online visitors
5 Ağustos 2020
25 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
9 dk
Yatsı'ya kalan süre
İmsak 04:15 Güneş 05:57 Öğle 13:15 İkindi 17:08 Akşam 20:23 Yatsı 21:58

Merve Şebnem Oruç

Koronavirüs: Biyolojik silah mı? Dünyanın sonu mu geldi?

Kim derdi ki 2020’de dünyayı sarsan yeni bir salgınla topluca mücadele etmek zorunda kalacağız?

2019 sonunda Çin’de ortaya çıkan yeni tip koronavirüs (COVID-19) vakaları 2020 ilerlerken tüm dünyada artıyor. Artan ölüm sayılarıyla birlikte iş ciddiye biniyor; hastalığı hafife alanların sayısı azalıyor. Öte yandan da bu salgını, biyolojik bir silah, dünyanın sonu, yeni tarihin başlangıcı gibi görenlerin sayısı artıyor.

Hatırlamak lazım ki, dünya COVID-19’dan önce de, kuş gribinden domuz gribine, SARS’tan MERS’e ve Ebola’ya pek çok ölümcül virüs salgınları atlattı. Salgınların her biri farklı koşullara sahip olsa da, bulaşıcılığı ve ölümcüllüğü farklı farklı olsa da, dünya hepsinin üstesinden gelmeyi başardı.

Mevsimsel Grip

Örneğin mevsimsel grip… Bugüne kadar çok sayıda insanın yaşamını kaybetmesine neden olan ve belirtilerinin benzerliği nedeniyle çoğu kişi tarafından soğuk algınlığı ile karıştırılan mevsimsel grip hemen her yıl yeni bir baskın yapıyor. Ve fakat gelen virüslerin hiçbiri birbiriyle aynı olmaması nedeniyle insanoğlu bu virüse tam bir bağışıklık geliştiremiyor.

Verilere göre mevsimsel grip her yıl yaklaşık bir milyar insanı etkiliyor ve bunların beş milyona yakını hastalığı ağır şiddette geçiriyor. İstatistiklere göre, yılda 300 ila 650 bin arası insanın ölümüne neden olan gribin hastalardaki ölüm oranının binde bir olduğu belirtiliyor.

Nasıl bir mutasyon sonucu nasıl bir grip virüsünün yolda olduğunu tahmin etmek pek kolay olmasa da, uzmanlara göre yine de bu kısmi olarak başarılıyor ve o yıla özgü aşılar geliştiriliyor. Kesin tedavisi olmasa da, etki edici ilaçlar ve anti-viral tedaviler sonucu grip virüsünün yayılması ve şiddeti azaltılıyor. Ayrıca hemen herkesin geçmişinde geçirdiği bir grip hastalığı olduğu için, vücudumuzdaki kalıntı bağışıklık bir şekilde griple mücadele ediyor.

1918 İspanyol Gribi

Uzmanlar, tarihsel olarak incelendiğinde, geçtiğimiz yüzyılda yeni virüs tiplerine bağlı olarak 10-40 yıl arayla ortaya çıkan ölümcül 4-5 grip salgınından bahsediyor. 20. yüzyılın bilinen ilk ve en ağır salgını olan 1918-19 yılındaki H1N1 virüsünün dünyada her üç kişiden birine bulaştığı ve yüzde ikilik ölüm oranıyla en az 50 milyon insanın ölümüne neden olduğu söyleniyor.

1918’deki H1N1 salgınına İspanyol Gribi denilse de bilinen ilk vaka ABD ordusunda ortaya çıkmış. Virüsün tam olarak çıktığı yer bilinmese de, insana kuş gibi uçan hayvanlardan geçtiği biliniyor.

Serbest dolaşımın, yüz yıl önce bugüne kıyasla çok daha az olduğunu düşünerek nasıl bu derece yayıldığını sorabilirsiniz: Cevaben virüsün 1. Dünya Savaşı’nda cepheden cepheye giden askerler vasıtasıyla dünyaya taşındığı söyleniyor. Dönemin hijyen ve sağlık koşulları, savaş şartları, tıp araştırmalarındaki gerilik ve toplumsal yoksulluk nedeniyle, salgının yayılması çok daha hızlı artıyor.

2009 Domuz Gribi

Atası 1918 İspanyol gribindeki H1N1 olan virüs, hatırlayacağınız üzere 2009 yılında bir kez daha, bu kez Meksika’da ortaya çıktı ve dünyaya yayıldı. Domuzdan insana geçtiği için “domuz gribi salgını” olarak da bilinen salgın, 191 ülkede en az altı yüz bin insanın hastalanmasına ve ortalama 18 bin kişinin ölümüne neden oldu.

