15 Kasım 2018
9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
1 sa 56 dk
Akşam'a kalan süre
İmsak 06:16 Güneş 07:44 Öğle 12:55 İkindi 15:29 Akşam 17:53 Yatsı 19:16
Yasin Girgin

Yasin Girgin

Nafaka süreli mi olmalı yoksa süresiz mi?

Çağdaş insan nedense evlilikle ilgili hemen her şeyi kutsarken evliliğin sona ermesine yok sayarak, görmezden-duymazdan gelerek yaklaşıyor.

Önceki yıl yaklaşık 600 bin çift dünya evine girdi. Bunların oluşturduğu örneğin kuyum sektörü her dizi arasında tektaş yüzük reklamını fütursuzca yapabiliyor. Düğün mobilyacısından gelinlikçisine, kuaföründen organizasyon firmalarına kadar hemen herkes evliliğin ne kadar istenen bir şey olduğunu hikayeleştiriyor.
Bembeyaz gelinlik içinde yemyeşil bir bahçede düğün pastasını kesmek üzerine kurulan hayaller bazen amaç oluyor. Her hikaye, ilk cümlesine başlandığı gibi sürmüyor maalesef.

Hedef sanki evlilik değil de evlenme merasimiymişcesine yeni evlenen çiftler henüz bırakın 1 yılı doldurmayı, daha balayından döner dönmez soluğu avukat yazıhanesinde alıyor artık.

Kanuna göre anlaşmalı boşanabilmek için evliliğin 1 yılı doldurmuş olması gerekiyor. Ancak kusur nedeniyle 1 yılı doldurmadan da çekişmeli boşanma davası açmak mümkün. Zaten ilk bir yılı doldurmamış boşanmalarda kusur ön planda: Yapılan hatadan, o kavak yelleriyle atılan imzadan kısa yoldan, en kestirmeden ve az hasar alarak dönmek yeni amaç oluyor.

Ancak kanun, evliliğin mali sonuçları açısından evliliğin süresini bir fark olarak gözetmiyor: Yani kanun önünde 10 günlük evlilikle 10 yıllık evlilik nafaka, maddi ve manevi tazminat yönünden farklı değil:

İster 10 günlük evli olun, isterseniz 10 yıllık evli olun, boşanma davasının açılması ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 169. Maddesine göre eşlerin barınma, nafaka ve çocukların iaşesine yönelik olarak tedbirler kendiliğinden alınıyor.

10 gündür de evli olsanız, boşanma davası açtığınızda ihtiyaç sahibi eşinize tedbir nafakası ödemek zorunda kalıyorsunuz. Tabi bu durum yalnızca erkekler yönünden geçerli. Çünkü kanunda her ne kadar eşler eşit kabul ediliyorsa da Yargıtay'ın 2. Hukuk Dairesi, kadınlar yönünden pozitif ayrımcılık uygulayarak tedbir nafakasını sadece kadınlar yönünden anlıyor: Bir erkek, çalışmasa dahi en az asgari ücret düzeyinde gelir elde eder kabul ediliyor ve buna karşın emekli maaşı alan ya da asgari ücretle çalışan kadın yoksul sayılarak lehine nafaka bağlanmasına karar veriliyor.

Erkek evliliğin sona ermesinde eşit kusurlu olsa dahi nafaka ödemeye mahkum ediliyor.

Nafaka ise süresiz olarak bağlanıyor: Kadın yeniden evlenecek, bir başkasıyla evli gibi yaşayacak, kendisini yoksulluktan kurtaracak bir ücretle çalışmaya başlayacak yahut iki taraftan biri ölecek ki nafaka kesilsin.

