Gündem

Kılıçdaroğlu: İçişleri Bakanı'nın Saygı Öztürk'ten özür dilemesi lazım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, gazeteci Saygı Öztürk’ü, AK Parti Milletvekili Bahar Ayvazoğlu'yla ilgili iddialarından dolayı namussuzlukla suçlamasına ilişkin Kılıçdaroğlu, "Saygı Öztürk saygın ve duayen bir gazetecidir, fikri takip yapar. Bütün haberlerinin arkasında durmuştur. Namus bunun neresinde? Saygı Öztürk yazdıysa doğrudur. İçişleri Bakanı'nın Saygı Öztürk'ten özür dilemesi lazım" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

"Bu ülkede hoşgörüyü, kucaklamayı, özgür düşünmeyi sağlayacak bir mücadele yürütüyoruz. Bizim mücadelemiz bir hak ve ahlak mücadelesidir.Türkiye’de ne yazık ki bazı vatandaşlar için zor durumlar da görebiliyoruz. Bursa’da bir sel felaketi yaşandı, 5 vatandaşımız vefat etti. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum."

"Arkadaşlarımız bölgede vatandaşlarımızla ilgileniyorlar. Zor durumda düşen tüm vatandaşlarımızın yanındayız. Daha önce 19 ilde milletvekillerimiz çifçilerle bir araya geldi. Onların raporlarını okuyoruz."

"İSTANBUL'DA HEP BİRLİKTE TARİH YAZDIK"

"Bugün 23 Haziran. 23 Haziran’da İstanbul seçimleri yenilendi. Bugün Büyülşehir Belediye başkanımız İstanbullular ile bir araya geldi. Arkadaşlarım benden bir mesaj vermemi istediler.Sevgili İstanbullular, değerli yol arkadaşlarım, Bizler, Mart’ın sonu bahardır sloganıyla yola çıktı. Dilimizde baharın coşkusu ve insan sevgisi vardı. Halka yardım edecek ve sorunları çözecek adamın ismi Ekrem İmamoğlu’ydu. Mart’ın sonu bahar oldu ve İstanbullular İmamoğlu’nun başkanlığını onayladılar ama önümüze engeller kondu. Aynı zarfa aynı kişi tarafından 4 pusulanın 3’ü geçerli, 1’i geçersiz kabul edildi. Sandılar ki insanlar vazgeçecek. Tüm demokratlar, tüm İstanbullular seçime kilitlendi."

"Bu sefer İstanbullular, 800 bini aşan farkla İmamoğlu’nu yine seçtiler. Burada kazanan İstanbul, kaybeden bir avuç yargıç oldu. Hep birlikte bir tarih yazdık, zalimin zulmüne boyun eğmedik. Dik ve onurlu duruşumuzla her şey çok güzel olacak dedik ve tüm dünyaya demokrasiden yana olanların kazandığı mesajını verdik. Şimdi sevgi, hoşgörü ve kucaklaşlaşma zamanı.Bu milletin sağduyusuna hep güvendik. Elbette ki baskıyı kurumsallaştırmak isteyenler baskıyı artıracak bir yol bulmak isterler. Bunlardan biri de yargı kurumu. Türkiye’de herkesin bildiği bir gerçek var. Yargıya olan güven en diplerdedir.Bunu ben değil, Yargıtay Başkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve vatandaşlar söylüyor. Yargıyı, savcıyı kontrol altına aldılar sırada şimdi savunma var. Anayasa’ya göre barolar kamu tüzel kişiliği niteliğindendir."

"MANSUR YAVAŞ'IN ÇADIRININ AÇILMASINA İZİN VERMEYENLERİN DE GÜN GELECEK AVUKATA İHTİYACI OLACAK"

"Aynı ülkede iki tane merkez bankası olmaz. Bir ilde bir tane baro olur. Savunma kutsal bir makamdır. Orada Mansur Yavaş’ın çadırının açılmasına izin vermeyenler unutmasın ki gün gelecek sizin de avukata ihtiyacınız olacak. Avukatlık mesleği sıradan bir meslek değildir. Bizim yapacağımız ilk yargı reformunda savcı ile avukat aynı düzeye inecek. Hakimle savcı yan yana olmaz. Ama dürüst ve vicdanlı hakim olacak. Adaleti dağıttığına vicdanen karar verecek."

