Adanademirsporlu bir taraftar kulubenin hemen arkasına tel örgüye dayanmış elinde içki şişesi maç boyunca durmaksızın Özkan Sümer'e küfrediyor. Duyulmuş değil ağza alınır hiç değil, nasıl küfürler. Ananı, babanı, sülaleni, seni doğuranı, küfürler bitmiyor.

Ve tuhaftır laf altında hiç kalmayan Özkan Sümer bu küfürlere hiç karşılık vermiyor, oralı da olmuyor...

Giray Bulak: Yahu, Özkan hocanın bu kadar sabırlı olmasına şaşırdım, doksan dakika ağza alınmayacak küfürler, vız geldi tırıs geldi duymamış gibi davrandı.

Sonra, maç bitmeye doğru, son dakika, Demirsporlu taraftar, Özkan Sümer'in siyah gözlüklerine taktı, siyah gözlüğe okkalı şekilde küfretti, 'senin o kara gözlüklerinin .mına koyayım' diye.

İşte o, Özkan Sümer'in çok sevdiği hiç çıkartmadığı kara gözlüğe küfredildiği an, Özkan Sümer delilenip bir hışımla tel örgülerin üstünden taraftarın üstüne atlıyor, tekme tokat ve seyirciye, küfür öyle değil böyle olur diye çok cins laflarla küfrederek!

1973-74 yılı olmalı, Türkiye'de kız futbol takımı kurulmuş, adı da Dostlukspor!

Dostlukspor Trabzon gibi 'erkek' bir şehre gelip bir dostluk maçı yapmak istiyor, ki, herkes dalgasını geçiyor, kızlarla maç yapılır mı?

Kızlarla top oynamak alışıldık bir şey hiç değil, inanmayacaksınız, Özkan Sümer kabul ediyor ve oynuyor, kendisiyle yıllarca dalga geçilmeyi göze alarak!

Ve Özkan Sümer'in en büyük başarısı, kamuoyu ve medya, Trabzon'un çok ateşli seyircisini konuşup Trabzon seyircisini suçlarken, Özkan Sümer başkanlığı döneminde Türk futbolunda statla-seyirci arasındaki tel örgüleri kaldırtıyor. Tel örgülerin kaldırılması futbolumuz için çok büyük ilerici bir hamleydi, bu hamle en ateşli seyircilerin olduğu stadda Trabzon'dan başladı.

Trabzon Maçka'da meşhur Maçka Deresi kenarındaki balık çiftliğinde uzun geceler boyu futbol üzerine çok kıymetli çok ama çok neşeli hikayelerini dinledik.

Öyle aydın, öncü, ilerici, araştırıcı bir antrenörlük hayatı oldu ki futbolculuğunda aldığı "Deve Özkan" lakabını herkese unutturdu, Trabzon futbolunda ve şehrinde en çok sevilen, hatıraları en çok konuşulan bir büyük futbol adamı oldu.

Özkan Sümer önce kendini değiştirdi sonra Trabzon futbolunu.''

YAZININ ORİJİNAL METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ...