Gündem

Koronavirüs "teoloji mikroskobu" altında...

Koronavirüs salgınından teizm mi, ateizm mi güçlenerek çıkacak? Bu tartışmaya katılan eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, kendisine gelen "Allah neden kötülüklere izin veriyor?" sorusuna bakın nasıl yanıt verdi...

İçerik: SuperHaber
İçerik: SuperHaber

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgınında hayatını kaybeden kişi sayısı yüzbine yaklaşırken, vaka sayısı ise bir milyonu aştı.

Kovid-19 virüsü nedeniyle bugüne kadar en fazla can kaybı Avrupa kıtasında görüldü. İtalya'da yaklaşık 16 bin, İspanya'da 13 bin, Fransa'da 8 bin, İngiltere'de ise 5 bin kişi bu korkunç pandemide hayatını kaybetti.

Salgın dünya genelinde sosyal ve ekonomik sistemi yerle bir ederken, inanç alanında bazı sorgulamaları ve tartışmaları da beraberinde getirdi.

Çeşitli kesimlerden "koronavirüs salgınının gençler arasında deizm ve ateizme ilgiyi artıracağına" dair yorumlar yapılmaya başlandı.

Bu değerlendirmelere en güçlü itiraz ise iyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'den geldi.

"ALLAH NEDEN KÖTÜLÜKLERE İZİN VERİYOR?" SORGULAMASI

Prof. Dr. Mehmet Görmez kurucusu ve başkanı olduğu İslâm Düşünce Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora öğrencilerine verdiği derslere bir süredir koronavirüs salgını nedeniyle internet üzerinden devam ediyor.

Prof. Dr. Görmez, bu hafta gerçekleştirdiği “Zor Zamanlarda İnanç Dünyamıza Etkileri” başlığını taşıyan son dersinde, hayat yolculuğu içerisinde karşılaşılan musibetleri inanç bağlamında ele aldı.

Bu süreçle birlikte "deizm ve ateizmin güçleneceği" tezine itiraz eden Görmez, içinden geçilen bu zorlu süreçlerin dinden kopmalar getirmeyeceğini aksine dine bağlılığı daha da artıracağı görüşünü paylaştı.

Görmez konuşmasında şu ifadeleri kullandı;

"Tarih bize göstermiştir ki bu gibi musibetler, salgın hastalıklar, depremler, kıtlık ve savaşlar birey ve toplumların inanç dünyalarında büyük sarsıntılar meydana getirmiştir. Dinî hayatlarını derinden etkilemiştir. Bu tarihen sabittir. Ancak tarihen sabit olan bir husus daha var ki dinî hayatı sağlam, inanç dünyaları güçlü, ahlaken mazbut toplumlar bu gibi sarsıntılardan en az etkilenmişlerdir.Bu gibi büyük salgınların tarihine baktığımız zaman bu tür büyük bulaşıcı hastalıkların, tarihin akışını değiştirdiğini, hızlandırdığını müşahede etmekteyiz. Bu tür hâdiseler fikir planında, düşünce sahasında, kültürel alanda geniş çaplı sorgulamalara yol açmış, hatta kadim olan inançları büyük oranda değiştirmiş, bitirmiş, yeni doğumları beraberinde getirmiştir. Bazen çok farklı hurafeler ortaya çıkmıştır. Buna iki örnek verebiliriz.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s. a.) veladetinden otuz yıl önce miladi 541 yılında dünyayı saran Jüstinyen vebası o zamanın iki büyük imparatorluğu, Roma ve Sasani imparatorluklarını çökme noktasına getirmiştir. (Bu olay) İslam’ın rahmet mesajının ve İslam fetihlerinin önünü açmıştır."


SALGINDAN TEİZM Mİ, ATEİZM Mİ SAĞ ÇIKACAK?

Koronavirüs salgını nedeniyle çekilen acıların bazı sorgulamalara neden olduğunu belirten ve bunun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Görmez, bu gibi zor zamanlarda bilhassa gençlerin sorgulama içine girebileceklerine dikkat çekti.

Kendisine de sıkça bu yönde sorular geldiğini belirten ünlü ilahiyat profesörü, "Gençler şöyle soruyorlar: Eğer 'Allah var ise ve Allah mutlak rahmet, mutlak adalet ve mutlak kudret sahibi ise niçin bu kötülüklere izin verir?' Her şeyin halikı o olduğuna göre niçin herkese zarar veren bu virüsü yaratır. Eğer bazıları onu biyolojik bir silah olarak laboratuvar ortamında ürettiyse Allah buna neden izin verir? Dahası, aslında kadim bir sorudur bu; Dünyada şer, kötülük niçin var? Elem, hüzün, acı, keder neden var? Masum çocuklar niçin ölür?" ifadelerini kullandı.