"Yargıyı kontrol altına aldılar, savcıyı da kontrol altına aldılar. Sıra geldi savunmayı kontrol altına aldılar. Bunun için efendim kanun çıkaracağız, neymiş baroları parçalayacaklarmış. Başka işin mi yok senin? Anayasaya barolar kamu tüzel kişiliği niteliğindedir."

"Biz baroların yürüyüşünü saygıyla karşılıyoruz. İşsizler yürüyor, gençler yürüyor. Biz de Adalet Yürüyüşü yaptık. Dünyaya mesaj verdik, 'Adalet arıyoruz' diye. Adaletin ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Bilmeyenler kendini Firavun yerine koyanlardır. Onlarda vicdan yoktur, onlarda ahlak da yoktur. Kim konuşuyor ve onu rahatsız ediyorsa tek bir şey yapıyorlar, onu ezin. Halkı baskılayamazsınız. Barolar da hak arıyolar, onlar da yürüyecek. Anayasa gayet açık, silahsız ve saldırısız olduğu sürece hepsinin yürüme hakkı. Silahları mı var? Bir yere mi saldırdılar? Dünya böyle bir örnek görmedi, Türkiye de böyle bir örnek görmedi. Sonunda girişimler oldu, şimdi avukatlar yürüyorlar. Beni derinden sarsan olay ise Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın bu olaya karşı takındığı farklı tutumdur. Adalet, savunma... En başta o savunacak."

 "SAYGI ÖZTÜRK YAZDIYSA DOĞRUDUR"

"İçişleri Bakanı gazeteci Saygı Öztürk’ü ağır bir şekilde suçladı. Saygı Öztürk saygın ve duayen bir gazetecidir, fikri takip yapar. Bütün haberlerinin arkasında durmuştur. Saygı Öztürk yazdıysa doğrudur. İçişleri Bakanı'nın Saygı Öztürk'ten özür dilemesi lazım."

"NAMUS BUNUN NERESİNDE?"

"TBBM'ye gelip 600 milletvekilinin yüzüne bakıp, "tarasfız olacağıma dair namusum ve şerefim üzerine and içerim" diyen bir insan, bugün bir partinin genel başkanlığını üstleniyorsa namus bunun neresinde?"

SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE EREN ERDEM

"Selahattin Demirtaş, Eren Erdem ile ilgili AYM karar verdi. Biz yargıdan yargıçtan zaman zaman şikayet ediyoruz ama elbette ki TC'de saygın hakimler ve savcılar var. Adaleti savunan, vicdan sahibi, yargıda yargıçların kararlarda istikrar sağlanmasında katkıda bulunan saygı değer hakimler var. Demirtaş için, tutukluluğunun makul süreyi aştığı ve anayasanın 19. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi AYM. Aynı şekilde Eren Erdem için de kişi hürriyeti ve güvenliği hakının ihlal edildiğini söyledi."

"Selahattin Demirtaş tam 4 kez tahliye kararı verilen ve her seferinde karar uygulanmayan ve sürekli içeride tutulan bir siyasetçidir. Düşüncelerini beğenirseniz veğenmezsiniz ayrı bir şey. Ama bir insanı haksız hukuksuz bir şekilde, içeriye atarsanız tahliye kararlarını uygulamamak içn elli dereden su getirir tekrar içeri atarsanız toplumun vicdanı kanar. Adalete bu kadar zulm etmeyin. Tahliye kararı alındıysa uygulayacaksınız. Bu dikta yönetiminin yansımalarıdır."

Yorumlar
Günün Videosu
Malatya'da esnaflık yapan bir kişi, dükkanındaki asma kata çıktı. Asma katın ağırlığını taşıyamadığı adam, alt kattaki oğlunun üzerine düştü. O anlar iş yerinin güvenlik kamerasına anbean yansıdı.