Nisan 2009’da başlanan H1N1 ilaç araştırmaları Aralık 2009’da sonuç verirken salgının bitiş tarihi olarak 2010’un Ağustos ayı veriliyor.

2002-2004 SARS virüsü salgını

Bir başka tip koronavirüs olan SARS ise 2002 sonunda, yine Çin’de ortaya çıkmıştı. Yine yarasadan insana geçtiği öne sürülen SARS da COVID-19 gibi solunum yolları aracılığıyla bulaşırken %10’un üzerindeki ölüm oranıyla fazlasıyla ölümcül ve tehlikeli olarak kaydedilmişti. Yine de COVID-19’dan farklı olarak dünyada görülen vaka sayısı 8 bin civarında, ölüm sayısı ise 800 civarında kaldı.

SARS da aylar içinde Asya, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika’ya yayılmıştı. Çin o dönemde de salgını önlemekte yavaş ve etkisiz kaldığı için eleştirilmişti. SARS 2004’ten beri bir daha görülmedi. İlacı üretildiğinde SARS çoktan ortadan kaybolmuştu.

Görüldüğü dönemde, SARS ile ilgili de komplo teorileri üretilmişti. Bazı Rus bilim adamları dahil pek çok kişi, böyle bir virüsün doğal olmadığını, ancak laboratuvar koşullarında üretilmiş olabileceğini söylemişti.

MERS virüsü

Öte yandan, yarasadan develere ve oradan insana geçtiği söylenen bir başka koronavirüs olan MERS, 2012, 2015 ve 2018 yıllarında farklı farklı ülkelerde tekraren ortaya çıkarken, bugün itibarıyla toplamda Suudi Arabistan, Katar, Mısır, BAE; Kuveyt, Umman, Cezayir, Türkiye, İngiltere, ABD; Çin, Tayland gibi 24 ülkede görüldü.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından olası bir küresel olarak görülen MERS’te bugüne kadar bilinen vaka sayısı 2500 civarında iken ölüm oranının 900 civarında olduğu biliniyor. Sayılara baktığımızda MERS, %35 gibi bir ölüm oranı ile en ölümcül virüslerden biri olarak kabul ediliyor.

Ve Ebola…

2013 Aralık ayında Gine’de ortaya çıkıp Mart 2014’te salgına dönen Ebola, 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika’yı yaktı geçti.

Ebola aşırı derecede ölümcüldü. Görülen 28 bin 500 civarındaki vakanın 11 bin 500’e yakını ölümle sonuçlandı. Yani ölüm oranı %50 idi.

Ter ve kan gibi vücut sıvılarıyla bulaştığı için COVID-19 ve yukarıda örneklediğimiz diğer virüs tipleri gibi bulaşıcılık oranı yüksek değildi ama Liberya, Gine ve Sierra Leona gibi Afrika’nın halihazırdaki zor koşullarını yaşayan ülkelerde çok sayıda ölüme ve sosyoekonomik krize yol açtı. Bugün hala bir tedavisi ve ilacı olmayan Ebola en son 2016 Haziran’ında görüldü.

Sonuç itibarıyla…

Korkutucu bir küresel bir salgınla ve büyük bir sağlık krizi ile karşı karşıya olsak da, COVID-19’un beraberinde büyük bir sosyoekonomik krizi de beraberinde getireceği öngörülse de, ne dünyanın sonu geldi ne de daha önce eşi benzeri görülmemiş bir durumla mücadele ediyoruz.

İnsan ırkının ve dünyanın geleceğini şekillendirmek isteyenlerin ürettiği bir biyolojik silah da değil karşımızdaki. Sıklıkla söylendiği üzere, bu yeni tip bir koronavirüs… Yani koronavirüs ilk kez karşılaşılan bir virüs çeşidi de değil.

Sadece merkezi hızlıca Batı’ya, yani endüstriyel toplumun kalbine taşındığı için, küresel etkisini çok daha sert hissettiğimiz bir virüs salgınıyla karşı karşıyayız. Bu tip virüsler sadece son yüzyılda bile çok can aldı. Kalıcı bir ilacı ve tedavisi henüz bulunmadığı için viral hastalıklar can almaya da devam edecek.

 

Yorumlar
Diğer Yazıları