Gündem |

Murat Bardakçı'dan Ertuğrul Özkök'e tokat gibi "Kızılelma" yanıtı

Ertuğrul Özök'ün "Kızılelma" yazısına Murat Bardakçı'dan çok sert eleştiri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde, 1071 Malazgirt Anıtı'nın bulunduğu alanda düzenlenen Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı'na katıldı.

Burada yaptığı konuşmada, vatandaşlara, "Malazgirt Zaferi'nin 900'üncü yıl dönümünde yazılan o güzel marşta ne diyor?" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Malazgirt Marşı” isimli şiirinin, "Yiğitler kan döker, bayrak solmaya, Anadolu başlar, vatan olmaya. Kızılelma'ya hey Kızılelma'ya, En güzel marşını vurmadan mehter, ya Allah, Bismillah, Allahuekber." mısralarını okudu.

Ancak, Erdoğan'ın okuduğu bu mısralar Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök'ü oldukça rahatsız etti. Özkök, törenin ardından, "Malazgirt Savaşı’nın yıldönümünde birden, “Kızılelma bayrağını” göndere çekiyoruz... Türkiye’nin epeydir unuttuğu, 1940’ların tabutluklarında bıraktığı Turan idealinin meşalesini tekrar yakıyoruz..." diye yazdı.

Ertuğrul Özkök'ün bu yazısına yanıt ise ünlü tarihçi Murat Barakçı'dan geldi. Özkök'ün "Turan" ile "Kızılelma"yı karıştırdığını belirten Bardakçı, "Sadece biz Türkler’in değil, hemen her milletin kültüründe Kızılelma benzeri hayaller vardır." ifadelerini kullandı.

Özkök'ün tarih konusundaki cehaletini gözler önüne seren Bardakçı, "Kızılelma başka, Turan başkadır! Kızılelma ülke değil ülkü, Turan da ülkü değil ülkedir!" diye yazdı.

İşte o köşe yazısı;

- KIZILELMA

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan geçen gün Malazgirt’te Kızılelma’dan bahsetti, daha doğrusu içerisinde “Kızılelma” sözünün geçtiği bir şiirden bazı mısralar okudu:

“Yiğitler kan döker, bayrak solmaya, / Anadolu başlar, vatan olmaya... / Kızılelma’ya hey... Kızılelma’ya!!! / En güzel marşını vurmadan mehter / Ya Allah... Bismillâh... Allahuekber!”.

Bu mısralar Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Malazgirt Marşı” isimli şiirinden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı’nın Kızılelma’dan sözeden mısraları okuması birilerini telâşlandırdı, hattâ her nedense hiddetlendirdi, Ertuğrul Özkök de önceki gün Kızılelma hakkında bir yazı döşendi ve Kızılelma’nın “Yeryüzündeki Türkler’in birleşip kuracakları, nerede olduğu bilinmeyen ülküsel ülke” olduğunu yazıp “Eşanlamlısı Turan’dır” buyurdu!

Ertuğrul ağabeyin yanlışlıktan her tarafı dökülen bu tarifi hangi internet sitesinden aldığını bilmiyorum ama düştüğü büyük hatâyı kısaca ifade edeyim: “Kızılelma” Türkler’in geçmişi asırlar öncesine dayanan tarihî ülküsüdür, “Turan” ise “muhayyel”, yani hayalî bir Türk ülkesidir.

Daha açık şekilde ifade edeyim: Kızılelma başka, Turan başkadır! Kızılelma ülke değil ülkü, Turan da ülkü değil ülkedir!

İKİ DAKİKANIZI ALIRDI!

Bu konuda en geniş araştırmayı yapıp yayınlayan rahmetli üstad Orhan Şaik Gökyay, Kızılelma’yı kısaca “Türk cihan hâkimiyeti idealini ‘sembolik’ olarak ifade eden bir kavram” diye ifade eder. Bunun böyle olduğunu öğrenmek için Gökyay’ın önce makale olarak kaleme aldığı, sonra “Destursuz Bağa Girenler”in ikinci cildine koyduğu makalesini ama bunları arayıp bulmanın vakit alacağı düşünüldüğü takdirde yine Orhan Şaik Bey’in İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı ve internette de serbestçe ulaşılabilen “Kızılelma” maddesini birkaç dakikalığına okumak kâfidir.

Kaldı ki, Malazgirt zaferinin yıldönümü töreninde o zafer için yazılmış en meşhur şiirin değil de aşkı terennüm eden gazellerin, meselâ Nedîm’den “Gidelim serv-i revânım yürü Sâdâbâd’e”nin yahut Vâsıf’ın “O gül endâm bir al şâle bürünsün yürüsün / Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün”ün mü okunması gerekirdi?

Niyazi Bey’in “Malazgirt Marşı”nın bende eski ve çok kıymetli bir hatırası vardır...

Emine Işınsu, Ankara’da 1970’li senelerin başlarında cumartesi günleri toplantılar düzenler; edebiyat, tarih, kültür gibi mevzularda sohbetler edilir, toplantılara bazen Emine Hanım’ın validesi Halide Nusret Zorlutuna, Arif Nihat Asya ve daha başka “münevverler” de iştirak ederlerdi.

Malazgirt Marşı’nı yazıldığı 1970’li senelerin başlarında ve henüz lise talebesi olduğum günlerde katıldığım o toplantılardan birinde Niyazi Bey’den, yani bizzat şairinin ağzından ilk dinleyenlerden biriyim.

FRANSIZ MARŞI NE DİYOR?

Sadece biz Türkler’in değil, hemen her milletin kültüründe Kızılelma benzeri hayaller vardır. Bu hayaller gerçek olamayacakları gayet iyi bilinmelerine rağmen birer hatıradır, edebiyatta ve tarihte geniş yer tutarlar ve aklıbaşında hiç kimse bu hatıraların hakikat olmasına çalışılacağını düşünmez, küçümsemeye de kalkmaz. Böyle bir işe kalkışmazlar, zira kendi kültürüne âşinadırlar ve en azından “ülkü” ile “ülke”yi karıştırmayacak seviyede bilgi sahibidirler!

Geçmişi asırlar öncesine dayanan Kızılelma’ya verip veriştirenler, aydınlanmasına, düşünce sistemine ve lâikliğine hayran oldukları Fransa’nın millî marşı “La Marseillaise”in nakaratını herhalde biliyorlardır:

Melodisi çok güzel ama sözleri o nisbette felâket olan La Marseillaise’in nakaratında “Aux armes citoyens / Formez vos bataillons / Marchons, marchons / Qu’un sang impur / Abreuve nos sillons”, yani “Silâh başına vatandaşlar / Taburlarınızı kurun! / Yürüyelim, yürüyelim ki onların saf olmayan kirli kanları sabanların tarlalarımızda açtığı yarıkları sulasın” denir...

Fransız “Zalim askerlerin böğürtüsünü işitin... Kan dökelim, oluk gibi akıtalım...” diye haykırırken hiç kimse işgüzarlık edip “Aman ne kadar ayıp” diye düşünmüyor; bizde ise tarihî bir hatıranın, bir sembolün bahsinin geçmesi “Eyvaaaah!” dedirtiyor...

Kendi kültüründen uzak olmanın bundan daha mükemmel örneğini zor bulursunuz!