ALLAH'TAN KÖTÜLÜK GELİR Mİ?

Bu sorgulamalara karşın varlık âleminde "mutlak kötülük" olmadığını dile getiren Görmez sözlerini şöyle sürdürdü;

"Kötü vardır ama mutlak kötülük yoktur. Kötülük bizatihi bir varlık değildir. (Kötülük) Kendi zatıyla kaim bir varlık değildir. Ve hiçbir kötülük doğrudan Allah’a isnat edilemez. Ancak sonsuz hikmetlerle kötülüğün mahlûkat arasında bulunmasına izin verir. (Sebepleri var bunun.) Nasıl ki karanlık olmadan aydınlığı anlayamayız. (Nasıl ki) Batıl olmadan hakikati tanıyamayız. Zulüm olmadan adaleti fark edemeyiz. Kötülük olmadan da iyiliği idrak edemeyiz. Ancak hiçbir zulmün sebebini, hiçbir batılın varlığını ve hiçbir kötülüğü Allah’a isnat edemeyiz."

"Değerli gençler" diyerek, bu sorgulamaları aklından geçiren gençlere seslenen Mehmet Görmez, "Eğer yeryüzünde kötülük olmazsa yaratılışın gayesi kaybolur. Allah, iyiliği, adaleti, merhameti yeryüzüne egemen kılmayı bize görev olarak verdi; kötülüğü, zulmü, acımasızlığı ortadan kaldırmayı insanın varoluş gayesi olarak zikretmiştir. Hâl böyleyken (size soruyorum) bizim Allah’a dönüp sen niye kötülüğü yarattın, niçin kötülüğü önlemiyorsun, deme hakkımız olur mu? Dünyada hiç kötülük olmasaydı insana irade ve özgürlük verilmezdi. İnsan iyi olmakla kötü olmak arasında hatta mümin olmakla kâfir olmak arasında muhayyer bırakılmazdı, tercih hakkı verilmezdi." dedi.

"HASTALIKLAR BAZILARINA KEFARET, BAZI KULLARA RAHMETTTİR"

Bireylerin ve toplumların karşı karşıya kaldıkları musibetlerin, hastalıkların bir anlamı ve hikmeti olduğunun özellikle altını çizen Prof. Dr. Mehmet Görmez açıklamalarına şöyle devam etti;

"Hastalıklar insanın yaratılış gayesine hizmet ederler. Hastalıklar, yaratılışımızın hikmetini bize hatırlatan birer ilahî ikazlardır. Hastalık olmadan sıhhat, sağlık ve afiyetin kıymetini bilemeyiz. Hayatta korku, kaygı ve endişe olmadan güven, eman ve emniyetin kıymetini bilemeyiz. Hastalıklar, sadece birer ilahî ikaz değildir. Bazı kulları için rahmettir. Bazı kullarının günahlarına kefarettir. Bazı kullarının ise derecelerini yükseltmek içindir. Bazen hastalıklar insanlığı daha büyük musibetlerden korumak içindir. Bazen kendisini ve Rabbini unutanlara hatırlatmak içindir. Bazen makam-mevki, mal-mülk gibi değer ve kıymet verdiğimiz nice şeyin hiçbir değerinin olmadığını göstermek içindir. Bazen de bir nefes sıhhat gibi değer ve kıymet vermediğimiz nice şeyin ne kadar değerli olduğunu göstermek içindir. Nitekim iki asırdır yaptığı peş peşe devrimlerle tabiatı esir alıp hoyratça talan eden, icat ettiği kimyasal silahlarla dünyayı tehdit eden, yeryüzünü masumlara dar eden, dünyada yaptığı bozgunculuk yetmezmiş gibi uzayda kendine egemenlik arayan insanoğluna küçücük bir virüs ne büyük dersler veriyor."

Ayrıca, koronavirüs salgınını hayatlarımız için milada dönüştürebileceğimizi hatırlatan Görmez, "Bugün elimizdeki tüm fidanları dikme günüdür. İhmal ettiğimiz gönüllere merhamet fidanları dikme günüdür. Fidan sadece ağaç değildir. Bugün yetime, miskine, fakire ulaşma günüdür." diyerek sözlerini tamamladı.