Gündem |

Medya magazin turbo kapitalizm

Şenol Göka SuperHaber'e yazdı

Medya Magazin Turbo Kapitalizm

Günlük hayatla doğrudan ilişkisi olan kültür, sanat, siyaset ve sosyolojide, bir kelime sözlük anlamından daha farklı anlamlara gelebilir veya daha derin anlamlar içerebilir. Bu durum, o kelimenin magazinidir, yani özelleşmiş, özelleştirilmiş halidir. Zira magazin, sözlüklerde tam öyle yer almasa da, iletişimle haşır neşir olan kişilerce; bir şeyin, kişinin ya da durumun yaygın şekilde bilinen haliyle değil, pek bilinmeyen, öne çıkmayan, arka planda kalan haliyle ele alınması olarak tanımlanır. Bir bakıma kamera arkası, mikrofon gerisi, kadraj dışıdır ya da yeme içme dinlenme molası, devre arası, hafta sonu tatili, mesai sonrasıdır. Bunların izlenmesi, yayılması; ortamı yumuşatma, sıcaklaştırma, dahası hayata tutunma, onu her türlü zorluğuna rağmen anlayışla karşılama, yükünü hafifletme çabasıdır. Sanıldığı ve çoğu zaman söylendiği gibi, laubalilik, özensizlik, sululuk, şımarıklık, ciddiyetsizlik değildir. Özel hayata müdahale ile hiç ilgisi yoktur.

Birçok insan, hatta kitleler tarafından tanınan politikacı, sanatçı, bilim adamı, bürokrat vs. bilinen özelliklerinin dışında ne ile özel olarak ilgileniyor ve uğraşıyorsa, bunlar magazinin konusudur. Bir başka ifadeyle; ilişkilerin daha sağlıklı işleyebilmesi için oluşturulan iş bölümünün kurumsal olarak gerekli kıldığı unvanların, tabiri caizse görev tanımının dışında kalan insani hallerin ortaya çıkartılmasıdır magazin. İnsani olana vurgu yapıp öne çıkartmasıyla, birlikte yaşama becerisine katkıda bulunacak anlayışın gelişmesini sağlar. Biraz yalnızlık halidir, kendi kendine ya da sırdaş kabilinden çok yakın çevresiyle birlikte olmasıdır tanınmış insanın… Birebir insanınkiyle aynı olmasa da bir marka, bir kurum veya bir durum için de magazin açısından benzer sonuçlar çıkartılabilir. Sözlük tanımı dışında magazin kavramının samimi kaygılar taşıyan, sorumluluk sahibi iletişimcilere nam-ı diğer medya mensuplarınca algısı özetle böyle olmasına karşın, magazin adına ortalıkta kol gezen, dolayısıyla bütün kamuyu meşgul eden pervasızlık, edepsizlik, hayasızlık ve sorumsuzluk anlaşılır gibi değil. Sanki hepsi belli bir merkezden yönetiliyormuşçasına, magazine konu olan her şey abartılı bir şekilde, olması gereken insanilikten çok uzak bir yere götürüldü. Bu tutumla amaçlanan şey, görünenden daha derin ve kalıcı etki etmesi beklenen, öne çıkartılan olayların veya kişilerin bizzat kendilerinden farklı bir şey olmalı…

Genel kanı ya da genel kabul, yapısı gereği magazine konu olan şeylerin, yaygınlık kazanmış bilinen özelliklerinin dışında olması hasebiyle tali, yani ikinci planda kalması yönündedir. En azından magazin haberlerinden beklenti bu yöndedir. Son zamanlara kadar bazı istisnalar olsa da genel durum böyleydi. Olumsuzu yaygınlaştırmamak ve kötüye özendirmemek adına genel ahlaka aykırı olaylardan ve ifadelerden titizlikle kaçınılırdı. Medya, magazini, hayata bir hoşluk katmak için insani olanı kendi sınırları içinde kendi etiğine uygun bir şekilde yoğurarak kamuoyuna sunardı.

Bugün her şey medyatik olmaya başladığından veya medyatik olana dönüştürüldüğünden, ikinci planda tutulması gerekenler birinci plana taşındı. Bu arada, her türlü yüzeyselleştirici özelliğine rağmen, medyada yer almakla, bir sistemi ve bir anlayışı işaret eden medyatik olmayı birbirinden ayırmakta yarar var. Toplumun bütün kesimlerine aynı anda hitap eden medya, ortalama kabul edilebilecek belli bir düzeyi temel alarak içerik oluşturmak zorunda kaldığı için, ister istemez bir süre sonra kendi ortamını, yani medyatik olanı yaygınlaştıracaktı. Hemen anlaşılacağı gibi, medyatik ortamda tali olan hızla ön sıralara, hatta en ön sıraya gelir, dolayısıyla en önemli, ilgilenilmesi gereken en ciddi şey olur.

