Gündem

Memleket Partisi'nde deprem! İstanbul örgütünde toplu istifa kararı

17 Mayıs'ta, CHP'den ayrılan Muharrem İnce'nin kurduğu Memleket Partisi'nin, İstanbul İl Yönetim Kurulu üyeleri Gürhan Dönmez ve Kağan Bahçekapılı'nın da aralarında bulunduğu 22 kişi istifa kararı aldı. Gürhan Dönmez, istifa duyurusunda İstanbul İl Başkanı Ertuğrul Güldever ve Genel Sekreter Hakkı Akalın’ı suçlayarak "Dünyayı itaat edenler değil, itiraz edenler değiştirir." ifadelerini kullandı.

Mevlüt Yüksel
Mevlüt Yüksel

Bir ay önce kurulan Memleket Partisi'nin İstanbul örgütünde yönetim kurulu üyeleri dahil 22 kişi istifa kararı aldı.

MUHARREM İNCE ANLAŞMAZLIKLARA ZAMANINDA MÜDAHALE ETMEDİ...

İnce’nin kurduğu Memleket Hareketi’nin partiye dönüşmesi sonrası özellikle İstanbul İl Başkanlığı ile bazı ilçelerde yapılan atamaların tabanda tepkiye neden olduğu ortaya çıkmıştı. Teşkilatlara yapılan atamalarda anlaşmazlıkların yaşanmasına Muharrem İnce’nin zamanında müdahale etmediği öne sürüldü.

Yaşanan anlaşmazlıkların ardından il eski yöneticisi Gürhan Dönmez ve beraberindekiler ortak açıklama yaparak zehir zemberek ifadeler kullandı. Dönmez yaptığı açıklamada, Memleket Hareketi İstanbul İl Başkanı Ertuğrul Güldever ve Genel Sekreter Hakkı Akalın’ı suçlayarak "Dünyayı itaat edenler değil, itiraz edenler değiştirir." ifadelerini kullandı.

2'Sİ İSTANBUL İL YÖNETİCİSİ 20 KİŞİ PARTİDEN İSTİFA ETTİ!

Memleket Partisi İstanbul İl Başkanlığı ile çeşitli ilçelerden 20 üyenin istifa ettiği toplantıda Gürhan Dönmez uzun bir açıklama okuyarak istifa gerekçelerini açıkladı. Dönmez'in açıklama metninde, "CHP'de yaşanan bu hastalıklı zihniyet maalesef bizim partimize de bu virüsü sokmuştu.” ifadeleri dikkat çekti.

İSTİFA AÇIKLAMASINDA AĞIR SÖZLER!

"Gördüm ki siyaset; kişilerin kendilerine rant, koltuk, makam ve menfaat sağladığı bir yermiş. Bu operasyonun içinde olan herkese söylüyorum. Sizin üzerinizde ah var ah! Beddua var sizin üzerinizde! Ben hakkımı helal etmiyorum, Haram olsun diyorum" ifadelerini kullanan Dönmez'in  açıklaması şu şekilde;

"Değerli Arkadaşlarım,

Dünyayı itaat edenler değil, itiraz edenler değiştirir. Bugünden yaklaşık 5 ay önce genel başkanımıza yapılan haksızlıklar sonucunda ortaya çıkan duruma ve memleketimizin, Atatürk’ ün kurduğu Cumhuriyet’in ve partisinin düştüğü bu duruma Atamızın Gençliğe hitabesinden aldığım güçle sonuna kadar mücadele etme kararı aldım. Muhtaç olduğum kudretin damarlarımda akan asil kanda olduğunu bilerek tamamen kendi hür irademle ve kimsenin referansı olmadan Memleket Hareketine katıldım. Sosyal medyada paylaşılan Whatsapp gruplarına katıldım. Bu gruplardan Beylikdüzü Memleket Hareketi kuruluş grubuna alındım.

Grup içinde bulunan arkadaşlarımızla süreç içerisinde 10 un üzerinde toplantı gerçekleştirdik. Ve son toplantımızda arkadaşlarımızın çoğunluğunun teveccühü ve yaptığımız demokratik seçimle İlçe Başkan adayı olarak belirlendim. Maalesef ne olduysa bundan sonra oldu. Hayatımda ilk defa bir siyasi partiye üye olarak, memleketim adına ve evlatlarımın geleceği adına bende taşın altına elimi koymak istedim. Ama gördüm ki siyaset; kişilerin kendilerine rant, koltuk, makam ve menfaat sağladığı bir yermiş. Bunların diğer partilerde olduğunu çok duymuştum ama bu hareket başka olacaktı. Umudum, inancım ve hislerim bu şekildeydi. Tamamen idealist ve vatan aşkıyla mücadele etmek istediğim partimizde de maalesef bu hesaplar birileri tarafından yapılmaktaydı. CHP'de yaşanan ne varsa bu hastalıklı zihniyet maalesef bizim partimize de bu virüsü sokmuştu.

Tamamen CHP'de bulunan ve menfaat çatışması sonucu oradan kovulan virüsü partimize yaymak isteyen tek dertleri makam, mevki ve kişisel menfaatleri olan, halen CHP ile bağlantısı devam eden bir grup beni, arkadaşlarımı, partimizin kurucular kurulu üyelerini itibarsızlaştırmak için her türlü kirli oyunu yaptılar. Hakaret, küfür, iftira ve hatta tehdide varacak boyutta kişilik haklarımıza saldırarak insanların partimizden soğumasını ve ayrılmasını sağladılar.

