Gündem |

Ayasofya'nın minareleri nasıl kurtuldu?

İstanbul'un Fethi'nin 567. yıl dönümünde Ayasofya'da Fetih Suresi okunmasıyla yeniden gündeme taşınan 'Ayasofya'nın ibadete açılması' tartışmaları sürüyor. Tüm Türkiye, 2 Temmuz tarihinde Danıştay tarafından verilecek karara gözlerini çevirdi. Peki söz konusu kararın alındığı dönemde Türkiye'de neler yaşandı. İşte o dönemi anlatan gazete manşetlerinden birkaçı;

1453 yılında İstanbul fethedilince Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilen Ayasofya, fethin en büyük sembollerinden birisi...

Son dönemde Ayasofya'yı yeniden gündeme taşıyan olay ise kamuoyunun büyük çoğunluğunun mabedi yeniden ibadethane olarak görmek istemesi...

1934 yılında camiden müzeye çevrilen Ayasofya için 2 Temmuz tarihinde Danıştay'ın vereceği karar belirleyici olacak. 

Peki söz konusu kararın alındığı dönemde Türkiye'de neler yaşandı.

İşte o dönemi anlatan ve 'CHP yönetiminin kararını' değerlendiren o gazete manşetlerinden birkaçı;

''AYASOFYA MÜZE OLACAKMIŞ''

Ayasofya Camii’nin 24 Kasım 1934’te müze olmasının kararlaştırılmasından bir sene önce 24 Aralık 1933 Pazar günü Akşam Gazetesi'nde ‘Ayasofya Müze Olacakmış’ başlıklı haberde şu bilgilere yer verilmiştir: “Bütün Bizans eserleri burada teşhir edilecekmiş. Maten Gazetesi İstanbul'dan Sud Est ajansına çekilen şu telgrafı neşrediyor: Ayasofya'nın bir müddet sonra Bizans eserleri müzesi haline konacağı muhakkak gibidir. Türk ve ecnebi âlimlerinin yardımları ile Ayasofya'da meydana çıkarılan mozaikler en kıymetli Bizans eserlerindendir. Türkiye'nin diğer yerlerinde bulunan ve Bizans imparatorluğuna ait olan eserler de buraya gönderilecek ve sınıflara ayrılarak teşhir edilecektir.”

''AYASOFYA’NIN MİNARELERİNİ DE YIKACAKLARDI''

Milat gazetesinden Özlem Doğan'ın haberine göre; II. Bayezid döneminde Hüseyin Ağa’nın camiye çevirdiği Küçük Ayasofya Kilisesi’nin minaresi kanuni hiçbir dayanağı olmadan bir gecede yıktırılmıştı. Ardından sıra Fatih’in emaneti Ayasofya’nın dört minaresini yıktırma işlemine gelmişti.

Türk tarih araştırmacısı ve kitabe uzmanı İbrahim Hakkı Konyalı, İstanbul Müzeler Müdürü Kemal Altan’ın iki gözü iki çeşme ağlayarak kendisini ziyarete geldiğini kaleme aldığı Tarih Sohbetleri yazısında Ayasofya minarelerinin yıktırılmasına nasıl mani olduğunu bizzat anlatmıştır.

Kemal Altan, İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Aziz Ogan’ın kendisini çağırarak, ‘Ayasofyalar’ın Büyük ve Küçük Ayasofya minarelerini yıkacağız’ dediğini ve Küçük Ayasofya Camii’nin minaresinin temeline kadar yıkılıp yok edildiğini, sırada Büyük Ayasofya’nın minarelerinin yıkılıp bir Bizans kilisesi haline getirilmesinin istendiğini aktarmıştı. Bunun üzerine Konyalı bir rapor hazırladı.

