Gündem |

'Zerre farkları yok'

Habertürk yazarı Kübra Par, bugünkü köşesinde, koronavirüs salgını döneminde sık sık TV ekranlarında boy gösteren Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu ve Dr. Serdar Savaş'ı sert sözlerle eleştirdi. Par, ikili arasında zerre fark olmadığına vurgu yaparak, doktorların asıl dertlerinin 'doktorluk değil şöhret' olduğunu vurguladı.

Gazeteci Kübra Par, Habertürk gazetesindeki bugünkü köşe yazısında, koronavirüs salgını boyunca çeşitli televizyon kanallarında boy gösteren ve girdikleri polemiklerle sık sık gündeme gelen Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu ve Dr. Serdar Savaş'ı sert sözlerler eleştirdi.

Par, ikili arasında zerre fark olmadığına vurgu yaparak, doktorların 'asıl dertlerinin doktorluk değil şöhret olduğunu' vurguladı.

İşte Par'ın ''Mehmet Çilingiroğlu ile Serdar Savaş'ın zerre farkı yok'' başlıklı o yazısı;

''Korona döneminde kimi kanalların vazgeçilmez konuğu haline gelen Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu’nun asıl derdinin doktorluk değil şöhret olduğunu yazmıştım.

Yazdığımdan beri beni haklı çıkaracak o kadar saçma şey yaptı ki sonunda “Delidir, ne yapsa yeridir” deyip geçmeye karar verdim.

Zaten maske ticaretine girince amacının milletin güvenini istismar edip cebini doldurmak olduğunu herkes anlamış oldu.

Ama Çilingiroğlu türünün tek örneği değil.

Önceki gün bir başka şovmen doktor Serdar Savaş, Fatih Altaylı’nın programında ortalığı birbirine kattı.

Güya YKS sınavının salgın açısından çok tehlikeli olduğuna dikkat çekecek. Sakin sakin bilimsel temellere dayandırarak derdini anlatmak yerine bağırıp çağırıyor. Rakamları şişiriyor. Diğer konuklara hakaretler yağdırıyor.

Kendi doğrularını savunmanın da bir adabı üslubu olur. Fikrin yeterince güçlüyse bu kadar çırpınmana gerek yok ki, anlat, kimin doğru kimin yanlış fikri savunduğuna bırak izleyici karar versin...

Ama maksat halkı bilgilendirmek değil salgını fırsata çevirip TV şöhreti olmak olunca iş şirazesinden çıkıyor.

Aslına bakarsanız, hükümete yakın kanallarda baş tacı edilen Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu ile başta Halk TV olmak üzere muhalif kanallarda baş tacı edilen Dr. Serdar Savaş arasında zerre fark yok.

İkisinin de derdi bilim değil şov yapmak.

İkisi de kamera görünce kendini kaybediyor.

İkisi de siyasi kutuplaşmayı fırsat bilip politik göndermelerle taraftar toplamaya çalışıyor.

İkisi de megaloman, başka fikirlere zerre kadar saygı göstermiyor.

İkisi de diğer meslektaşlarına hakaret ederek prim yapmaya çalışıyor.

İkisi de verileri abartarak, felaket tellallığı yaparak gündemde kalmaya çalışıyor.

İkisi de salgın biter de televizyonlardan davet gelmezse diye korku içinde...

Bu arada bir de yayın terk etme modası başladı.

Mikrofonunu atan “eyvallah” deyip gidiyor.

Ne programı yapan gazeteciye, ne seyircilere, ne de kamera arkasında yayına emek verenlere saygıları yok.

Çünkü biliyorlar ki bunu yaptıklarında sonraki gün tüm manşetler onları bir kahraman gibi yazacak.

Hele bazıları “Beni bilmem kimle niye yayına çıkardınız” diye atarlanmıyor mu işte o düpedüz artistlik çünkü prodüktörlerimiz bir konuğu davet ederken programa başka kimlerin katılacağını ve hangi başlıkların konuşulacağını baştan söylüyor. Kimlerle yayına çıkacaklarını bilerek kabul ediyorlar yani.

Pandemi bitip program teklifleri azalınca ne yapacaklar gerçekten merak ediyorum...''

YAZININ ORİJİNAL METNİ İÇİN TIKLAYINIZ...