Gündem |

Nagehan Alçı: O albümün prodüktörü AK Parti’ye yakın bir isim

Nagehan Alçı: Sezen Aksu, Hz. Adem ve Havva’ya kasten ve kötü niyetle saygısızlık edecek, dince kutsal görülen değerlere dil uzatacak bir insan asla değildir. Aslında bunu herkes de biliyor.

Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı bugün köşesinde "Hz. Adem" polemiği nedeniyle eleştirilerin hedefi haline gelen Sezen Aksu'yu savundu.

Sezen Aksu'nun demokrat kimliğine vurgu yaptığı yazısında, ünlü sanatçının muhafazakar vatandaşların haklarını saygı gösteren isimlerden biri olduğuna dikkat çeken Alçı, bu konuda eşi Rasim Ozan Kütahyalı'nın da tanık olduğu bir anıyı paylaştı.

Nagehan Alçı, yazısında bahsettiği anıya ait bir fotoğrafı da sosyal medya hesabında yayımladı.

Diğer yandan, Alçı, muhafazakar kanaat önderlerinin de, Sezen Aksu'nun eleştirilen sözleri, dindar vatandaşları üzme maksadıyla kaleme almadığında fikir birliği ettiğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı;

"Nitekim bu şarkının içinde olduğu albüm kendisi de dindar bir insan olan Polat Yağcı’nın şirketinden çıkmış bir albüm. Prodüktör Yağcı aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve AK Parti’ye çok yakın bir isim."

Nagehan Alçı "Değer mi hiç?" başlığını taşıyan yazısında şunları kaydetti;

"Sezen Aksu kimdir? Hepimizin hayatına ayrı ayrı dokunmuş, duygularımıza ses olmuş Sezen Aksu hakkında konuşuyoruz değil mi? Önce sizlere somut yaşanmış bir olayı naklederek bu yazıya başlamak istiyorum.

Tarih 6 Ocak 2010… Yer: Aksu’nun Kanlıca’daki yalısı…

1985’de Sezen’in gerçek dostu Müjde Ar’ın “Muhakkak al bu yalıyı kızım, çok uygun fiyat. Kaçmaz bu” diye minik serçeye aldırdığı yalı.

Sezen Aksu’nun o geceki misafirleri arasında yönetmen Sinan Çetin var, rock şarkıcısı Şebnem Ferah var, benim eşim, Sezen’in İzmirli hemşerisi Rasim Ozan var, Yaşar Gaga da orada, Sezen’in diğer yakın ekibi de, ayrıca yine Sezen’in dostu tanınmış başka iki sanatçı daha var.

Sohbet ilerledikçe konu o günkü gelişmelere geliyor. Başörtüsü probleminin hala sürdüğü dönem Ocak 2010. Rektörlerin çoğu Erdoğan Teziç döneminden kalma, üniversiteye öğrenci olarak bile hala başörtülü kızlar alınmıyor. Nejat Uygur’u GATA’da ziyaret etmek isteyen Emine Erdoğan’a bile “Yassak giremezsin” denilen dönem o zaman.

Tüm bunlar konuşulup tartışılırken, Aksu hem Kürt meselesinde hem laiklik meselesinde hem de gayrimüslimler ve Alevilerle ilgili konularda bildiğimiz özgürlükçü fikirlerini ifade ederken, bir sanatçı arkadaşından başörtüsü konusunda şöyle bir yorum geliyor:

“E Sezencim tamam üniversiteye talebe olarak girsinler de o başı bağlı halleriyle öğretmen olamazlar şekerim, çocuklarımızı eğitemezler, avukat olamazlar, hakim-savcı hiç olamazlar. Devlet memuru asla olamazlar. Herkes haddini bilecek.”

