21 Ekim 2020
17 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
5 sa 27 dk
Öğle'ye kalan süre
İmsak 05:51 Güneş 07:15 Öğle 12:54 İkindi 15:52 Akşam 18:22 Yatsı 19:42
Gündem

Ali Edizer’in skandal sözleri

‘ASIL MESELE ORAYA NASIL GELDİĞİ!’

SuperHaber programcısı - Güvenlik Uzmanı Mete Yarar ve Hürriyet yazarı - SuperHaber programcısı Nedim Şener ile “Memleket Aşkına”nın yeni bölümü SuperHaber YouTube kanalında yayında…

İki usta isim SuperHaber programcısı - Güvenlik Uzmanı Mete Yarar ile Hürriyet Gazetesi yazarı Nedim Şener, “Memleket Aşkına” programının yeni bölümünde, Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji alanında geldiği nokta konuşulurken, GATA Başhekim Yardımcısı iken skandal sözleri sonrası görevden alınan Ali Edizer ile ilgili tartışmalar da değerlendirildi.

YARAR: ASKERİ HASTANELERİN KAPATILMASI KARARI GÖZDEN GEÇİRİLSİN!

Mete Yarar, "Şu an Azerbaycan’da yaşanan işgalden kurtarma girişiminin bize neleri hatırlattığını bir kez daha söylemekte yarar var. Buradan biz ne kazandık? Çoğunlukla olayın askeri tarafına bakarız ama askeri tarafıyla beraber bu işin lojistiği, teknik ve taktik tarafı da zafer kadar önemlidir. Benim madde madde sıralayacağım konular var. Buradan elde edilecek olan tecrübelere Türkiye’nin kendisini revize etmesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Birincisi, dünyada değişen bir savunma teknolojisi var. Bu teknoloji Türkiye’ye yeni bir kapı açtı. Geçenlerde birisi, Türkiye’nin yeni otomobil projesi tam zamanında geliştirildi diyerek örnek vermişti. Neden diye sordum, adamlar motor sistemini ve teknolojiyi 30-40 yıldan beri geliştiriyorlar. Sizin oraya gelebilmeniz için arada bir boşluk yok. Çünkü orası çok kuvvetli şekilde doldurulmuş. Ancak yeni bir teknoloji geliştiriliyorsa bu teknolojide tekrar araya girme şansınız var. Elektrikli otomobiller ve onun içindeki akıllı sistemler. Buraya girizgah yaptığınızda siz bu platformun içinde yer alabilirsiniz demişti. Çok doğru, katılıyorum. Savunma sistemleri içinde de ara bir teknoloji oluşmaya başladı. Buna dronlar diyebilirsiniz, İHA’lar diyebilirsiniz, ne derseniz diyin ara bir teknoloji var. Bu ara teknoloji Türkiye tarafından çok akıllı ve mantıklı bir planlamayla Türkiye’nin envanterine sokuldu. Biz TB2’yi konuşuyoruz ama TB2’nin ötesine geçmiş olan bir teknoloji var, akıllı mühimmatlarla geçen, simülasyonlarla devam eden, üretim bantlarıyla ve teknolojisiyle devam eden bir yönetim sisteminden bahsediyoruz. TB2’nin hikayesi muazzam bir başarıdır. Ancak onu destekleyecek alt yapılar olmadığı sürece bunun olma şansı yok. Bunlar ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi birçok şirketin vereceği desteklerle yapılabilir. Üzerinde eğer akıllı mühimmatlarınız yoksa bugün Azerbaycan’da kullanılan bir kısmı tanklı zırhlı araçlara, bir kısmı da diğer hedeflere atılabilen mühimmatlar bunu üretmek zorundasınız. Bu üretim o kadar kolay değildir, 1-2 yıl değil onlarca yıllık birikimin sonucu olan geniş bir süreç. Her gün yeni bir ürünle karşılaşıcaksınız, çünkü alt yapısı artık sizde. 2014’lerde SİHA’lar çıktığında şaşırırken artık TİHA’yı, Aksungur'u, ANKA’ları konuşuyoruz. Menzil sınırlaması olmayan, çok daha uzak mesafelerden yönetilen. Şimdi ise jet motorlu SİHA’yı, Gezgin'i, Siper’i, Hisar’ı konuşuyoruz. Bir teknolojiyi yakaladığınızda onun üzerine koymak çok daha kolay. Bugün gelinen nokta da bunlardan bir tanesi. Bir şeyi üretmiyorsanız almak zorunda olduğunuz bir sıraya girerseniz. Tedarik sisteminizi doğru kurmazsanız üretseniz de bir anlam ifade etmez. Sizin muhakkak alternatifini üretmiş olmanız lazım. En önemli unsurlardan bir tanesi de eğitim. Ordunuzun yeni savaş teknolojilerini kullanabilecek eğitim düzeyine gelmiş olması gerek. İstediğiniz kadar modern silahlara sahip olun, o yüreğe, vatan sevgisine, o imana sahip değilseniz hiçbir şey yapamazsınız. Örneğin, Suudi Arabistan-Yemen hikayesi. Dünyanın en büyük silah envanterine sahiptir ama bir karış ilerleyemez. Sebebi de bunu kullanacak teknolojik birikime ve vatan sevgisine ait değilseniz bunu yapmanız mümkün değil. Dünya gittikçe vekalet savaşlarından konvansiyonel savaşlara doğru hızlı bir geçişi var. 2025’e doğru dünyada bölgesel ya da yarı bölgesel diyebileceğimiz ülkeler arası savaşların çıkabileceğine inanıyorum. Savaş dediğiniz veya savunma dediğiniz şeyin bilgisi binlerce yılda oluşur. Bu binlerce yıllarda oluşan birimlerin geldiği nokta boş bir nokta değildir. 2016’da FETÖ nedeniyle zaman içinde bazı birimler kapatıldı, daha sonra bazı birimler açıldı. Onlardan bir tanesi de askeri hastaneler sistemiydi. Askeri doktorlar hala var ama askeri hastane dediğimiz sistem başka bir sistem. Bunu zaman zaman sivildeki doktor arkadaşlarla konuşuyorum. Onların söylediği şey şu, her türlü konum bir deneyim gerektirir. Askeri hastaneler, özellikle askeri yaralanmalar konusunda çok deneyim sahibidir. Örneğin, mayından dolayı yaşanan vakalar. Tabanca mermisinin veya av tüfeği mermisinin vücutta bırakacağı etkiyle, bir G3 mermisinin veya piyade tüfeğinin bırakacağı etki çok farklı. Bunun vücuttaki tanımlamasını yapmakta farklı. Bir uçak bombasının patladığındaki etkileri farklıdır. Bu tanılara hakim olan insanlar başlangıçta müdahale eder. 'Evet diyorlar biz de müdahale ederiz' ama bu başka bir şey, başka bir yetenek ve başka bir uzmanlık alanı. Bir şekilde dönmek zorundalar. Karar verici mekanizmasında olan insanlara bir kez daha söylüyorum. Doktorlarımız müdahale edebilir, bunda hiçbir sorun yok. Ancak önümüzdeki dönemde İdlib’de ya da başka yerlerde yaşanacak çok büyük olaylara gebeyiz. Askeri hastanelerle ilgili GATA’daki başhekim yardımcısının konuşması vesile olduğu için herkese hatırlıyorum. Askeri hastaneler binlerce yıllık bir tecrübe sonucunda kurulmuş yerlerdir. Askeri hasteneler konusunda verdiğiniz kararı bir kez daha gözden geçirin. Önümüzdeki dönecek yaşanacak olaylarda karşımıza gelmesin." ifadelerini kullandı.