Özellikle kısa süren evliliklerde, tarafların boşanma ile tüm sosyal ilişkileri de sona erdiğinden erkeğin kadından haberdar olabilmesi çoğu zaman mümkün değil. Biriyle birlikte mi yaşıyor, ilişkisi mi var, işe mi girdi, çalışıyor mu nereden bileceksiniz? Dava açmadan da karşı tarafla ilgili bilgi alabilmeniz mümkün değil, takip edeyim deseniz cezası var. Örneğin SGK müfettişlerinin yetim maaşı alabilmek için yapılan muvazaalı anlaşmalı boşanma davalarını ortaya çıkarabilmek için yapabildiği araştırmayı, boşanmış erkeğin yapabilmesi imkanı yok. Devlet kendi hakkını korumak için her türlü imkanı seferber ederken vatandaşınınkini çok önemsememiş bu konuda.

Bu nedenlerle kadının kayıt dışı çalışması yahut resmi nikah yapmaması hallerinde onlarca yıl nafaka aldığı durumlarla karşılaşıyoruz.

Kanunun -ve Yargıtay uygulamasının- açıkça Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne de başvuruldu. Ancak Anayasa mahkemesi nafakanın süresiz değil, yukarıda belirttiğim nedenlerin varlığı halinde süreli olduğunu belirterek anayasaya aykırılık iddiasını reddetti. Aynı konunun Anayasa Mahkemesinin önüne yeniden gelebilmesi için ise 10 yıl geçmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni bir başvuru yolu da bugün için mümkün değil.

Öte yandan süresiz nafaka, kadınların iş hayatında da esasında bir bariyer. Çalışmak zorunda olmaksızın asgari ücretin yarısını alabilmek varken her sabah erkenden kalkıp, haftada 50-60 saat çalışmayı hemen hiç bir homo ekonomicus tercih etmez. Bu nedenle, boşanmış kadın, iş hayatına girmeye de uğraşmıyor, kadınların iş hayatındaki yeri her dosya ile bir tık daha daralmış oluyor. Erkek üzerinden finanse edilen bu atıl kesim, işgücünü azaltıp üretimin de düşmesine neden oluyor.

Nafaka ödeme ile yükümlenen erkek daha az ücretle geçinebilecekken ekstra iş aramaya başlıyor yahut aynı iş için daha fazla ücret talep ediyor. Bu yönüyle enflasyon yaratan süresiz nafaka, istihdamın pahalılaşması ile ülkenin yabancı ülkelerle olan rekabetine dahi sekte vuruyor.

Halbuki, 3 aylık, 6 aylık evlilik nedeniyle bir kadında ömür boyu bakılmasını gerektirecek hangi fizyolojik-psikolojik ve sosyal gerilemeler ortaya çıkmış olabilir?

Evlilik öncesi var olan işini kaybetmişse bu zaten ayrı bir dava konusudur. Asliye hukuk mahkemesinde bunun için dava açılabilir. Yahut düğün masrafları, boşanma nedeniyle duyulan üzüntü için maddi ve manevi tazminat davası ikame edilebilir.

Ancak, evlilik öncesi de çalışmayan, baba evinde kalan kadının medeni hali, boşanma ile birlikte yine "bekar" olarak değişmektedir. Yılda 125 bin kadının boşandığı, boşanmış kadınların da yeni bir evlilik yapma oranının hiç de düşük olmayışı gözönüne alındığında süresiz yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin gereği ne olabilir? Kanunun ve yargıtay kararlarının, örneğin okuma-yazma bilmemek, çalışamayacak fiziksel özrü olmak yahut iş başvurularından sonuç alamamış olmak bir kıstas olarak öngörülmeyip sadece kadın olmanın yeterli kabul edilmesinin savunulacak hangi yönü vardır?

Konu erkeğe süresiz nafaka yüklenmesi değildir. Konu aslında, kadınlara süresiz nafaka tanınarak iş hayatından, üretimden, sosyal hayattan koparılması, en iyi ihtimalle kayıtdışı-SGK'sız bir işe, nikahsız bir birlikteliğe razı bırakılmasıdır.

Bu nedenle, süresiz nafakaya en önce erkeklerin değil, benim gibi kız çocuk babalarının, kadın derneklerinin itiraz etmesi gerekir.

Diğer Yazıları