"BİR KISMI HALEN CHP'Lİ"

Bu insanlar ben harekete dahil olacağım dönemde nasıl bu partiden rant sağlarız, nasıl belediye meclisinde yer alırız, nasıl il yönetimi ve genel merkezle pazarlık yaparız diyen siyaseti meslek haline getirmiş insanlardır. Bir kısmı halen CHP belediyesinde çalışan, CHP üyesi olan kişilerdir.

Kendi içlerindeki insanları bile maddi olarak kullanma planları yapan insanlara maddi güçleriyle davranan ve gelecekte bugün yatıracakları paraları fazlasıyla alabileceklerinin vaadlerini veren insanlardır.

Bu insanlar İlçe Başkanı olmak istememe rağmen beni İlçe başkanlığına aday gösteren motive eden hatta seçimde benim lehime oy veren insanlardır. Ne zaman ki beni kullanamayacaklarını ve perde arkasından yönetemeyeceklerini anlamışlardır; işte o zaman beni ve destekleyen herkesi itibar suikastleriyle bitirmeye çalışmışlardır.

Asıl sorunlar zinciri ise bundan sonra başlamıştır. Bizler tüm grup arkadaşlarımızla birlikte bu durumu il başkanımız Ertuğrul beye ifade etmeye çalıştık lakin adil bir çözüm yolu bulunamadı. Hatta öyle bir çözüm sunuldu ki sanki bizler ödüllendiriliyormuşuz gibi bir sonuç ortaya çıkarıldı.

Seçilmiş olan benim görevi diğer gruba bırakmam karşılığında bana İstanbul il yönetim kurulu üyeliği teklif edildi. Ben bunu reddettim. Beni seçen ve bana güvenen arkadaşlarımı yarı yolda bırakmam benim insani duygularıma tersti. Ama Ertuğrul beyin 40 senelik bir CHP'li arkadaşı devreye girerek durumu iyice içinden çıkılmaz bir hale soktu. Ben partim daha fazla zarar görmesin diyerek ve istemeyerek bu çözümü kabul ettim.

Ertuğrul bey, Gürhan beyi benim yanımda arayarak "Merak etme Gürhancım, ben o diğer gruptaki arkadaşları zaten beğenmedim, onları gözüm tutmadı ama parti kurulurken herkese ihtiyacım var, şimdilik ilçe başkanı onlardan olsun fakat ilçe yönetim kurulu çoğunluğu Kağan kardeşimizin grubundan olacak" dedi.

Ve bu söyleme inanarak genel durumu kabul ettik. Ama maalesef bize verilen sözde durulmadı. Bugüne kadar yaşanılan süreçle ilgili ne benimle ne de başka arkadaşlarımla ne oldu anlatın bize diye bir görüşme gerçekleşmedi.

"BİZE SÖZ VERİLMİŞTİ..."

Bize ilçe yönetiminin eşit sayılarla kurulacağı dayatması yapılmaya başlandı. Biz bu tutuma anlam veremedik. Bize söz verilmişti. Kaldı ki rahmetli Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in çok güzel bir sözü vardır "Eşitlik her zaman Adaleti sağlamaz" Biz bu adaletsizliğe sonuna kadar karşı durduk. Partimize zarar verecek hizipçi, bozguncu menfaat gruplarının karşısında onurlu ve dimdik bir duruş sergiledik. Ve bu yapılanların hiçbirini hak etmedik.

Yaşanılan bunca haksızlığı en çok sizin anlayacağınızı düşünerek bu yazıyı size gönderiyorum. Aynı haksızlıkları ve süreçleri geçmiş siyasi deneyimlerinde yaşayan birçok arkadaşımın burada bir umut aradığını biliyorum. Ama bu haksızlıklar burada da devam edecekse bizim için artık Memleketimiz adına bir umut kalmamıştır.

"UMUDUM KALMADI"

 Ben kendi adıma bu partiye ve siyasete girmeyi; çocuklarımın özgür, adil, muasır medeniyet seviyesinin üzerinde bir ülkede yaşamasını istediğim için ve sadece bu partiyi umut olarak gördüğüm için istemiştim. Ama görüyorum ki artık memleketim adına bir umut kalmadı.

Aslında yazacak ve söylenecek o kadar çok şey var ki ama bunları burada yazmanın ne kadar anlamı var bilemiyorum. Amacımız asla ama asla partimizin kurumsal kimliğini yıpratmak ve partimize zarar vermek değildir. Amacımız, yıllarca haklılığına inandığımız ve her şartta savunduğumuz Muharrem İnce ve sonunda kısıtlı şartlarla hayata geçirebildiğimiz partimize zarar vermek değildir. Aksine bizim amacımız siyasal hareketimizin, bize yakışır, kirlenmemiş, kişisel menfaatlerini hareketimizin önünde tutmayacak kadrolarla inşa etmek çabasıdır. Bugüne kadar verdiğimiz savaşta buna paraleldir.

Belki bu yazıyı hiç okumayacak belki de okuyup bizleri ciddiye almayacaksınız. Olur böyle ufak tefek sıkıntılar diyerek göz ardı edeceksiniz belki de. Ama ben görevimi yapmış olacağım ve en azından Memleketim adına verdiğim savaşı tek başıma da kalsam devam ettireceğim.

Yukarıda yazdığım gerekçelerden ötürü İstanbul İl Yönetim Kurulu üyeliği görevimden istifa ediyorum.

Son sözüm; Bu operasyonun içinde olan herkese: 'Sizin üzerinizde ah var ah! Beddua var sizin üzerinizde! Ben hakkımı helal etmiyorum, Haram olsun diyorum' Saygılarımla"