ŞENER: FETÖ’YLE MÜCADELE DEĞİL MESELEMİZ, TOPYEKÜN BİR ARINMA!

Nedim Şener, "Bahsedilen isim, gerçekten problemli birisi. Ne hukuka, ne ahlaka yakışmayan tavırları vardı ve sonunda GATA’da üst düzeye kadar geldikten sonra görevine son verildi. Mesele oraya kadar nasıl geldi? GATA, en sıkı zamanında FETÖ tarafından ele geçirilmemiş miydi? Hem de doktor kılığında, mesleğinin memuru kılığında, Atatürkçü kılığında… O tarihte en etkili olduğu zamanlarda arkasından FETÖ çıktı. FETÖ darbesi bastırıldı, dönem değiştiriliyor ve yine birileri geliyor. Bu sefer başka bir tarikattan başka bir ağın parçaları olarak karşımıza çıkıyor. Sorunumuzun çok daha köklü. Ahlaki değerlerini kaybetmiş, aynaya nasıl bakacağını bile bilemeyen tek bir insan ya da insanlar değil. GATA sıkıyken de, bugün de büyük bir problem bu. GATA’daki problem aslında bütün sistemin içinde yer alıyor. Bugün FETÖ’den boşalan yerleri başkaları almak için canhıraş çalışıyorlar, şeyhinin eteklerinde dolaşıp onun bunu ayağını öpen insanlar var. Bunlar devlet insanı falan değil. FETÖ’yle mücadele değil meselemiz, topyekün bir arınma. Liyakat sistemine dayalı bir yönetim becerisi. Bu sağlanmazsa olmaz. Küçücük çocukların bedenlerine zarar verenlerden bahsediyoruz. Bunların İslam ve inançla bir alakası yok. İHA’lardan SİHA’lardan bahsettik, ülkenin bir ucu oradan parlak bir geleceğe doğru yürüyor, öte yandan devlet bürokrasisini yağmalanacak bir alanmış gibi çöreklenen hizmet aşkıyla ilgisi olmayan bir takım şebekelerin rant ağına çevriliyor. Bu korkunç bir şey, bundan çıkılması lazım." dedi.

Mete Yarar ve Nedim Şener ile “Memleket Aşkına”nın tamamını SuperHaber YouTube kanalında izleyebilirsiniz...

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN

Sitene Ekle

Yorumlar