''MİNARELERİ KURTARAN RAPOR''

“Bizans İmparatoru Justinyen’in miladi 537 senesinde ibadete açtığı Ayasofya, Bizans’ın çökme ve çözülme devrinde çok haraptı. Fatih İstanbul’u aldıktan sonra bu mabedi esaslı bir surette tamir ettirdi. Her Osmanlı padişahı, bu ilk fetih yadigârını ayakta tutmak için tamirat yaptırdı. II. Selim zamanında mabed 1037 yaşını dolduruyordu. Bir tarafına bir buçuk arşın kadar eğilmişti. Koca Sinan Ağa ana kubbeyi desteklemek için kubbe ile mütenasip olarak kuzey ve batı tarafına iki kalın minare yapıldı. Şimdi bu ihtiyar mabedin yaşı daha da ilerlemiştir. Minareler, ana kubbenin dayandığı son payandalardır. Eğer minareler yıkılacak olursa, kubbe tamamıyla yere serilecektir. Ve tetikte bekleyen Hristiyanlık âlemi de Türkler Ayasofya’yı yıktılar diye feryadı basacaktır.”

İstanbul Müzeler Müdürü Kemal Altan, bu mealdeki raporu ilgililere verdi ve minarelerin yıkılmasından böylelikle vazgeçildi. Aksi takdirde dönemin CHP yönetimi, 'Ayasofya’yı kiliseye çevirmeye' hazırlanıyordu.

''BİZANS ENSTİTÜSÜ AYASOFYA’DA ÇALIŞTI''

Dönemin gazeteleri Ayasofya’da süren çalışmaları her gün ayrıntısıyla veriyordu. Gazetelerde çıkan haberlerden anlaşıldığı üzere Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi için mozaiklerin ortaya çıkarılması çalışması yıllar önce başlamıştı.

2 Temmuz 1932 tarihli Vakit Gazetesi, Bizans devrinden kalma mozaiklerin meydana çıkarılması için 1932’de İstanbul’a gelen Amerika'da Boston şehri Bizans enstitüsü direktörü Profesör Mr. Thomas Withemore ve beraberinde bulunan İtalyan mozaik mütehassısları M. Gregorini ve M. Benvenut ile birlikte Ayasofya’daki mozaik çalışma faaliyetine devam ettiklerini yazıyordu. Ayrıca Profesör Thomas Vhitıemore’un tanzifat bitmeden Ayasofya’daki haçları kimseye göstermediği de ifade ediliyordu.

ÜSTÜNE BASA BASA ‘BİZANS MÜZESİ’

1934 tarihli Akşam Gazetesi’nin ‘Ayasofya Cami müzeler idaresine geçti’ başlıklı haberinde, Evkaf ve Müzeler Müdürlüğü arasında devir teslim muamelesi yapılmakta olduğunu ifade ederken Ayasofya Camii’nde binanın şöhreti ile mütenasip bir Bizans Müzesi vücuda getirileceğinin altını çiziyordu.

Üstelik bahçesinin de temiz ve muntazam bir hale getirileceği ve Bizans eserlerinin en büyüklerinin, abidelerinin bu bahçede teşhir edileceği duyuruluyordu. Ayrıca 12 Mart 1935 tarihinde Ayasofya’dan çıkarılan dört halife levhasının Sultanahmet Camii’ne asılması düşünülmüş ise de kapılan dar olduğundan cami içine konulamadığı ve tekrar Ayasofya’ya geri gönderildiği de yazılıydı. CHP, dört halifenin isimlerinin yazılı olduğu tabelaları dahi Ayasofya’dan çıkarmaya kalkmıştı. Üstelik Reis’ül Hattatîn Mustafa İzzet Efendi’nin eseri olan bu kıymetli yazılar yıllarca duvar diplerinde tozlu ve bozuk bir halde bekledi.

1934 tarihli Akşam Gazetesi haberinde, ''Ayasofya Camii müze oluyor. Bu küçük cümle Türk'ün hür vicdanı, müsaadekârlık ruhu hakkında yazılacak cilt cilt eserlerden çok kuvvetli ve belâğatli bir vesikadır. Ruhanîlerin kilise dışında ve ayin haricinde ruhanî kiyafet taşımamaları için yaptığımız kanun, Yunanlı dostlarımızda, bir yanlış telâkkinin tesiriyle, lüzumsuz bir infial dalgası kabartırken bizim hiç tereddüt etmeden giriştiğimiz bir takım icraat Mesela şu Ayasofya müzesi teşebbüsü, derin bir intibah ve dikkat uyandırmak lâzım gelir... Türk, zannederiz ki Cumhuriyet devrimin o parlak müsaadekârlık ruhu ile dünyada bir çok kavimlere ders verebilecek bir mevkiye yükselmiştir.'' ifadeleri yer alıyor.