Büyük bir ihtimalle bu yüzden, günlük hayatı doğrudan ve derinden etkileyecek gelişmelerin yaşandığı zamanlarda bile, magazinin konusu olabilecek, hatta edep ve adap dışılığı dolayısıyla magazine bile konu olamayacak şeyler, gündemin önemli bir bölümünü meşgul etmektedir. Önceleri ciddi, belki de biraz gergin bir görüşmede, durumu yumuşatmaya çalışan ya da konunun ağırlığına pek uymayan örnekler veren birine “meseleyi magazinleştirmeyin” uyarılarında bulunulurdu. Şimdilerdeyse, magazin konuları çok ciddi tartışmalara yol açan gündemler oluşturduğundan, magazin dışı konular hayati önem taşısa da gündemin gerisinde kalmaktadır. Öyle ki, siyasetin, hatta uluslararası siyasetin gündemi bile ağırlıklı olarak magazinel boyuttan oluşmaktadır. Siyasi rakipler ya da siyasi partiler, karşılıklı eleştirilerini – tabii buna eleştiri denebilirse – magazine konu olabilecek ayrıntılar üzerinden ağır bir şekilde yöneltmektedir.

Durumun ülkemizde bu noktaya gelmesinde, zaman içinde sinsice önemli bir medya gücüne ulaşan, uluslararası işbirlikçi FETÖ’nün rolü göz ardı edilemez. Yapısı, olanı biteni körüklemeye, abartıp büyütmeye çok müsait olan medya, FETÖ için, magazinin kültür, sosyoloji ve siyaset üzerinde esas konuma getirilmesinde olağanüstü imkanlara sahip iyi bir fırsattı. Kaset komplolarını, ısmarlama haberler ve atlatma başarılarını, terfi, kadrolaşma ve yargı kumpaslarını, reyting ölçümü ve reklam numaralarını toplumu darmadağın etmede kullanan FETÖ elinde bulundurduğu medya organları vasıtasıyla giriştiği algı operasyonlarında güç gösterisini, itibar cellatlığını son haddine vardırarak bu sürecin önemli aktörlerinden biri oldu. Sanki geleneksel yapıyı dini hassasiyetle oynayarak yıkmayı hedeflemiş, milli ve vatani olanı, magazin anlayışının çok rahatlıkla hakim olacağı, maneviyattan yoksun seküler bir alana dönüştürmüştü. Artık amaca ulaşmada her yol mübahtı, haram yoldan amaca göre helallik oluşturulmuştu. Kamuya yansıyan soruşturmalardan, duruşmalardan, iddianamelerden, tutanaklardan bu konuda yeterince malumat sahibi olmak mümkün. Hala, mahkemelerde, hainliklerini magazinleştirecek nitelikte ve karikatürize denebilecek ifadelerde aynı yolla, aynı amaca hizmet edildiğine tanık oluyoruz. Algı sahtekarlığı farklı bir boyutta sürdürülmek isteniyor. İhanet ve ülkenin geleceğinden yapılan hırsızlık soytarılığa vurdurularak değersizleştirilmek istense de hiç şüphesiz, en ağır şekilde cezasını bulacaktır, bu ayrı. Yine de insan düşünmekten kendini alamıyor:

Bir süre önce dünyanın gidişatını özetlemek için Alev Alatlı tarafından “turbo kapitalizm” diye bir kavram gündeme getirildi. Yiğit Bulut’un dediği gibi, bütün bu yaşananlar; toplumu maneviyatsızlaştırma, her türlü değeri göz ardı ederek çıkarcılığa ve elde etmeye yönlendirme şeklinde özetleyebileceğimiz bu hükmetme anlayışının acımasız bir oyunu olabilir mi..!? Felsefesiz bir dünyada herşey en büyük çıkarcının çıkarına uygun halde yaşanıyorsa, elbette mümkündür.

Bir magazinleştirme furyasından böyle bir sonuç çıkartılabilir mi? Artık herşey mümkünse bu da mümkün. Çıkartılabilir.

Şenol GÖKA