Bu yorum üzerine başta bir sessizlik oluyor… Ve minik serçe o sevimli Kanlıca yalısında, saatler gece yarısını geçmiş, bugünkü gibi soğuk bir kış günü serçeliği bir kenara bırakıp adeta kaplan kesiliyor, sesini de yükselterek aynen şöyle haykırıyor:

“Sen kendini o insanlardan üstün görerek onlara haddini bil diyemezsin. O insanlarla sen eşitsin anladın mı, eşit eşit. Sen ben kimiz de ‘Yok buraya girsinler de şuraya giremezler’ diye buyurabiliyoruz. Her yere girecekler. Senin benim başımız açık diye o insanlardan üstün değiliz anladın mı? Üniversiteye de girecekler. Öğretmen de olacaklar, milletvekili de olacaklar, bakan da olacaklar…”

Bu tirad üzerine Rasim ve Sinan, Sezen’i alkışlamaya başlıyorlar, sonra Şebnem de onlara katılıyor, hatta Rasim coşuyor, kalkıyor Sezen’in boynuna sarılıyor. İki İzmirlinin birbirine sarıldığı o anların fotoğrafı bile var.


İşte Sezen Aksu kimdir sorusunun cevabı bu içten haykırıştır…

Büyük bir sanatçı olmasının yanı sıra böyle bir vicdan ve adalet çığlığıdır Sezen Aksu…

Bakın dikkat edin soğuk bir Batıcı steril akademisyen gibi “Ben başörtüsü takmayı demokratik bir hak olarak savunuyorum ama asla tasvip etmiyorum onları” gibi bir üslup değildir Sezen Aksu…

Kardeş olarak gördüğü başörtülü dindar insanların haklarını kendinin ya da oğlu Mithat Can’ın hakkı gibi böyle kalpten savunmanın adıdır. Böylesine içten ve derin demokrat aydındır Sezen Aksu.

Başörtüsünün üniversitelerde bile yasak olduğu bir zamanda “Başörtülü kadınlar devlet bakanı da olabilecek” diye yüksek sesle söyleyebilmektir. O yüzden AKDER’in başörtüsü yasaklarına karşı ilk imzacısıdır Sezen Aksu. İlk imzacı…

Bir Türk olduğu halde bu ülkedeki Kürt yurttaşlarımızla, gayrimüslim yurttaşlarımızla biz Türklerin eşit yurttaş olduğunu haykırmaktır.
O dönemin patronu orgenerallerin tehditlerine rağmen bu ülkede yaşayan her yurttaşın dilinden şarkıları inadına söylemiştir.

Sezen Aksu, Hz. Adem ve Havva’ya kasten ve kötü niyetle saygısızlık edecek, dince kutsal görülen değerlere dil uzatacak bir insan asla değildir. Aslında bunu herkes de biliyor. Ama yaşanan bu çılgınlık ortamı tüm gözleri kör ediyor.

Hakiki bir dost olduğunu kanıtlayan Müjde Ar’ın çok doğru ifadesiyle toplu iğne başı kadar bile küçük olan bu hadisenin bu noktalara gelmesi Türkiye’deki anormalizasyon sürecinin göstergelerinden biri.

Nitekim AK Parti’nin önemli isimlerinden Yasin Aktay, Yeni Şafak’ta yayınlanan yazısında muhafazakar whatsapp gruplarında hiç kimsenin Sezen Aksu’nun kötü niyetle bu sözleri yazdığına inanmadığını ifade etti.
Ben de dindar-muhafazakar arkadaşlarımı tek tek aradım, hiçbiri bu sözlerde kötü niyet görmediğini söyledi. Hatta daha radikal bir çizgide olduğu bilinen Akit gazetesi yazarı Mustafa Albayrak’ı da aradım.

Albayrak da “Nagehan Hanım ben de kötü niyetle ve biz dindarları üzmek için kasıtla yazılmış bir dize olarak görmüyorum Sezen Aksu’nun bu sözlerini” diye konuştu.

Nitekim bu şarkının içinde olduğu albüm kendisi de dindar bir insan olan Polat Yağcı’nın şirketinden çıkmış bir albüm. Prodüktör Yağcı aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve AK Parti’ye çok yakın bir isim.

İnanın bana çok değil 1 ay sonra bile Sezen Aksu etrafından kopan fırtınanın içinin ne kadar boş olduğunu herkes anlayacak.

"Değer mi hiç" diyecekler bugün fırtına koparanlar bile. "Değer mi değer mi değer mi söyle."

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...